Atiba 'Dhalsim' Hutchinson






İsmail Köybaşı’yı mumun da ötesinde cep telefonu ışığıyla arayan sol bek bölgesi, uyumdan ve sertlikten uzak görüntü çizen tandem, yerleşik savunmaya geçildiğinde bütün olarak afallama ve savunma önündeki boşluğun Ernst, Aurelio gibi isimler sonrası aynı kalitede doldurulmaması… Beşiktaş’ın geçtiğimiz sezondan farklı ve daha güçlü bir takım olması için evvela bu, birden fazla nedeni olan gol yeme sorununu çözmesi gerekiyordu. Özellikle de savunma önüne yapılacak net bir ihtiyaç transferi kaçınılmazdı.

Bu isim bana göre tecrübesi ve istikrarı sabit, mümkünse at hırsızı tipli bir top hırsızı olmalıydı… Hem savaşkan rolüyle Oğuzhan – Fernandes gibi bir orta sahanın topsuz oyun yükünü çekecek, hem de sert oyunu mizacıyla rakip orta sahalar için tehdit oluşturacak bir isim… Kısacası, bir dönem adı da geçen Walter Gargano, Gary Medel modeli…

Atiba Hutchinson’ın bu tarife uyduğu pek söylenemez. Ancak tarifin ötesinde bazı farklı özellikleri mevcut… Garip bir vücut anatomisi var, özellikle de yeni doğmuş tayı andıran uzun bacakları. Haliyle topu ayağına aldığı vakit telaştan bomba imha ekibini arayacakmış gibi bir hale bürünüyor. “Şimdi düşecek” diyorsun, ama rakip ceza sahasına kadar inebiliyor. Çünkü o uzun bacaklarını avantaja çevirecek teknik kapasiteye sahip. Rakibi karşısındayken topu sadece çekmesi bile, kendisinden bir metre uzaklaşma anlamına gelebiliyor. Ayrıca, oynadığı bölge neresi olursa olsu hücuma çıkışlarda, adam eksiltmede oldukça cesur…
İşin savunma tarafına gelecek olursak; belki fiziğiyle, sertliğiyle rakibi yıldıran bir oyuncu değil ama zekâsıyla sıkça top kazanacaktır. Tam zamanında topla rakip arasına girmeleri, yine o Street Fighter’ın sinir bozan karakteri Dhalsim’in yaptığı gibi, hiç umulmadık anda ayağını uzatarak kaptığı toplar… Heybetiyle o bölgeye egemen olacak bir defansif orta saha olmasa da bu özellikleriyle savunmada da o kadar etkisiz kalmayacak bir oyuncu gibi görünüyor.

Elbette Slaven Bilic’in burada nasıl bir oyun formatı, planı düşündüğü de önemli. O, belki de savunma önünde savaşan değil de, topla yumuşaklığıyla takımın oyuna hükmetmesinde yardımcı olacak; hareketli oyun yapısında sırıtmayacak, maçın daha çok içinde gözükecek bir isim arıyordur. O zaman Atiba Hutchinson’ın anlamı daha fazla artmakla birlikte, öyle bir yapıda Beşiktaş için tek bir savunma modeli kalır: Topun kaybedildiği yerde pres… Aksi halde rakibi kendi yarı sahasında bekleyen Beşiktaş için Atiba’nın da, stoper Franco’nun da çok anlamlı olmayacağı aşikar.

Kopengah, PSV gibi oyuncu seçimlerinde titiz davranan takımlarda uzun süredir istikrarlı şekilde rol alması dikkat çekici. Sağ bek, defansif orta saha, merkez orta saha hatta kanatlarda oynayabilecek kadar çok yönlü kullanıma açık bir oyuncu olması, Atiba’nın bir diğer artısı gibi gözükse de, uzun zamandır orta saha yerine sağ bekte oynuyor oluşu bir eksi olarak da görülebilir. Kendisinin ne etkide bir transfer olduğu, artık zamanla belli olacak. Beşiktaş, belki savaşkan orta saha modelini istatistikleriyle sabitlemiş gözünün önündeki Holmen’e nazaran bile eksik parçalı bir hamle yapmıştır… Belki de bu Dhalsim seçimiyle hiç hesapta olmayan anahtar bir oyuncu yakalamış ve önlibero tercihinde perfect çekmiştir… Çıksın, izleyelim.

Mustafa Demirtaş / FutbolBurada.com

24 yorum:

Efe Aydin dedi ki...

Beşiktaş'ın transferleri ve sizin yorumlarınız kimsenin anlamadığı filme yapılan, yapanın hiç düşünmediği ama filmden bin kat mantıklı yorumlara benzedi :) Allah yolumuzu açık etsin

delSolar dedi ki...

Eger haber dogru ise antalya yillik 550bin euroya anlasmis ama biz hemen cikarip 1 milyonu saymisiz. Bize gelen adamin fiyati neden 2 kati oluyor? Ayni sekilde eneramo ve sezer'de yuksek ucret aliyor. Eneramo sivas'ta ne kazaniyordu ki?

veysel karakus dedi ki...

Hocam bilic belki Atiba'yı sagbek Serdar'ı önlibero olarak kullanmayı dusunuyor olabılır belkı eger boyle bı ıhtımal varsa bu konudakı dusuncelerınız nelerdır

turkkant dedi ki...

Güzel yazı olmuş. Aşağı yukarı aynı düşüncedeyim. Maliyet olarak ucuz. Salt oyuncu kalitesi olarak da bakarsak iyi oyuncu. Beşiktaş'ta da asgari 30 maç oynar tahminin. Ama doğru transfer mi? Bence değil. Neden?

Birincisi, geleceği yok. Benim için iyi transfer min. 4 sene ön liberomu hallettim diyeceğin adam olurdu (benzer örnek Sivok). 2 sene sonra ıskartaya çıkacak. 1-2 seneyi kurtarmaya yönelik, tipik kısa vadeli yatırım (gerçi son dakika bir Ronaldinho golü yiyeceğimize buna da şükür). Hilbert gibi parasının karşılığını verir, bundan pek kuşkun yok.

İkincisi, orta saha düşünülüyorsa "ideal üçlü" yumuşak kalıyor. Bu durumda iki ihtimal var. Ya, Oğuzhan yerine Veli'yi direkt 11 göreceğiz. Ya da Serdar Kurtuluş orta sahaya Hutch beke geçecek. Her halikarda gene onu oraya kaydırsam, bunu buraya çeksem olayları... Net transfer diyemiyoruz.

Martin Wörns dedi ki...

Ben Bilic'in Hutchinson-Oğuzhan-Fernandes üçlüsü üzerinde çalışacağını düşünüyorum. Kendisinin istediği bir oyuncuymuş. Evet üst düzey bir top çalıcı ön libero profili değil tam aksine görece yumuşak, top tekniği de iyi olan bir adam. Oyun görüşü, pozisyon bilgisi olarak da izlediğim bazı parçalardan iyi buldum, bu anlamda gerisinde kalacak olsa da E.Cisse'ye benzettim. Mevkisine göre hücuma katkısı da fazla olacaktır.

Şimdi riskli görünen bu oyun planının ihtiyaç duyacağı savunma önde kompakt yapıya takımın ne kadar uyum sağlayabileceği. Franco bu anlamda ideal bir oyuncu. Sivok ve formunu bulursa bu tür oyun planlarının aranan adamı Ersan, oyun bilgisiyle yer tutmasına karşın hantallığı nedeniyle alternatifliğe düşecek Escude ile iyi bir stoper rotasyonumuz var. Bence geçen sene ki savunma kaynaklı problemlerin iyi bir odaklı taktik çalışmayla üstesinden gelebiliriz. Önemli kısmı oyuncu kaynaklı değildi keza.

Bence Hutchinson sağ bekte kullanılmamalı. Orada çok verimli de değil, PSV'liler orta sahada beğeniyor. Serdar K.'da Tigana dönemi başlayan ön liberodaki etkinliğinin üzerine gidilmediği için ağır potansiyel olmasına karşın bugünkü önlibero ihtiyacımızı karşılayacak adam olamadı, ortalama bir sağ bek oldu. Kendisini sevsem de en kuşku duyduğum mevkimiz bu.

Ronaldinho falan haberlerini geçip sağ önde yerli kullanmayı göze alarak yabancı sol bek almak zorundayız. Antonini haberi gördüm bir de Jose Holebas. İkisi de olur. Şöyle olgun, güven veren çok maliyetli olmayan bir sol bek bulunabilir. Bunu halledersek Bilic'in oturtması zor olan oyun planının işi biraz da olsa kolaylaşır.

Ben umutluyum bu kadro yapısından ama sırıtan bir kaç eksik var. Yalnız lig başladığında çok zorlanabiliriz, bir kaç kritik mevkide geç katıldı. İlk yarıyı sabırlı geçirmeliyiz diyorum.

beagle dedi ki...


Durum şu: Arnavutluk'un meçhul bir takımından topu ayağına alan Hutchison'u geçti. Birinci golde ilk pası veren adamı arkadan Necip bozamazken önden Hutchison'un dripling yapan rakibi karşılamak ile ilgili bir ustalığı olmadığı gözüktü.

Topla sahaya bakışı kötü değilse de, alınış amacı ve orta sahadaki futbolcu enflasyonu düşünüldüğünde bir "yarım" oyuncu daha almış olduk.

Transfer sezonunun sonu yaklaşırken bir yabancı hakkı daha bu şekilde doldurulunca Pedro'nun bir mucize yaratmasına kalmış bir Beşiktaş kaldı geriye.

Hepsi pozisyonlarının asıl işini iyi yapamayan ama bir başka yanı biraz iyi olan bir sürü saçma futbolcu ve bunlardan sistem kuran saçma futbol yöneticilerimiz var. Şu üzerine takım kurulan adamlara bir başka gözle bakalım:

Almeida: Gol atamayan, pres yapamayan, aralara koşamayan, 190 boyla pek de kafa golü atmayan forvet. Üstelik yıllık maksimum maç sayısı 20-25

Fernandez: Muhammed'in iki maçta attığı isabetli şutu bir senede atamayan, rakip ceza alanına girmeyen, plasesi olmayan, kaleye yakın frikikleri tribüne vuran frikik ustası(!!!) 10 numara.

Sivok: Stoperlikle alakası olmayan, adamı bıraktık, topu da zor stop eden bazen kafa golü atan ama savunmada duran toplarda hep gol yediren bir acayip adam

Serdar: Bayağı kötü bir bek olduğundan gönderdiğimiz, bu sene para artı hasanı verip aldığımız, geliştiğini umup, gelişmediğini gördüğümüz bek.

Hutchison: Kafa golü atıp, savunma yapamaması ile yeni bir Sivok faciasını yaratması beklenebilecek, Veli'yi banko izlememize Oğuzhan ve Muhammed'i asla sahada göremememize yol açacak gibi görünen yeni "kendi asıl işini yapamayacak" oyuncumuz.

Sahada bu beşli varken asla aynı anda sahada olmamaları gereken Olcay ve Veli büyük olasılıkla açıkları kapamak için 11'e girecekler. Kifayetsiz sayısı 7'ye vuracak.

Tolga, oynarsa Franco , yeni solbek ve sağ açık (ihtimalen zaten şu anda bayağı kötü görünen Gökhan töre) yukarıdaki beceriksizler takımını şampiyonluğa oynatabilirler mi? Bence hayır. Daha ilk ciddi maç oynanmadan Tolga ve Franco çok kasarlarsa 3-5 arasına, Franco da kafadan kesik yerse 6.lık 10.luk arası bir yere namzet takım kurulduğunu çok rahat iddia ediyorum. Yeni batık sezon hepimize hayırlı olsun.

Çok küçük bir ihtimal olarak Mustafa,Muhammed,Franco,Oğuzhan gibi adamlarla lige girerse işler iyi olabilir ve hoca saygı kazanabilir. Ama hiç sanmıyorum.Sahaya çıkması beklenen takım o kadar kötü ki başkanı değil hoca veya meneceri götürür...

gökhan dedi ki...

muhammed'in formunu gördükçe acaba fernandes'i geriye mi çeksek diye düşünmeye başladım. her ne kadar fernandes'in savunma önü için fazla lakayıt olduğunu düşünsem de on numara dediğimiz mevki için de gerekli istatistiklere ulaşabilecek bir adam değil. tabi böyle olursa oğuzhan'a yer kalmıyor ki görebildiğimiz kadarı ile kötü bir kamp geçirdi. bir yandan da atiba-fernandes önlerinde oğuzhan ihtimali var ama fernandes için geçerli olan istatistik yapamama olayı oğuzhan için de geçerli. çok zor bir kadromuz var arkadaş.

tabi 4-3-3'e de dönülebilir ama bu sefer de orta sahada fazla yumuşak kalıyoruz. hani xavi-iniesta da yumuşak görünüyor ama tüm takım deli gibi pres yapıyordu. tabi tito bundan vazgeçince bayern karşısında hezimete uğradılar. biz de orta sahayı atiba-fernandes-oğuzhan yapar ve pres konusunda katı olmaz isek zorluk seviyesi yüksek maçlarda benzer skorlarla karşı karşıya kalabiliriz. ya da oğuzhan yerine veli oynayacak.

sonuç olarak kadro mühendisliği konusunda yine sınıfta kaldığımızı düşünüyorum. burada futbolu yönetenlere de birşey diyemiyorum çünkü eldeki kıymetli adamların hemen hepsi net mevkisi olmayan adamlar. tekrarlıyorum, çok zor kadromuz var.

asvalttaicenler dedi ki...

Mustafa, Tevez ve Llorente'nin arkasinda kalacak Matri'nin transferi konusuluyor bu konu hakkinda dusuncelerini duymak isterim.. Bir kac yil once Cagliari'de oynarken hakkinda yazdigin postu hatirliyorum., begedigin bir golcuydu.. bana kalirsa Roni ve Adebayor'un vereceklerinin iki katini verir, ustune italyan golculerin kendilerin otuzlara dogru hatta otuzdan sonra buldugunu dusunursek Besiktas'in son 10 yildaki en verimli transferi olur.. Yasi henuz 28,5 son iki bucuk sezonda 84 maca cikmis 30 golu var, Allahim bizi bu sen de Almeida ile sinama..

Cartalete dedi ki...

Muhteşem olur. Orman, flaş bir transfer ihtimalinden bahsetmiş. Umarım o isim Alessandro Matri'dir. Adı Alessandro olunca sadece Matri demek olmaz :)

Efe Aydin, çok enteresan bir benzetme olmuş, eyvallah :)

alper dedi ki...

beagle ın her satırına katılıyorum kadro ve oyuncular özelinde yaptığı tespitlerin.

Birde şunu yazayım içimde kalmasın.Fernandes ten sıtkım sıyrıldı benim be abicim.Onu görünce oyundan soğuyorum resmen.Çok vasat ve yavan geliyor bana.

utaman dedi ki...

Not: Çok uzun yazı oldu. Daha yazacaktım ama bu bile işkence gibi gelecek tahminim. Okumazsanız anlarım :)

Beagle'ın oyuncularla ilgili ifade ettiği çoğu şey doğru. Ama tam anlamıyla kötü yönlerini ortaya çıkaran bir bakış açısı olmuş. Sadece Sivok ve Olcay'la ilgili söylediklerine tam anlamıyla muhalefet edebilirim. Diğerleriyle ilgili benim de beğenmediğim yönler var. Aynı zamanda beğendiğim yönleri de var tabi. Onları yorumun sonuna bırakıyorum.

Öncelikle şunu belirtmek isterim. Halı sahadan bozma, ideal ölçülerde olmayan sahalarda oynanan hazırlık maçları kesin bilgiler vermez. Oyuncular yorgun, motivasyon sıkıntıları var, hazır değiller. En basitinden Oğuzhan, Olcay gibi ne vereceğini az çok kestirebildiğimiz adamlar bile hiç bir şeymiş gibi göründü. Diyebilirsiniz ki lig başlayacak iki hafta kaldı. Doğru ama hazırlık maçlarına özel dinlenme süresi, antrenman vs bile olmaz. Trabzon maçına özel olacak. Bıçaklarımızı en azından o zamana kadar bir yere gömelim(Bu söylediklerim kadro eleştirilerine cevap değil. Genel olarak webde gördüğüm bu takımdan bir şey olmaz linçine cevap olarak algılansın).

Bilic'in ortaya bir sistem koyamadığı ile ilgili eleştiriler de var anladığım kadarıyla. Bu konudan emin değilim. Öncelikle sistemi olup olmadığını nasıl anlayabiliriz sorusuna cevap vermek gerekebilir. Benim anladığım kadarıyla insanlar akın akın atak yapan takım görmeden sisteme sistem demiyorlar. Kaleci topu alınca oyuna nasıl başlıyor, stoperler nasıl açılıyor, kanat bekleri nereye gidiyor, ön libero nereye geliyor gibi soruların cevabı çalışılan siteme dair cevap vermez mi? O çekim kalitesiyle görebildiğim kadarıyla bunların üzerine çalışılmış. Almeida varken ya da Pektemek varken alternatif bir kaç plan var. Ama uygulamada sıkıntılar var. Bu da doğaldır.

Bir eleştiri de geçen yılın süper hücum eden takımı, hücumu bile unutmuş noktası ile ilgili var anladığım kadarıyla. Geçen yıl ligin başını hatırlıyorum. İBB maçıyla başlamıştık. Takım her topu Almeida'ya şişiriyordu. Fernades'in duran topları takımın tek sığınacak limanıydı. Planlı yapılmış bir tane atak yoktu. Çünkü oyuncular hazır değildi. Biz Olcay'ın ne yapabileceğine dair en ufak bir fikir edinememiştik. Oğuzhan ortalarda yoktu. Takımın en iyisi Veli'ydi. İkinci hafta Gs maçının ilk yarısı yine kötüydük. Ama ikinci yarısıyla başlayan bir yükseliş göze çarpıyordu. Zamanla oyuncular fizik olarak toparladı ve Veli temposuyla girebildiği 11'deki yerini -en azından taraftar gözünde- Oğuzhan'a tamamen devretti. Ligin başında topu geveleyen takım, sonrasında zıpkın gibi hücum etmeye başladı. Ligin sonundaki düşüşe rağmen hücum istatistiği anlamında ligi zirvede bitirdik. Dolayısıyla o takımla şu an hazır olmayan takımı bir tutmak yanlış bir yaklaşım olur.

utaman dedi ki...

Biz bu takımın hücumda neler yapabileceğini az çok biliyoruz aslında. Ya da şöyle diyelim hücum potansiyelini biliyoruz. Olcay'lı, Oğuzhan'lı zaman zaman Necip, Fernandes, Pektemek, Almeida vs.'nin katıldığı tek ve kısa paslı organizasyonların tadı hala damağımdadır. Karabük maçında Fernandes'in attığı golü hatırlıyorum. Ne bileyim Ronaldinho izlemekten daha fazla haz verir o gol bana(Ronaldinho'ya olan tüm saygımla).

Bunun haricinde ayrıca söylemek istediğim şey şu. Bilic de bir kaç kez vurgulamıştı. Eğer Real Madrid değilseniz elinizdeki her oyuncunun eksiği olacaktır. Burada önemli olan iki tane nokta var. Birincisi takım olabilmek, ikincisi ise eğitici olabilmek. Gözlerimizin önünde, Klopp İlkay'dan iki yılda dünya çapında bir orta saha yarattı. Necip gibi topu alıp sürebilen, gücünü artırmış bir futbolcudan dünya çapında bir ön libero çıkar diye düşünüyorum. Zaman zaman o kadar güzel top saklayıp, adam geçebiliyor ki. İstikrar sıkıntısı var. Sanki zihinsel olarak bir basamak atlaması gerekiyor gibi. Tabi hücumda ve savunmada nerede duracağı ve ne yapacağı gibi öğretilmemiş bilgilerin ezberletilmesi de lazım. Biz takım olarak bunu başarabilmeliyiz bence.

Kadro planlamasıyla ilgili ortaya sürülen kaygılar arasında katıldığım fikirler var. Herkes bu yanlışlardan bahsetmiş. O yüzden çok fazla kötü yönden bahsetmek istemiyorum. Eneramo transferidir, Hutchinson yerine daha iyi bir transfer yapılması(Hutchinson'u çok izlemedim, soru işareti olmayan ifadesi daha doğru belki) gerekliliği, Sezer'in aldığı ücret vs.

utaman dedi ki...

Beagle'ın bahsettiği oyunculara değinmek istiyorum:
Olcay ve Sivokla ilgili bir şey yazmayacağım. Çok beğendiğim iki futbolcu. Bu takımın 11'inde her zaman yer bulurlar bu da beni mutlu eder :)
Fernandes: Topu ayağında çok tutuyor. Takımın hızlı ataklarını kestiği zamanlar oluyor. Takıma en büyük katkısı duran topları. Bu konuda açığını Muhammed kapatabilir gibi. 10 numaraya çevirme çalışmalarımızda tutan tek kısım, top kapma işini tamamen bırakması oldu sanki. 10 numaraların sadece iyi yönünü al diyen olsaydı keşke :) Yalnız Fernandes topu ayağında tutan bir takımda iş yapar. Hazırlık maçlarında dikkatimi çeken bir şey daha var. Bu sene top kazanmak için koşuyor gibi. Zaten çok güçlü bir oyuncu, eğer bu konuya eğilirse 10 numara olmaz zaten ama biraz daha geride oynar gibi. Bu da Oğuzhan'ı gerçek yerinde yani 10 numarada oynatmamızı sağlar. Muhammed de Fernandes'i yedekler(Muhammed sanki 10 numara bölgesinde değil, biraz geride daha rahat ediyor. Son maçın ilk yarısı ile ikinci yarısından bu sonuca ulaştım ama izledikçe daha iyi anlayabiliriz). Bu sene 10 maç 11'de 10 maç da sonradan girerek oynasa çok güzel bir başlangıç olur.

Serdar Kurtuluş'u geçen yıl bizim maçta izlemiştim. Çok güçlü duruyordu sahada. Yavaş bir oyuncu, buna katılmakla birlikte defans anlamında Hilber'ten daha iyi olacağı açık bence. Bunun yanında Hilbert'in neredeyse Gökhan Gönül seviyesindeki hücum katkısını kaybettik. Yalnız orta isabeti konusunda Hilbert'ten daha iyi bir ortalamaya sahip olabilir gibi geldi. Ayrıca topu çekip sol ayağıyla da güzel orta açabiliyor. Faydalı bir transfer oldu bence.

Ben Veysel'i tercih ederdim. Aslında o da yavaş bir futbolcu. Daha iyi de değil şu haliyle. Zaten bir yıl oynadı bek bölgesinde ama daha genç.
Keşke Önder Özen geçen yıl gelseydi. Şener'i biz alırdık diye düşünüyorum o durumda.
Bu arada bir de Salih Dursun var. O da devşirme bek. Son Beşiktaş maçında iyi top oynamıştı. O da gelişime açık bir oyuncu.(Bunların konuyla ilgisi ne? Ben de bilmiyorum baya dağıldım yazarken :)

Almeida'ya gelince. Şimdi herkes gibi isteksiz olacaksa gitsin diyeceğim. Aslında istekli olsa da daha iyi bir çok isim bulabiliriz. Pektemek oynasa çok daha iyi olur. Yalnız direk bir oyun oynamak istersen, Almeida sakat değilse, istekli olursa(her şeyde düşeş atarsak) faydalı olacak bir oyuncu. Geçen yılın ilk dönemi düşeş atmıştık. İki yıl üstüste atabilir miyiz emin değilim.

Hutchinson'la ilgili bir iki video ve son maçı izledim. İki gün olmuş takıma katılalı. Değerlendirme için daha fazlasına ihtiyacım var. Ama umarım Necip istenen seviyeye çıkana kadar ön liberoyu hakkıyla kapatır da sorun yaşamayız.

Veli de sürekli 24 kişilik kadroda bulunması gereken bir oyuncu bence. Özelliklerini birbir incelemek gereksiz. Herkes biliyor zaten. Yalnız bu yıl da oyuncuların temposu artana kadar 11'de görebiliriz. Yine elinden geleni yapacaktır.

gundelikci dedi ki...

daha önce bir yorumda da aynını söylemiştim. fernandes'i zorla 10 numara yaparak biz kaybediyoruz, valencia'da orta sahada güreşen adamı forvet arkası yaptık. o pozisyon istatistik yeri, yetenekten fazlasını doğuştan sezgi ister bir pozisyonor oyon, özellikle tek forvet oynuyorsanız. sezer transferini de bu sebeple
olumlu bulduğumu söylemiştim. atiba'nın bir türeviydi fernandes bize gelirken.

bilic konusundaki eleştirim de noktada, geçen seneki hastalık devam edecek bu şekilde. fernandes topu hızlı oynaması gereken poziyonda, topu eveleyip geveleyen adam hüvviyetine bürünüyor. lakin seçimine güvenmekten başka yapacak bir şey yok. önder özen belirtmişti zaten, orta sahadaki ihtiyaç konusunda hoca ile farklı düşünüyoruz, onun isteğine yöneleceğiz diye. yani atiba ayı boğan savunmacı olarak alınıp da böyle çıktı gibi bir durum yok, aksine böyle olduğu için alındı.

tabi bu noktada şu sıkıntı doğuyor, geçen senekinden farklı bir plan gerekiyor bu yapıyla. oyunu karşı sahaya yıkan yapıda atiba mantıklı bir hamle olabilirdi, skorlar bir mana teşkil etmiyor ama bu plana dair sinyaller göremedim ben. umarım zaman içinde plan her ne ise işler hale gelir. çünkü şu ana dek gördüğüm, geçen seneki gibi hızla çıkıyoruz, hatta biraz daha eksik adamla çıkıyoruz, ayağında top olan adam az sayıdaki pas seçeneğiyle beraber sayıca üstün durumdaki savunmanın üzerine dripling yapıyor. şu haliyle kalırsa bu plan, sağ tarafta holosko'yu ararız, bu kadar netim.
serdar'ı her şekilde hilbert'e yeğ gördüğümü de belirtmeliyim, topla daha yetenekli ve ne yapmak istediğini bizden gittiği gün dahil daha fazla biliyordu. ve biz serdar'ı sağda kötü olduğu için göndermedik, bir sene sonunda şahane ön libero olmuşken, ve ardından sağda hafif bocalarken, yd'nin iş ortağına hediye ettik, bir sene sonunda hilbert'in yedirdiği gol kadar yedirmeyeceğine zaten eminim de istatistik fakiri tempolu alman kadar hücum katkısını da verir bence. geçeceği rakam da ligde 1 gol 1 asist. dediğim gibi hilbert dilediği kadar tempolu olsun, topla ne yapacağından çok emin değildi, ters kademelerinden belki daha fazla yanlış yerlerde zorladığı 2'ye 1'lerle defans çıkarken yakalanmıştır.

işin özü geçen sezon ben herkesin aksine umutluydum, yerleşik savunma yapmayı bilmeyen takım, farklı noktalarda zenginlikler sunuyordu, topu 2. hamlede kapamazsak yerleşik savunmada batırıyorduk ama kaparsak holosko'nun bile verimli olduğu bir oyunumuz vardı. sonrasında aybaba korkup, bu düzenin üzerine gidip, savunma akışkanlığını geliştirmek yerine liberoyu ikileyip kendini ve bizi ateşe attı orası ayrı konu. bu sene başında ne bu eksikliklerin gidermelisine dair umut gördüm ne de geçen seneki hücum iştahını. umarım ben göremiyorumdur asıl planın yeşerdiğini.

beagle dedi ki...

:) Olcay'a çok birşey demedim. Onun gibi çift ciğer bir iki adama yer var. Ama yanyana olmamaları şartıyla. Mesela sağda hilbert solda Olcay iyiydi. Ama Olcay ve Veli yanyana geldiğinde o takım, o kanat, o bölge neyse bayağı aşağı iniyor. Problemin %80'i Veli'den olsa da Olcay da pek zeki veya güvenilir değil. Ayrıca pek devamlı da değil, koşuyor ama ofansif ve defansif etkisi çok uzun süre kaybolabiliyor. Maç karambole dönüşürse biraz görünüyor.

Sivok ile ilgili hiçbir "defansif" övgü kabul değil. Seveni çok, abi alın adamı evde tavla atın beraber. Beşiktaş savunmasından uzak olsun. Ben gol yemekten, peynir gibi ufalanan defanstan çok bunaldım. Toraman'a falan görece ile bakmayın adama, su-i misal emsal değildir.. Rakip stoper bizim ofansa napıyor, Sivok ne yapamıyor o şekil bakın.

Veli'ye Beşiktaş kadrosunda yer biçiyor olmamız başka çok kötü durumların göstergesidir. Onu da tartışmaya gerek yok.

Mustafa Pektemek açık ara en yetenekli ve iyi niyetli forvet oyuncumuz. Sezona yedek başlayacak gibi. Gol yeme rekoru kıran, debilerin şamaroğlanı omurgayı koruma çabalarımızı hayretle izliyorum.

utaman dedi ki...

@Gündelikçi: Geçen senenin iyi hücum yapan takımı 7, 8. haftalar gibi ortaya çıkmıştı ve Oğuzhan'ın takıma girmesiyle tamamlanmıştı. İkinci yarıda Samet Aybaba'nın Oğuzhan'ı kesmesi, sakatlıklar gibi faktörlerle baya bir yara almıştı. Dolayısıyla bende o konuda kredisi var Bilic'in, daha lig bile başlamadı.

@Beagle: Sivok'la tavla atmak zevkli olmayabilir. Ama halı sahada beraber oynasak süper olur, ben solda yardırırken arkada Sivok olursa dönmem bile defansa :) Sen kötü diyorsun tartışmıyorsun, ben iyi diyip tartışmıyorum kaldık böyle :)

Geçen sene derbilerde ezilmemizin tek nedeni kadro kalitemiz değildi. Samet Hoca'nın ilginç seçimleri, takımın hedef büyütememesi, takım savunmasını bir türlü oturtamamamız gibi bir çok neden sayılabilir. Aslında her derbiyi yeniden oturup izlemek lazım nedenleri tespit edebilmek için kendi açımdan.

Olcay'la ilgili de şunu söyleyebilirim. Topsuz oyunu hücumdayken çok iyi uyguluyor, tek top oynama konusunda takımın en iyisi belki. Tek top konusunda o seviyeye yakın olan sadece Muhammed ve Oğuzhan var bence. En güzeli de sürekli kendini geliştiriyor. Bizim ligde ikinci Burak sendromu yaşatabilir.

Övünç dedi ki...

Walla başıma birşey gelmeyecekse söyleyeyim , böylesine görünürde harika bir sezon geçirdiği dönemde ufak haberler de çıktığı gibi Olcay'a Ruslardan teklif geldiyse hiç düşünmeden okuturdum.Bizim kurmamız gereken yapının olayı buydu zaten.

Olcay giderdi Mervan Çelik gelirdi , Deniz Naki gelirdi Beşiktaş adına çok büyük bir değişiklik olmazdı zira o geçen seneki sistemde Olcay'ın attığı mükemmel goller kadar atamadığı basit golleri hesaba katarsak başka bir gurbetçi de aynı sayıya ulaşabilirdi diye düşünüyorum ama İlhan Cavcav'ın kafası bizimkilerden çok çalışıyor maalesef.

Ben zaten düşüncemi aşşağıdaki postta belirttim.Hutcihnson'ın profili daha çok elimizdeki gençlerin önünü kapatıp takıma seviye atlatamayacak bir profil.%1000 gereksiz bir transfer.

Biliç Atiba'dan bir Ogjen Vukojevic yaratacağını ve önünde Fernandes , Oğzuhan ,Muhammed'li bir yapı kuracağını düşünüyorsa çok başı ağrıyacak.

Bu da bizim için yeni bir çöp sezon.

Yani stadımız yok bir yapı kurmak istiyoruz ve şartlar buna son derece uygun ama hala günü kurtarmalık transferler peşindeyiz ...

Ulas dedi ki...

Hazirlik maclarinda topun oldugu yere presi cok goremedik. Atiba da sanki Necip gibi 2’li ortasahada bir role tam oturmadigi icin 3lu ortasahanin iclerinde daha verimli olabilirmis hissi verdi bana. Teknik heyet tarafindan cok dusunulmese de bu oyun tarzinda savunma önü icin en uygun oyuncunun hala I.Toraman oldugunu dusunuyorum. Fernandes ve Almeida satilip kenar forvet ve santrafor icin kaynak yaratilirsa, Olcay-Barrios-Boateng gibi bir önhat ve I.Toraman (Veli), Atiba (Necip), Oguzhan (Muhammed) ortasahasiyla daha butun bir takim olusturulabilir. Tabii ligin baslamasina iki haftadan az bir sure kala hala bu varsayimlar uzerinden konusmak sikinti verici.

yeronda dedi ki...

Almeida ile bir sezon gidemeyeceğini düşünenlerdenim.sezonda 12-13 maç oynayan ve ortalaması 7 gol olan bir santrafor ile sezona başlamak direk bence sezonu çöpe atmak demek.eneramoyu bile yeğ tutarım açıkçası.hiç olmazsa eneramo oynadığı kulübün büyüklüğünün farkında olup kendini zorlayacak,kendini kulüpten yüksek görmeyecektir.oscar cardozonun "artık benficada kalamam" sözünden sonra almeidanın benfica transferi hayal değil gibi duruyor.yönetim olarak hiç ısrar edilmemeli kendisine.bu lig için fazla çelimsiz olsa da mustafa pektemek ve golcü olmasa da eneramo isteksiz almeidadan çok daha fazla iş yapar.gönül ister ki net bir golcü alınsın takıma.ama bu bütçe ile biraz zor.juventustan matri mükemmel bir seçim olurdu.aslında sezonda 18-20 gol aralığında oynayan bir forvet takımı direk bir üst sınıfa çıkaran bir etmendir.ama 2015 yılına kadar beşiktaşın bu gol ortalamasını tutturmuş bir forvete maaş bütçesi ayırabilmesi zor görünüyor.bu sezon özelinde eğer forvet almayacaksak sahada isteksiz bir almeida görmektense mustafa,eneramo hatta ömer üçlüsünden birini görmeyi tercih ederim.

buarada ömer şişmanoğlundan çok umutlu olduğumu,sağ forvette gökhan töreden daha fazla forma şans bulması gerektiğini düşünüyorum.

beagle dedi ki...

Biz amatorler teknik taktik falan birbirimizi yiyoruz ya az once ntvspor da uzerine program kurulmuş spor yazarı, eski tsyd başkanı, Bayern'in basarısını 6 solak ile oynamasına bağladı, bu sebeple de fenere cardozoyu istedi. Çözüm bu kadar basitmiş demekki, delinho ve edu donsun, tore,suzen, atınç, almeida,ersan etti 7. Sampiyonluk garanti.

yeronda dedi ki...

Milan'ın bu yıl için kadroda düşünmediği Antonini Beşiktaşın sol bek adayı.yakında netleşir herşey.bu olası transfer için ne dersin Mustafa?

Martin Wörns dedi ki...

Aslında fazla solakla oynamak gerçekten avantajdır. Ancak bir dizi başka faktörle birleştiğinde sizi olağan yapının açıklarına daha fazla yönelebilecek ters bir takıma dönüştürür, oyun yapınızın sağlayabileceğinden fazla imkan bulabilirsiniz. Senin dinlediğin arkadaş herhalde bu meseleyi biraz abartıp tek başına başarı getirebileceğini sanmış.

Antonini'yi aldığımıza yönelik haberler var. Makul bir yıllık ücretten (800bin) bahsediyorlar. Ben bu arkadaşı Empoli'deki kiralık sezonundan ve Milan'a dönüp hayli başarılı olduğu ilk dönemden anımsıyorum. Eğer hala hatıralarımdaki gibiyse çok iyi transfer olur. Son sezonda az maça çıkmış. İtalyan soslu bloggerımızın yorumunu merak etmiyor değilim.

Centrocampista dedi ki...

mustafa hocam severek takip ediyorum blogu, lig yaklaştıkça postlar altında kabaran yorumları okudukça acayip tat alıyorum. önyargı, kötümserlik, felaket tellallığı hiç huyun değildir biliyorum ama sezon öncesi son durumu detaylı değerlendireceğin bir yazı bekliyoruz senden. bu arada ekşideki 2013-2014 sezonu kehanetleri başlığına naçizane yazdıklarımı aşağıda bulabilirsiniz.

https://eksisozluk.com/entry/35842700

Övünç dedi ki...

Atiba bana patlayacak galiba.

Ammavelakin ben düşünceme sadık durumdayım.

Ha Fernandes gider daha skorer bir adam gelir ve Atiba'nın yanına Necip veya Veli gelirse çok daha etkili olunur ama dediğim gibi bu Muhammed ve Oğuzhan'ın önünü keser.

Ayrıca ligde Muhammed-Atiba-Fernandes üçlüsünün ben hala çok çok zayıf olacağını düşünüyorum.

Bir de bu adam çok nutella yemiş rıza baba ... o nasıl bir enerji yaw ...