Benitez'in Aykırı Napoli'si

Maradona, 1986’daki San Siro deplasmanında Napoli’nin ikinci golünü atarken, bir başka yetenek fabrikası Ronaldinho’nun 2005’deki Stamford Bridge golüyle oldukça benzerlik taşıyan zeka dolu bir vuruş yapıyor ve takımına 2-1’lik galibiyeti getiriyordu. Napolililer, yeni bir San Siro galibiyeti için 27 yıl bekleyecekti. Üstelik bugün o galibiyeti alan takım, Marek Hamsik’e sahip olmasına rağmen tek adama bağımlı değildi. Benitez’in aykırı Napoli’si, sahada birçok şeyi birlikte yapan, çok iyi yardımlaşan, tempolu oynayan bir takıma dönüştü. Serie A’da en son Milan galibiyetiyle süslenmiş 4 maçlık galibiyet serisi ve Borussia Dortmund zaferiyle Şampiyonlar Ligi’ne muhteşem başlangıç...

Oysaki bu yaz kutsal golcü Edinson Cavani gitmişti ve Rafael Benitez’le sistem olarak da çok farklı bir yola girilecekti. Napoli, Serie C’den bu yana 3’lü savunmayla oynayan bir takımken, artık 4-2-3-1 sistemiyle tanışacaktı. Her ne kadar Gonzalo Higuain, Raul Albiol, Callejon, Mertens, Reina transferleriyle kadro olarak gücünü düşürmenin ötesinde arttırmış gibi gözükseler de bu kadar değişim yaşayan bir takımın, böylesine bir sezon başlangıcı yapması kimse tarafından beklenmiyordu. Kendilerini daha sezon başından tekrar üçüncü ilan eden Napolililer dahil olmak üzere...


Rafael Benitez’in savunma çizgisini öne çıkaran, çoğunlukla topun kaybedildiği yerde karşı prese kalkan, savunmada yardımlaşmayı önplana çıkarak felsefesi çok çabuk sonuç verdi. Hatta Dortmund’da karşı ‘Dortmund felsefesiyle’ karşı durdular, ayakta kalan taraf oldular. Görünürde 4’lü savunma varmış gibi gözükse de aslında gerçek anlamda savunma odaklı tek bölge Britos – Albiol tandemi. Zira sol bek Zuniga ve sağ bek Maesto ya da Maggio, yıllardır orta saha 5’lisinin kenarlarında oynamaya alışkın, hücum çıkışlarını çok fazla yapan isimler. Ancak Napoli’de takım olarak hareket etme ve yardımlaşma meselesi o kadar güçlü ki bazen orta saha Behrami’yi dahi stoper oynuyor sanılabilir.

Yaşasın yeni kral!

Ancak Napoli, bu sezonki asıl farkını hücumda yaratmaya başladı. Walter Mazzari yönetiminde Edinson Cavani’ye çok fazla bağımlı kalan, işler sıkıştığında Gökhan Inler’in karşı köyden vuracağı uzak şutlara bakan takım, bugünlerde hücumda çok daha çeşitlilik sunuyor, tehlike saçıyor. Evvela ‘Napoli’nin çocuğu Lorenzo Insigne’nin takıma kalıcı şekilde dahil olması çok şeyi değiştirdi. Forvet arkasındaki üçlünün solunda yer alan Insigne, topla içeri kat etmeleriyle hem gerisindeki Zuniga’ya alan açıyor hem de savunma odağını üzerine çekerek, Gonzalo Higuain’in boşa çıkmasını sağlıyor. Ayırca o içe kat ettiği toplarla hem şut hem de kısa derin paslarla etkili oluyor. Zaten ters tarafında, işin “tamamlayıcılık” görevini üstlenen bir isim mevcut: Callejon. 3-5-2’de Maggio’nun üstlendiği sürpriz golücülük sanatını, nufüsüne geçirmiş durumda.

Yeni Napoli, Marek Hamsik üzerinde de olumlu yönde etki yarattı. Daha coşkulu, topu daha fazla önde kazanan ve daha fazla hareket alanı sağlayan takımda, onun da aslında Rafael Benitez’in tabiriyle “paha biçilemez” bir oyuncu oluşunu ortaya çıkardı. Atakları yönetmesinin dışında, muhteşem şut özelliği de artık daha fazla gösterebiliyor. Geçen yılı 11 golle tamamlamıştı, bu sezon şimdiden 4 golü... Gol demişken. Edinson Cavani’nin bıraktığı görevi devrelan Gonzalo Higuain, son dört resmi maçı boş geçmiyor ve çoğunlukla kritik gollere imzasını atıyor. Ama onun asıl güzelliği, sistemle olan uyumu. Maçı oynayan değil “yaşayan” santrforlardan... Her topu zorluyor, her taşın altına bakıyor. Ve nihayet özlemini duyduğu değeri, San Paolo’da bulmuş gibi gözüküyor...

6 yorum:

~Poseidon~ dedi ki...

Bu aralar canımız sıkkın malum. Mustafa özür dileyerek alakasız olsa da karşılaştığım keyifle izlediğim bir derlemeyi burada paylaşmak istedim. Il Fenomeno hakkında izlediğim en dolu dolu derleme olmuş. :)

En azından 15 dakika için bile herkese keyifli bir futbol zamanı geçirtelim.

http://www.youtube.com/watch?v=uVueW6X7TM0



Cartalete dedi ki...

Damardan girdin :)

Dünyanın gördüğü en muhteşem oyuncu: 1995/98 arası Ronaldo.

Dünyanın en muhteşem oyuncusu olmayan ama muhteşem kelimesine en çok yakışan oyuncu: Roberto Baggio.

Nurettin İnce dedi ki...

başgan italya ligi ve oyuncu değerlendirmelerini zevkle okuyorduk.. ne zamandır yazmıyordun, devamını bekleriz..

~Poseidon~ dedi ki...

Bir de video'nun çoğu attıkları değil de atamadıklarından derlenmesi daha da hoşuma gitti. Varsın attıklarını yeni jenerasyon düşünsün. :)

Şu pis, kaotik ortamda biraz da olsa tebessüm yaratabildiysek ne mutlu bana.

Selamlar

planck dedi ki...

Kardeşim kim bu adam ya, 15dklık videoda iki gol anca gördük son vuruşları çok kötü, takım oyunu anlayışı da yok, halı saha topçusu olur bundan ancak, günümüz modern futbolu böyle topçuları kaldıramaz artık :P

Şaka bir yana bence ronaldo kolajlarındaki her pozisyonda o pozisyonun kaçıncı ameliyattan sonra olduğunu yazmaları lazım ki değeri o zaman daha iyi anlaşılabilir.

Ayrıca 16-18 yaş grubundaki forvetlere bu videoları hergün bir öğün izlettirmek bile tekniklerini geliştirir valla. ama tabi algılayarak, öğrenerek izlemek gerekli. mesela bazı pozisyonlarda ronaldo harekete geçmeden 0.5-1 saniye arası bekliyor, ilk hareketi dengesiz rakibinin yapmasına izin verip, onu izleyip ona göre pozisyonunu kolaylaşırarak anından geçip gidiveriyor. Zidane'da çok yapardı bunu ki bu teknik gerektiren bir durum bile değil, sakinlik özgüven ve iyi gözlem gerektiriyor. Bu bile bir forvet oyuncusu için fark yaratabilir.

~Poseidon~ dedi ki...

Video'nun sonunda öneriler kısmında 2. Kısmı var. Yalnız izlerken gözleri R9 dan alıp defansa çevirdiğinizde ortaya çıkan görüntüler tam akıllı tv'lik.
Rahat 1 sezonluk futbol görüntüsü kotarırlar.