Hakiki Casper: Ante Rebic


Hırvatistan toprakları, dünya üzerinde forvet üretimi için en elverişli bölgelerden biridir. Topu sol ayağına aldığı vakit, formasını giydiği takımın borsa değerini arttıran Davor Suker başta olmak üzere, 1996 yazında “düşeydi iyiydi” sözleriyle anacağımız Vlaovic, Juventus’un bugünlerinde de lazım gelen temiz golcüsü Alen Boksic, son dönemlerden de Petric, Olic, Mandzukic...
 Bu gerçeği gözeterek U20 Dünya Kupası’nda Hırvatistan hücum hattına daha bir alıcı gözle bakmadan olmazdı. Hoş, hali hazırda Serie A’da boy gösteren bir golcüleri de mevcuttu: Livaja. Ancak o günlerde adını daha az duyduğumuz ancak bu yaz sonrasında çok daha sık duyacağımız bir isim vardı… Yetenekleri, gün gelecek Split sınırlarını aşacaktı. Bu çok belliydi… Evet, Ante Rebic…

Beşiktaşlı Holosko’nun gizli bir lakabı vardır, bilirsiniz: Casper. Her kampın neşe kaynağı olacak kadar arkadaş canlısıdır ama onun asıl Casper’lığı, rakibinin içinden geçerek çalım atmaya çalışmasından gelmekte. Bunu henüz başaramadı ancak, bu işte iyi olan biri varmış meğer. Rebic, topu hiç ayağından açmadan, karşısındaki rakibin o kadar yakınından geçiyor ki bazen, kaleye olan açısı hiç değişmiyor;  sadece önündeki adamlardan biri eksiliyor…

 Zaten çalım denen şey, kalenin veya ceza sahasının etrafında yapıldığı zaman anlam kazanır. Ante Rebic’in U20 Dünya Kupası’nda yaptığı şey buydu, sonrasında videolarından anlaşılıyordu ki ülkesinde de bireysel hücum eylemlerini daha sık gerçekleştiriyormuş. İşin asıl can alıcı tarafı ise olayın sonunda doğru tuşa basarak etkili şutlar çıkarabilmesi…  Keza yine memleketimizde sergilediği bir plasesi vardı ki, turnuvanın en temiz gol vuruşuydu. Ancak yeteneklerine rağmen her zaman topla zorlamalara girmiyor. 'Toptan hiç kimse hızlı olamaz' prensibiyle, sıklıkla ikili oyunlara da girip o akıcılığını daha ölümcül şekilde kullanıyor. Yine U20 turnuvasında attığı ilk golde olduğu gibi...

1.84 boyunda, güçlü, çabuk, teknik ve golcü… Hem santrfor hem de kenar forvet bölgelerinde rahatlıkla kullanılabilir. Kullandıkça değerini arttırıp, her transferinde eski takımına yüklüce para kazandırabilir. İlk 'Rebic düşeşi'ni Beşiktaş atabilirdi, zira geçtiğimiz ay adı da sıkça anılmaya başlamıştı...

3 yorum:

james sneijder dedi ki...

Post sonrasında adını ilk defa duymamın benim eksikliğim olduğunu gösteren 3 videosunu izledim. Şu anki Beşiktaş için oynayacağı bölgenin Olcay'ın ters tarafı olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde Holebas da gelmiş olsa gayet efektif bir 4-3-3 dizilişi sağlayabilirdik aslında.

Yazıda söylendiği gibi 4-3-3 dışında diğer formasyonlarda da oynayabileceği gibi, doğrudan etkili bir nokta golcü rolüne de girebilir gözüküyor. En azından elimizdekilerin hepsinden çok daha iyi diyebiliriz :) Tarzı bana doğrudan Olic'i hatırlattı. Hem fizik hem de tekniğin iyi bir bileşimi.

Soru, en ergen görüşleri olan taraftarlarımızın bile böyle genç ve gelecek vaat eden, maliyeti nispeten makul bir oyuncuyu sevinçle bağrına basabileceği bir ortamda Bilic'in gözlerini neden Hırvat potasına kapatmış olduğu. Bu aşamada sadece iyi niyetimi korumak istiyorum.

Cartalete dedi ki...

A milliye almışlar, Litchestein'e şöyle bir şey yapmış
http://www.youtube.com/watch?v=lB2wEWTYfKQ

james sneijder dedi ki...

Über bir vuruş tekniği; kısa paslaşmaların sonunda güzel bir pozisyon alma ile hızla yapılması ise bu überi daha über ötesi yapıyor. Bu bir adamın ceza sahası içinde nokta golcü olarak kötü vuruş yapmasını beklemek pek mümkün değil. Yine de kendisini hala Olcay'ın karşı tarafındaki adam olarak düşünmek istiyorum. Zira biz son 15 sezondaki anlaşılması zor kabızlığımızla halen bulamasak da böyle nokta golcüyü arasak bulabiliriz de, böyle bir sağ-sol içi pek de bulamayız :)