Taç Kraker

Bu maçı tıpkı birçok Beşiktaşlı gibi, futbolcular da uzun zamandır beklemiş; görünen oydu… Günlerlerden beridir, uykuya dalmadan önce Delap’ın mancınık vari taç atışlarını sayarak uyumuşlardı sanki… Ancak maçın başlarında, bu işin sahaya çok iyi yansımayacağı ortaya çıktı. Durduk yere telaşlı bir hal almıştı takım… Ataklar aceleyle heba ediliyor, şut tuşuna çok önceden basılıyor, asıl tedirgin olması gereken karşı tarafa otomatikman güven veriliyordu… Bu durum görünürde oyunu kendi sahasında kabullenecek izlemini veren Stoke City’i önde pres yapmaya itti, ve hemen sonuç aldılar…

Mücadeleyi, çoğunlukla heyecanla karıştırdığından, ortaya doğru şeyler çıkaramayan takımda bir oyuncu çok sivriliyordu: Manuel Fernandes. Takımı resmen ayakta tuttu. Golle sonuçlanan pozisyon haricinde, aldığı her topta kolayca yüzünü rakip kaleye döndürdü ve çok doğru tercihler yaptı. O doğru tercihlerin, büyük yeteneğiyle birleşmesi; Beşiktaş’ı gole yaklaştıran tek etkendi aslında. Holosko’ya, Hilbert’e, Almeida’ya nefis pozisyonlar hazırlardı, ama hepsi ‘telaş ortak parantezi’ altında heba edildi…Stoke City’de çok dengeli ve sert gözüken alan savunmasını aşmak, o kadar da zor değildi aslında. … O “şut tuşuna önceden basıldığı” pozisyonların ağır çekimleri, bize bunun tüyosunu veriyordu. Savunma arkasına kaçacak, biraz birebiri deneyecek ya da en kötü 'topu boşa aldıktan sonra' şutunu atacak bir oyuncu olsa sahada; çok şeyi değişebilirdi… Bunu yapabilecek iki oyuncu vardı kenarda ve çok bekletmeden sahaya sürmek gerekiyordu: Pektemek ve Edu… Her ikisi de, daha iyi şut imkânı için ‘zorlayan’ oyunculardı en azından.

Derken, son maçlarda oyuna geç müdahalesiyle eleştirdiğimiz Carvalhal; bu kez fazla beklemedi. Kendine güvensiz oynayan Holosko’da ısrar etmeden, Pektemek’i sahaya attı… Bu Beşiktaş’a maçı getiren ilk hamleydi, ikincisi ise maçın yıldızı Fernandes’in; daha ortasahadaki dönüşüyle bir şeyler yapacağını belli ettiği atakta, Almeida’ya saldığı ara pası… Penaltının üzerine, rakip savunmadaki en sağlam isim olan Upson kırmızıyı yedi ve o dakikadan sonra Stoke City, çaya fazla batırılmış ‘taç’ kraker gibi dağılmaya başladı. Maç artık büyük bir keyfe dönüşecekti, bu belliydi…

Hafızamdaki “en güzel sayılmayan goller” klasöründe, Diego Simeone’nin şöyle bir olayı vardır: Manchester United – Inter Şampiyonlar Ligi maçında, kornerden gelen topu uçarak kafayla ve tabiri caizse “zınk diye” tavana yapıştırır. Ama topun dışarıdan geldiği gerekçesiyle, gol sayılmaz... Üzülmüştüm açıkçası, çok tatlı goldü çünkü. O kadar kalabalık savunma arasında, üstelik uçarak kafayla öyle bir vuruş yapmak, çok nadide bir şeydi. Benzer golü, bir Beşiktaşlı oyuncunun atması nefis oldu… Pektemek, ikidir kornerden gol atıyor; iyi pozisyon alışları ve "gol koklamadaki" becerisiyle. Üstelik bu kez rakip, her ne kadar bir uzunu dışarı da kalsa da Stoke City’di. Ancak bu seferkine sadece “pozisyon alışı ya da golü koklamak” demek, haksızlık olur. Kafayı harika çevirmiş, o hengame arasında bilinçli olarak vurmuş köşeye... Tek kelimeyle ‘muhteşem’ bir goldü…Edu’nun hiç adım atacak imkânı olmamasına rağmen, çok zor açıdan topu yan ağlara takmasıyla, birçok insan şaşkınlığını gizleyememiştir herhalde… Kendime adıma, tam kafamda canlandırdığım bir goldü doğrusunu söylemek gerekirse. Edu da şut atmaya çok önceden karar vermişti belli ki, ama bunu telaşla uygulamaya sokmadı. Ayağının içiyle, son derece kendine güvenli şekilde topu boşa çekti ve köşeyi buldu… Hız sorunu olabilir. (Ki aslında, auta çıkmadan bir topu yakalaşı var. "Sorun' denecek kadar da eksik değil o konuda da) Ancak futbolu bilen ve oldukça teknik bir oyuncudur kendisi. Kesinlikle peşinen çöpe atılacak bir adam değildi, hala öyle. Yoğun maç trafiğinde kullanmak gerekiyor onu da, bugün 15 dakika oynayan Alves’i de…

Topu Alves’in ayağına yakıştırdım bu maçta açıkçası. Diyagonal paslar falan da atıyor kerata… Böyle bir oyuncu varken, ortasahaların dakika dakika erimesini izlemeye gerek yok kesinlikle. Bugün Carvalhal, tıpkı forvet değişimlerinde geç kalmadığı gibi, ortasahayı tazeleştirmekten de geri kalmadı. Kalan tek büyük eksiği buydu, şimdiden doğruya gidişte sanki bu konuda da… Kalan iki maçı gözetirsek, Beşiktaş’ın ilk devreyi tepelerde bitireceği kesin gibi. Avrupa desen, en başta hepimizin hafiften tırstığı gruptan lider çıkılmış durumda. Kendisi, 49 yıllığına vekaleten teknik direktörlük yapabilir yani… Tayfur Hoca’ya büyük geçmiş olsun. Yöneticilerin ısrarla “hocamız Tayfur Havutçu’dur” demesini normal karşılıyorum. Ama aynı 'normallik'; Tayfur Hoca’nın yapacağı basın toplantısıyla, teknik direktörlüğü resmen Carvalhal’e devretmesini de gerektirir. Keza, adamlık da öyle…

18 yorum:

BJK4EVER dedi ki...

Normalin aksine gelen erken degisiklikler sevindirdi. Pektemek artik baslamasi lazim, kulubede olmasi cok sakil duruyor. Mersin maciyla birlikte gordugumuz hareketli ve bol pas yapip takim halinde hucum yapan ve rakip yari sahada basan Besiktas gittikce daha iyi oluyor. Asil sorun Simao ve Q7 donunce ne olacak, en mantiklisi Pektemek'i forvete surup Portekiz'lilerden birini Veli'nin yaninda kullanmak gibi gozukuyor. Hayirli ugurlu olsun, insallah bir Hollanda takimi cikar da Besiktas'imi canli gozlerle izlemek nasip olur.:)

BenYaptımOldu dedi ki...

Teşekkür edilecek yegane adamı nasıl unutursun Mustafa? Kim mi? 14 gün de 6-7 maçı - sadece İ.B.B maçındaki basit hata haricinde- Kartallar gibi aşan bu takımın, fizik kondüsyonunu bu maçta da dakika 80 olmasına rağmen hala saldıran parçalayan hale gelmesindeki yegane adamdan bahsediyorum elbette!! Selam sana ROLAND KOCH .. Saygılarımın en büyüğü sanadır...

ceyhun dedi ki...

edu'nun kesinlikle yabana atılmamalı. ben oynadığı bir iki maç üzerinden yorum yapıyorum. topu ayağına aldığında en mantıklı ve yapabileceğinin en iyisi için uğraşan bir oyuncu. ayrıca seri olmasa da çok yavaş da sayılmaz bence. hatta şu takım için almeida'dan daha fazla katkı sağlayabilecek bir tarzı var. pas yapıyor boşa kaçıyor adam eksiltiyor ve savunmayı sırtını verip topu alıp oyunu açıyor hatta dönüp geçmeyi bile zorluyor. almeida'nın o pozisyonlarda yaptıklarını yazmaya başlasak hayatımızdan bir 15dk boşu boşuna akıp gitmiş olur...

bugün takım oynadığı oyunla bu maçı çok daha erken koparırdı ve maçı sonuna kadar haketti. stoke da çok boş takımmış diyeyim de içimde kalmasın. top yapmamıza bu kadar izin veren başka bir takım da görmedim.

vampireweekend dedi ki...

Tayfur Havutçu gerekli basın açıklamasını yapsa da hepimizin içi rahatlasa. Carvalhal ile takım her geçen gün bariz bir biçimde daha iyiye gidiyorken teknik adam değişikliği intihar olur.

Ilyas dedi ki...

Iste bu bee.. Süper yazi olmus :)

Ilk XI yine ideale yakin, Almeida yerine Mustafa baslamaliydi, Almeidada ben daha hala bir ilerleme göremiyorum, Mustafanin yükselen form grafigi belki onuda motive eder diye düsünüyordum... hala topun arkasindan kosmaz, kafasini asar vesaire, bir de artik otomatike bagladigi fantezi sutlar var, ne bileyim topu alir almaz sutlar, mesafe fark etmez, otuz-kirk metre, bazen topu yari alanindan cektigide var mübarekin. Tabi kaleye yakin mesafeden ceksin, ara sira tutturuyor, ama her zaman biraz garibime gidiyor.

Holoskoya gelirsek, artik kesinlikle bir vites yükseltigi belli oluyor, defansin arkasina müthis kosular yapiyor, ama asil önemli olani ondan sonrasi, mübarek cok heyecanlaniyor,son pas yada sutlari berbat, orta desen zaten yok. O yüzden Holoskoya nazaran kaleye daha hizli inebilen ve topla daha yetenekli olan Mustafa degisikliyi tam yeriydi. Bu cocuk tek kelimeyle muhtesem, her türlü gol atiyor, hele sirti dönük bir pozisyonda dönüpte cektigi bir sut var, Delap dokunmasa 100% plase gol.
Bir de son maclarda efsane isimlerin attigi goller atiyor, mesela Manisaspor karsisindaki golü Ryan Giggs'inkine benzetmisler, bu mactada Diego Simeone'ye benzeyen bir tane.

Bu gruptan birinci cikmak gövde gösterisidir. Kuralardan sonra "Tek rakibimiz Stoke, gerisini rahat geceriz" diyen Shevchenko ne düsünüyordur acaba.

Aman allahim Edu ne cakti o topu öyle, ilk geldiginde zaten müthis sutlari var deniliyordu, biz görememistik, taki bu güne kadar.
Alves'i görmekte güzeldi, istmeyerek asist'te yapti arkadas.

Carlos hoca hergün kendisini gelistiriyor, dün degisiklik problemini de asti, artik sadece Burak Kaplan, Mehmet Akyüz, Onur Bayramoglu ve Mami oynatmama problemi kaldi. Bu oyuncular Carlos hocaya göre Tayfur Hoca altinda forma sansi bulabilir, ki zaten onun istegi altinda geldiler bu takima. O yüzden Veto hakkina sahip Genel Direktör olabilir, ne bileyim, bir de su oyunculara sans tani gibisine...

BenYaptımOldu dedi ki...

Aklım geldikçe eklemek isteği doğuyor bir takım şeyleri. Mesela necip, Muhammed ve Onur için kişisel koçlar tutulsa? Aynı şey elbette Atınç için de geçerlidir. Dei piero bile zamanında kişisel koçla gol kralı olmuştur. Necip'e çok gerekiyor. hırslı, mücadeleci, top kapan orta saha oyuncusu olmaktan çıkıp bunlara oyunu okumaya çalışan, tekniğini biraz daha cilalayan bir oyuncu olmalıdır. Sen Alper Potuk'u çok istiyosun ama elimizdeki değerleri geliştirmek daha akıllıca değil mi?

ozan dedi ki...

ben defanstayken ayağa pasla çıkmayı hastalık haline getirmemize anlam veremiyorum, bazen ileriye şişirilir, ayıp mı bu?

bir de egemen, süzüle süzüle kaleye giden topu niye ağır ağır takip etti onu anlamadım, verdiği hatalı geri pasını mı düşünüyordu o an nedir?

maç sonu röportajlarında ismail'di sanırım, carvalhal'in rejenerasyon antrenmanlarının takımı ayakta tuttuğundan bahsetti. roland koch kadar carvalhal etkisi de olabilir. yadsımayalım.

Celal Abbas dedi ki...

yazı çok güzel olmuş. maçı izlerken Holoskonun topla buluştuğu ilk iki pozisyondaki acele top kullanımını ,telaşını ben stokelu oyuncuların yanına yaklaşmasını istemiyora sert müdahalelerden kaçındığına yormuştum. Holoskonun değiştirilmesi kesinlikle ve kesinlikle doğru bir karardı. birde kalede rüştüyü görünce rüştünün ilk maçtaki hali gözümün önüne geldi. neyseki öyle duran toplar olmadı.

Edunun golünde Edunun geçen yılki schalke inter maçındaki gollerini hatırladım. Eduyu kullanacaksınız bu gollerden kopya çekilinebilir.

planck dedi ki...

Takımın üstüne default olarak varolan şanssızlık kavramını kırdığı için bile Carvalhal td olarak devam etmelidir bence :) Tayfur hoca mahkemede temize çıktıktan sonra genel direktör vs. olarak oyuna dahil olabilir. Şöyle bir senaryo olursa da şaşırmam: sezon sonu şampiyon olunur + yarı finale çıkılır. Q7 ve ferno 20M€ gibi rakamlara satılırlar, carvalhal da kardeş klüp atleticoya gider. tayfur hoca geri döner, 2 yıldızımız ve başkana borçlar eksilir, geçen sene bıraktığımız yerden devam edilir..

Adsız dedi ki...

Ben Egemeni pek anlamiyorum bazen topu cok güzel oyuna sokiyor mesela Alania ve Ordu maci bazende hic yapmiyor.

Cartalete dedi ki...

Eyvallah arkadaşlar. Şöyle mevzusu geçen konu başlıklarının üstünden geçeyim terkar;

Hataları da olsa; Veli, İsmail, Necip gibi oyuncular var olduğu takımı seviyorum ben. Maç sarpa sarsa da, bir anda değişiyor işler. Maçı bırakmayan oyuncu adedinin fazlalığı, her zaman iyidir. Veli yeni zaten ama İsmail ve Necip de, ilk kez bu sezon 11 adamı oldular aslında. Güvenmek lazım...

Egemen'deki hale ben de şaşırdım ama normal. Neyseki kazasız belasız bitirdi ilk yarıyı sayılır, çok maç bindi. O uzaydan düşen topu kovalamamasının nedeni bu olabilir. Ancak şu da var, o topa hızlansa akabinde kalenin içine girebilir, topa son müdahaleyi yapamayabilirdi. Direkten dönmesi öyle bir fayda sağladı.

BenYaptımOldu'nun Koch konusundaki hak teslimi gayet yerinde. Geçen sene bir arkadaş vardı; hem fizik olarak düşüyorduk hem de sakatlıklar üst üste geliyordu. Şimdi daha da uyuz oldum o adam bak... Neyse. Ama Ozan'ın dediği de önemli, bu iş Carvalhal'in uzmanlık alanıymış aslında.

Almeida yine şutlarda çoğunlukla saçmalasa da, bu maçta geçmişe nazaran faydalı göründü. Bunun ana nedeni, Stoke'un oyun tarzı. Topu bize teslim ettiler, böylelikle rakip kaleye hep yakın oynadık. Bu durum Almeida'ya yarar ama genel oyun tarzımıza çok yatkın değil. Quaresma dönene kadar, en ideali Edu - Pektemek sanki...

Holosko da 11 çıkınca bir haller oluyor. Ne güzel sarkıyor araya, biraz topu dürtse hızıyla çok şeyler olacak. Pas imkanı daha iyi olacak, belki indirecekler falan... Ama kendine çok güvensiz oynadı. Bu haliyle, iyi bir 18 oyuncusu olmaya devam eder.

Carvalhal'in Atletico Madrid'e yamanması beni çok rahatsız eder. Ama şaşırmam da... Umarım öyle birşey yaşanmaz.

Pamukk dedi ki...

bu takım çok güzel takım:futbolcusuyla hocasıyla teknik ekibiyle.

üst kademe hariç:)

Adsız dedi ki...

Bir Carvalhal daha bulabilme imkanımız çok zor.Ama Tayfurdan daha iyisi her zaman mevcut( ör: Şifo)

Duygusallığa kapılıp takımı tayfur hocaya devretmenin hiç mantıklı bir tarafı yok.

Ayrıca duygusallık açıdan bakılsa bile bu takımın patronu Carls Carvalhal'dir.Adam çok çalışkan ve iyi niyetli bir insan.Bu takım da kesinlikle onun eseri.

Sözün özü seviyorum bu adamı herşeyiyle tam bizlik.Sevinci bile bir harika.

Bu saatten sonra teknik adam değişikliği değil devre arasında gerekli yerlere net bir transfer için uğraşılmalı


Serdar

tannhauser dedi ki...

ilk yarı mutluluklarından ikinci yarı çöküntülerine alışmış bünyem dün geceyi kaldırmakta zorlanıyor.

bu yüzden tek bir şey söyleyebileceğim. pes'te dandik takımlara karşı yaptığım maçlarda kornerden sürekli yediğim tarzda bir goldü mustafa'nın attığı. onun tuş kombinasyonunu merak etmiyorum artık. allah belasını versin.

box2boxMC dedi ki...

necip-ernst-fernandes-veli dörtlüsü bozulduğu anda haftalardır hayranlıkla izlediğimiz iştahlı, mücadeleci, önde baskı yapan, yenilgiyi kabullenmeyen takım bozulacaktır. Tüm sakatlıklar geçince ve bu dörtlüye dokunmadığımızda geriye 2 kişilik yer kalıyor. Simao-Quaresma-Almeida-Pektemek-Edu-Holosko, kim girsin kim çıksın?

Cartalete dedi ki...

Katılıyorum. Takımı güzelleştiren bu dörtlünün durum ne gerektirirse gerektirsin, oyundan düşmemesi...
Herkes sağlam olursa; en ideali 2. forvet rolündeki Quaresma ve Pektemek.
Şu sıralar ise Edu - Pektemek. Holosko ve Almeida, kenardaki güç olurlar. Zaten ilginçtir, ikisi de sonradan girince daha etkin oluyorlar.

box2boxMC dedi ki...

simao'yu orta dörtlüye dahil ettin herhalde.
ismail ve hilbert gibi hücumcu beklerin varsa ortayı 4 leyip necip ve veliyi kanatlarda wide midfielder oynatıp ileride top yapan iki forvet candır. bu sistemde de almeida atıl kalıyor.
devre arası almeida-higuan ya da nuri şahin takası olur mu acaba...

Cartalete dedi ki...

Yok, Simao'yu kestim. Quaresma'yla değişmeli oynasınlar işte, Şubat'tan sonra çay içmeye vakiti olmayacak yine takımın.
Necip - Ernst - Fernandes ve Veli 4'lüsü oyunu tutar, gerekli zamanda tempo da yaparlar. Ayrıca bu 4'lü içersinde Fernandes de çok rahatlıyor.
Hücumda da, Quaresma ve Pektemek'in yeteneklerine bakılır. Şuan en ideali bu.