Pancu'suz Sarajevo Maçı


Bundan tam 11 yıl öncesiydi. Beşiktaş, 100. Yılında görünürde iyi bir kadro kurmuştu ama o kadroya “iyi” dedirten oyuncuların birçoğu sakattı veya hazır değildi: Sergen, İlhan Mansız, Pascal Nouma…

Ancak bir adam, henüz adının bile doğru söylenmediği “Pançu mu? Pançu bizim oralarda ayyaş demek, bana Panku diyin” diyen Romen bir çocuk, Beşiktaş’ın o sezon takım olarak “mükemmele geçiş” sürecinde çok kilit bir rol oynamıştı. Daha sonra bugünün futbolunda değerleri 30 milyondan başlayan “hücuma kırılan orta saha” rolünü alacak olsa da, ilk haftalarda santrfor rolüyle giden birçok maçın kahramanı… Daniel Pancu…

Beşiktaş’ın, bugünlerde yine “o günlerini” hatırlatan bazı sinyaller vermekte. Özellikle Trabzonspor karşısındaki ne yaptığını bilen, gerekli zamanda hücum hamlesini yapıp, aslında ilk dakikadan beri yakın durduğu galibiyeti alıp gidebilecek bir takım vardı. Aslında bugün de ilk yarım saatlik bölümdeki Beşiktaş, kaldığı yerden devam ediyor gibiydi. Ancak daha sonra vites boşa alındı, ciddi konsantrasyon kaybı yaşandı ve daha ikinci yarının başında, epey de uyduruk penaltıyla yenen gol, Trömsö’yü hiç değilse güven açısından maça döndürdü.

Önder Özen, “Pedro Franco bugün topla muhteşem ama topsuz oyunda, savunmada kötü; ama 1.5 yıl içinde atletik departman sayesinde Lugano yapıp, La Liga’ya satacağız” demişti. Ancak Escude bu şekilde paspas, kilim vb reklamlarda boy gösterecek olursa, o 1.5 yılı beklemeye pek fazla gerek yok. Sol beke daha bir topu bilen ve daha özünden bir “sol bek” transferi yapılır da stoper bölgesine Franco eklenirse, Beşiktaş’ın “oyun kontrolü bende kalsın” planı bugüne nazaran daha etkili işleyebilir.

Penaltı ve bireysel hata… Aslında işin savunma tarafında çok problem yok, hele de Atiba Hutchinson’ın böylesine bir adam çıkmasıyla. Beşiktaş’ta şimdilik ciddi gözüken sorun, hücumdaki yaratıcılık, tehditkar olamamazlık sorunu… 100. Yılın Beşiktaş’ında da o sorun mevcuttu ilk haftalarda, ama Pancu’su da vardı… Yine bu maça çok benzer şekilde işleyen, takımdaki kopukluk yüzünden koparılamayan maçta, iki atakta iki gol atan Sarajevo’ya ekmeğini taştan çıkararak direğin dibine “sol ayağıyla” füzeyi çıkaran Pancu… Sonraki turlarda Dinamo Kiev maçında yenen gol sonrası reaksiyon, Slavia Prag maçında da kilit açıcı golü atan Pancu…

Pancu olmak zordur aslında, ki mevcut kadroda o modelde; işler pek iyi gitmezken bir şekilde gol, aksiyon yaratacak oyuncu pek fazla yok. Biraz Olcay Şahan… Ama adaylar da yok değil: Oğuzhan ve özellikle hazırlık kampında o izlenimi veren Muhammed Demirci, hatta düzelirse Sezer Öztürk. Kabul etmek gerekirki, 10 numara pozisyonundaki Manuel Fernandes’te o büyü eksik… Forvet arkasında oynatıldığı zaman bile, bir "Pablo Martin Batalla" tehdidini yaratamıyor. Onun fark yaratacağı bölge, orta sahanın biraz daha arkası. Kaldı ki kadro dışına gönderilip, tekrar alındığı Carvalhal’li dönemde o rolü muhteşem oynamıştı. O Fernandes için 20 milyon Euro’luk teklif bile düşünülür, ama forvet arkasındaki Fernandes bir 10 numaradan çok “bir an önce 10 milyona çevrilesi adam” durumuna düşüyor.

Pancu’nun Beşiktaş’ı, o Sarajevo’yu dışarıda 5’ledi. Hafta içi yaşanan “Maçtan sonra disko, otelde kumar var, UEFA’da gitti, aferin çocuklar!” tezahüratlar biraz boşuna azot yakmıştı. O nedenle bugün de öyle bir infiale gerek yok, İstanbul’da 3-4 olur. Tabi CAS izin verirse…

Mustafa Demirtaş / FutbolBurada.com

8 yorum:

gökhan dedi ki...

benim de aklıma direk sarajevo maçı geldi. aklın yolu bir demek ki :/

açıkçası trabzon maçından sonra çok fazla gaza gelmemeye çalıştım, "beşiktaşlısın lan sen, haddine mi optimist olmak" diye dizginledim kendimi. bugün de karamsar olmaya gerek yok diye düşünüyorum. ama ciddi arızalar var.

bir kere alıcısı varsa fernandes hemen gönderilmeli. harbiden 10 numara falan olmaz kendisinden. parlaklığı daha az ama 10 numaranın hakkını verecek bir adam çok daha faydalı olur. işin kötüsü duran topları da kötü kullanıyor bir süredir. hani topu eveleyip gevelemeyi bıraksa ve topsuz oyunda sahada görünse veli'nin yerine çekelim diyeceğim ama orada da güven vermiyor bana.

oğuzhan da tam olarak 10 numaranın hakkını verecekmiş gibi gelmiyor. tabi daha genç, iyi bir eğitmen ile o profile dönüşebilir ama bu seferde bilic'te tıkanıyoruz. o işi becerebilir mi şüpheliyim. hatta her konuda şüpheliyim. sonuçta kulüp takımı geçmişi yok. dolayısı ile elimizde şunu yapabilir, şunu yapamaz, şu konuda iyidir diye bir veri yok.

bunların dışında hücumda harbiden kötüyüz. geçen sene tempolu oyunla bunu halletmiştik. ama şimdi tempo falan yok, dolayısı geçen sene öngördüğümüz "biz bu adamlarla nasıl gol atacağız lan?" sorusu yine gündeme geldi. dentinho olmayacak gibi, gökhan töre'ye güven yok, fernandes istatistik yapan bir adam değil, senede 25 gol atacak bir leblebicimiz yok. işte dediğin gibi bir tek olcay'a kalıyoruz. bunları toplayınca kazanmak zorunda olduğumuz rövanş maçına bakıyorum ve korkuyorum. bir de adamlar otobüs çekecek kale önüne. karamsar olmayalım dedim ama karamsarım galiba ya.

Övünç dedi ki...

Trabzon maçında şaşırtıcı olan yapısal bütünlük aynı Sir Samet Aybaba zamanındakine dönünce amatör takımdan bile her ne kadar saçma sapan olsa da 2 gol yemeyi başardık.

Bir anda bütünlük gitti böyle elektirik gitmesi gibi ortak akıl kayboldu , herkes bireysel hareket etmeye başladı.Fernandes sahte 9 - gerçek 10 kırması olmaya kalkıyor , Almeida genetiğinde mi sorun var nedie sürekli sola deplase oluyor sanki çok etkiliymiş orada gibi, Olcay yine sol beki kaderine terk ediyor , Atiba ve Veli ya çok yakın ya çok uzak bir türlü dengeyi tutturamadan bir birlerinin zonelarına giriyorlar vs vs.Bunların bir kısmı yeni oluşan yapının sancıları bir kısmı geçen seneden kalan kötü alışkanlıklar.

http://tinypic.com/r/infxj6/5

Bu yediğimiz gol de Escude'nin yaptığı hata.

Kötü kontrol saha şartları filan da etken ama burada pası veren Veli , açı yaratması gereken Ersan ve Atiba'nın nasıl pozisyon aldıklarını görüyoruz.Fernandes'in topsuz oyunda iki kişinin kucağında takımı nasıl sabote ettiğini göstermesi açısından da çok önemli.

Off The ball bu şekilde hareket etmek kabul edilemez.Biliç'in dediği olay bu zaten , daha çok koşmak daha çok mücadele etmek demek sadece daha çok pres demek değil.Aynı zamanda daha çok pas açısı demek daha çok boş alan demek.

Beşiktaş'ın rahat bir 30 dakikasını pas yaparak yediği bir maçta fiziksel olarak bu kadar oyundan düşmesi gerçekten çok komik geliyor bana.

Neyse bekleyeceğiz yapacak birşey yok.

Ben de Fernandes ve Almeida'nın derhal gönderilmesi taraftarıyım.

Daha iyisini bulamayız diye diye takımı sabote etmelerinden artık gına geldi.

turkkant dedi ki...

Benden bazı yorumlar.

-Mevcut beklerle, hücum becerisi hiç olmayan, iki bekle ofansif anlamda yüzde bin sıkıntı yaşarız. Bunun kaçışı yok. Özellikle ben Serdar Kurtuluş'a hayret ediyorum. Onun yarısı kadar bek oynamış Ersan 5 kere bindirdiyse bu 1 kere bindiriyor. Top tekniği vasat, driblingi vasat, hava hakimiyeti vasat, çabuk değil, süratli desen o da değil, adam geçemez, bir orta yapmayı bilir diyeceğiz ama onu da nadiren yapıyor. Tuhaf valla. Hakikaten sadece alanını savunarak koca Beşiktaş'ta bek oynanır mı?

- Keza Veli. Bu yetenekte bir adamın sahada olup, Oğuzhan'ın kenarda olması çok üzücü. Hiçbir şekilde Beşikktaş'ta geleceği olmayan bir adam. Atiba ilk alındığın da demiştim, evet, adam iyi oyuncu ama, biz Veli'nin pozisyonuna adam almak yerine Oğuzhan'ın yerine adam aldık.

Övünç maçı güzel yorumlamış. O pozisyonda derinlik olmadığı da doğru, ama işte kare kare alsak her maçta olur böyle pozisyonlar, kaçınılmaz. Real maçını seyredelim onda da anlık böyle pozisyon buluruz. Escude orada çok bariz hata yapıyor. Ben sene başından beri söylediğimi tekrarlıyorum Escude-Sivok ikilisi 3-4 haftaya kalmaz buhar olur. Bu adam şu anki haliyle mümkün değil Türkiye Ligi'nde, Beşiktaş'ta ilk 11 oyuncusu olamaz. Bu hatası da ölçü değil aslında, ama stoper sahada varlığını belli edecek, bu adam yok oluyor. Franco'yu seyretmediğim için doğru dürüst bir şey diyemiyorum, ama Toraman-Sivok ikilisini görürüz gibi geliyor.

Övünç dedi ki...

Abi yediğimiz golleri uydurukluğu baz alınarak veya maç içerisinden seçtiğim kareler ile durumun abarıtlıyor olduğunu söylemek bir fikirdir.

Ama sorunun çözümü değil.Ben stoperlerin birbirleri ve atiba-veli ikilisi ile yaptıkları en az 10 tane tehlikeli , pas arası yapılabilecek kısa pas saydım.

1 olmadı 2 olmadı 10 olmadı 11. oldu.Bu bir şans , şansızlık , bireysel hata olarak değerlendirilemez.

Anladığım kadarıyla saha koşulları topun şiddetini epeyce etkiledi zira özellikle Atiba'nın pas şiddetini pek ayarlayamadığını gördüm ben.5-6 pası çok net bir şekilde kısa ve güçsüz kaldı.Sanki saha yağış altında ağırlaşmış gibi.

Bunun dışında ayağı yavaş bir adam olan Escude'nin bu kadar riskli kısa paslaşmada hata yapması ihtimali kaçınılmaz bence.ÖZellikle rakibin geriden oyun kurmasına izin vermeyen takımlara karşı sürekli bu duruma düşecektir.

gundelikci dedi ki...

sezon öncesinde bilic'in hedeflediğinin ne olduğunu anlayamadığımı söylemiştim. bu maçın ilk 30 dakikası ile beraber toplamda 120 dakika en azından bir görüntü verdi. sorun bu beraber hareket eden takım kimliğinin ne kadar sürede oturacağı ve bu süreçte bozarak oynayan rakipler karşısında nasıl reaksiyon göstereceğimiz.
geçen sezon da aynı sıkıntımız vardı, rakip seni sıkıştırdığında dik duracak adam yok takımda.o anlarda ya rakibi sen daha sert ısıracaksın, daha fazla boğacaksın yada onlar preste koşuşurken faul alacaksın, iki top geveleyip, tempo düşürüp, pres gücünü kıracaksın. bunu da teknik olarak olmasa da karakter olarak büyük oyuncular yapabiliyor. ben en son guti'yi hatırlıyorum, göstere göstere faul alan adam olarak. biraz atiba durumdan etkilenmeyen adam profili çiziyor ama onun da bu alanda getirecekleri biraz muamma.
oğuzhan'daki düşüş kaygı verici, sezon başı falan demeyin rica ederim, geçen seneden sonra sazı elime alacağım demesi gerek sahada.

james sneijder dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Basar dedi ki...

"Pancu'suz Sarajevo Maçı" Cartaletesiz maç sonrası analizine benzer... :)

Cartalete dedi ki...

Dün geceki halim pek yazı yazmaya elverişli değildi, halledicez :)