Sabah uyandığımda ise, bahsi geçen 11’lerin esas oğlanı Beşiktaş’a gelmiş, hatta direk borsaya açılanmıştı. Mustafa Pektemek Beşiktaş’taydı, bu birçok konuda aslında çözüm demekti… Kendisi, “en çok sevindiğim yerli transferler” listeme 3. sıradan giriş yaptı. O liste; 1- Ertuğrul, 2- Tümer, 3 Pektemek, 4- İlhan, 5- Köybaşı, 6-Toraman şeklinde uzar…
Beşiktaş’ın birincil ihtiyacı sağbektir bana göre; hem savunma hem de hücum anlamında. Günümüzde beklerin hücum katkıları sadece çizgiye inip, orta yapmasıyla açıklanamıyor. Bir takımın savunmadan dengeli çıkmasında, ortasahada sıkışan topların kenarlara açılarak rahatlamasında beklerin rolü önemlidir. Özellikle genelde iki ortasahayla oynayacak takımlar için (muhtemelen Beşiktaş da öyle olacak) ayağı ortasaha kadar düzgün top yapan bekler gereklidir her iki tarafa. Aksi takdirde oyunun açılımı sadece ortasaha oyuncularına kalır ve iş bir noktadan sonra tıkanır. Neyse, konumuz bek değil…Ancak Pektemek transferi, dolaylı olarak Beşiktaş’ın sağbek sorununu da çözüyor. Çünkü hücumda yerli bir oyuncu kullanımı demek, sağbekte rahatlıkla yabancı bek oynatmak demektir bir yerde.
Mustafa; bilindiği üzere ülkemizin en “temiz” golcülerinden biridir. Ama onun asıl farkı, sadece “golcü” olarak sınırlanmamasında yatıyor… Mustafa aynı zamanda “etrafını oynatacak” kadar oyun zekâsına sahiptir. Mustafa, kendisine gol açısı yaratmak amacıyla çok rahat adam eksiltebilir, hatta bazen bu eksilen adamlar aynı pozisyon içerinde 1-2 ile sınırlı kalmaz… Mustafa, çabuk bir oyuncu olmasıyla; golcülük ve teknik özelliklerine daha da anlam katar. Mustafa, çok uzun boylu olmamasına rağmen; “sezgi” ve iyi sıçrama özellikleriyle kafa toplarında da etkilidir…
Bu özellikler onu; Beşiktaş’ın oynayabileceği her iki sistem için de (4-2-3-1, 4-3-3) değerli kılıyor…
Beşiktaş’ın son dönemdeki sistemi budur. Kırmızı renkli stoper bölgesine yerli bir isim oturacak; umarım bu Ersan olur, alternatifi Egemen. Kiralanmazsa 3. seçenek Sezer. Mavi renkli stoper bölgesine ise, yabancı bir isim… Sivok’a çok itiraz etmem, ama Ferrari’nin sakatlanmayanını bulmak daha iyi olur. Miranda sanki bu uğurda ideal bir isim gibi… Sağbeke çok iyi bir yabancı (Maicon, Bosingwa, Srna, Fucile), çok şey değiştirir. Normal bir bek alınacaksa, Hilbert oynasın yine kabulümdür…Bu sistemde Guti ıskarta kalıyor… Çünkü her iki kanat oyuncusu da, Almeida’nın uzağında kaldığından; mutlaka bir 2. forvet gereksinimi duyuluyor. Pektemek, bu bağlamda çok ideal bir isim oldu. Dediğimiz gibi, kendisi golcü olduğu kadar etrafını da yönlendiren, harika bir 2. forvettir aynı zamanda… Top taşır, kanatlara yönlendirir, içeri hareketlenir, şut atar, Almeida’nın indirdiği toplara hamle yapar vesaire… Alternatifi ise belli bu sistemde: Veli Kavlak…
Diyelim kanatlardan biri yok, ya da dinlendiriliyor. (Örnekte Quaresma yok varsayılıyor) Alternatif yerli kanatlardan birini sürmek yerine; B Planı’nı devreye sokup, Guti ile 4-3-3’e dönülebilir. Rahatlıkla…
Ama asıl, Necip’in yokluğunda böyle bir dönüşüm söz konusu olacak. Şuan 4-2-3-1 sisteminde belki de alternatifsiz tek adam Necip’tir… Necip olmadan, 4-2-3-1 yürümez, hemen 4-3-3’e geçilmelidir bana göre. Böyle bir durumda derindeki oyuncu Furkan ya da Aurelio olabilir.
Beşiktaş, Porto’ya karşı bile (üstelik deplasmanda) Guti – Aurelio – Ernst ortasahasıyla oynadı. Savunma ve hücumun kopuk hareket etmediği sürece, Guti 4-3-3 içersinde iş yapabilecek bir oyuncudur her zaman. Zaten orada yaptığı asistler, forvet arkasında oynadığı dönemlerden daha fazladır. Üstelik bu kez sadece santraforu değil, ters bir derin topla; uzak forvetteki Pektemek’i de kaleciyle burun buruna bırakabilir… Aynı zamanda; Pektemek’li 4-3-3’le, kenardan yapılan ortalara sadece Almeida karşılık vermez. Pektemek, iyi pozisyon alışı ve iyi zamanlamasıyla; bu konuda bir Müller vazifesi görebilir…Bir de C Planı söz konusu. Geçen sezon dönem dönem sahne alan ve özellikle içerideki Bursa ve Ankaragücü maçlarıyla harika bir takım oyunu sergilenen 4-3-1-2 sistemi… Her iki kanat oyuncusunun olmadığı bir anda, şayet yedekleri de iyi performans vermesi beklenmiyorsa; böyle bir plan hayata geçebilir… Burada Pektemek, yine kendisine gayet uygun bir pozisyon bulabiliyor…
Sonuç olarak, Pektemek sistem ne olursa olsun uyumluluk gösterecek, haliyle savunmadaki yabancı sayısında herhangi bir artışa-düşüşe imkan vermeyecektir. Beşiktaş savunmasındaki 4’lüyü bozmadan, rahatlıkla farklı planlar uygulayabilecektir… O yüzden Pektemek, Beşiktaş için sadece gol demek değil; müthiş bir “çözüm” demektir…Bir de işin Ali Kuçik tarafı var. İlhan Cavcav, 4 milyon + Ali diye duyurdu transferi. Orhan Şam’ın takassız değeri 3.5’sa, Pektemek rahatlıkla 6 milyonu bulurdu. Demek ki, Kuçik burada -2 milyonluk bir fayda sağlamış… Kuçik sevdiğim, gelecek gördüğüm bir isimdi. Ancak gelen adam yine hücumcu, çok daha potansiyel ve hemen hemen aynı yaşlarda bir isim olunca; çok da itiraz edemedim bu takasa. Mesela İbrahim Öztürk’e, Atınç ya da Sezer gibi bir isim verilse, gezegeni yakma sebebidir… Öyle bir şey yok da, örnek olarak söylüyorum.
Ali Kuçik, tıpkı Kenan Özer gibi unutulabilirdi kiralık yollarda. Onun için de daha iyi olmuştur, Pektemek’in gidişi; Gençlerbirliği’nin 11 kapılarını açabilir ona. Alttan bu tipten oyuncular geliyor zaten; Ali İhsan var, Kadir Ari var vesaire… Ama Pektemek gibi, hemen yarından itibaren Beşiktaş’ın çehresini, planlarını etkileyecek bir isim şarttı.
Herkes için hayırlısı olsun, ki öyle olduğunu düşünüyorum.


































