Burası Kapalı

101. yılda kapalı tribününün yerini localar ve pahalı koltuklar almış; klasik atmosferden uzaklaşılmış, sanki başka bir Beşiktaş yaşıyor gibi olmuştuk. Ta ki, bir Ankaragücü maçında başlıkta yazılan tezahüratın duyulmasına kadar, "burası kapalı, herkes ayağa!"... Manası derindi: “Kombineye 1 milyar vermiş olabilirsin (alt tribünün fiyatı buydu sanırım), hatta daha önce burada maç izlememiş de olabilirsin… Ama buradaysan, kapalı tribün taraftarı gibi davranacaksın!” Çok büyük etki yapmıştı bu durum, hatta sahaya da yansımış; Sinan Kaloğlu’nun ender gelişen gollerinden birine tanıklık etmiştik…Sonrasında, başka konularda da kullanılabilecek bir mottoya dönüştü o slogan. Ama bu akşam gerçek anlamını bir kez daha hatırladık. Üçlüden sonra “hiç bir şeyle değişilmez!” diye söze giren Beşiktaşlı kadınlardan, “şimdi sıkılıp susacaklar” diye beklerken; 85’deki gün doğdu’ya, hatta “90+ Beşiktaş stresi” yaşanırken bile çığlık yerine “ıslık, yuhalama” tepkilerine varıncaya kadar net bir kapalı performansı dinledik… Hiçbir şey atlanmadı, bütün tezahüratlar biliniyordu. Sadece tiz farkı vardı, ona da yapılacak bir şey yok zaten…

Ancak, futbolcunun sadece güzel hareketine tepki vardı, kimse ıslıklanmayacaktı; o farkları çok güzeldi... Açıkçası ben, küfürsüzlük farkı olmasını da beklerdim. Zira ilk yarıda biraz abartıldı; “sene sonuna kadar seyircisiz olsun da, hep biz gelelim” gibisinden hain planlar da sezmedim değil. Sahi, bizim “futbolu güzelleştirelim ordinaryüsleri” küfür için verilmiş “seyircisiz” maç cezasında küfür olunca, ne gibi bir tepki gösterdiler merak ettim… Bu kural çıkarken hoşnut olmadım pek, hem bu tiz farkından hem de ayrımcılıktan. Çünkü benim için insan da, futbol seyircisi de birdir. Kadın futbolsever de bazen küfreder, futbolu da ofsaydı da bilir…

Ama bu tabunun yıkılması adına iyi oldu. Kadınlara peşinen “sen futboldan çakmazsın” gibi gereksiz bir baskı vardı. Keza, şu ofsayt ve kadınlar meselesine de takığımdır… Sonuçta bizim için de edinilmiş bir statü değil, futbola ilgisiz adam da ofsayt nedir bilmez. Cinsiyetin değil, ilgi ve ilgisizliğin getirdiği bir durum bu… Yani gidip, tenisten zerre çakmadan, tenisi gayet iyi bilen bir kadınla maç izlesen, rezil olduğunla kalırsın. Tabi bu gibi peşin algılar biz erkekler içinde geçerli. Yemek yapmayı severim desen, “karı mısın?” derler genelde. Madem yemek olayı bu kadar itici bir iş; yeme de o zaman arkadaş, git damardan serumla beslen.

Evet, dünkü maçın ilgi noktası tribünlerdi; yazının da odağı bu konuyla alakalı oldu. Sahada bireysel anlamda merak uyandıran biri olmasa da, “takımsal bazda” ilginç varyeteler görülebilirdi. Ama 2. dakikada gelen, Holosko’nun 2007 model dalışı ve saçmalamalara rağmen, ceza sahasının karabalıklığının getirdiği gol, ilk yarıda izleyeceğimiz tek kayda değer pozisyon olacaktı… Kayseri maçından bu yana, ilk kez hatlarını bu kadar koparmış bir Beşiktaş vardı sahada. Muhtemelen ciddiyetsizlikten ileri geliyordu…Fernandes hep şunu düşündürmüştür bana; “kornerden ve cephedeki serbest vuruşlardan istediği yere topu akula şekilde gönderen adam, nasıl olurda direkt frikiklerde başarısız olur?” Bugün klasik Del Piero frikiği attı, hani sağ ayaklılar için zor sayılacak açıdan nefis bir kesme… Ve maçın fişi, tabi ki çekilmedi. “This is İnönü!” gerçeği; düdük çalmadan maç bitmez… Son dakikadaki top içeri girse, hem sırtına bunca maç temposu binmiş adamlar 30 dakika daha oynayacak, hem de tribündeki kadınlar ve çocuklar gribal enfeksiyonla daha da bir omuz omuza olacaklardı…

Gördük ki, maça ideale yakın kadroyla çıkılması da pek risksiz bir iş değilmiş. Sanıyorum ki araştırmacı tarafıyla da bilinen Carlos, “Del Bosque gibi adam neden kovulmuş ki buradan?” diye ufak bir gezintiye çıkmış, çarpıcı sonuçla karşılaşmış… Gerçi, maç sonunda: “Sırf genç diye birine forma vermem, şeker dağıtmam! Hak eden oynar…” Gibisinden sözler etmiş. Haklılık payı yok değil. Ama kabul etmek gerekir ki, genç oyunculara azim aşılamak için bazen bu maçlarda şeker dağıtmak gerekebiliyor. Sonuçta al Atınç’ı, Muhammed’i, koy Braga maçına demiyoruz. Böyle maçlarda oynamayınca, hazır da olamazlar nihayetinde…

Yedeklerden kısa kısa: Sidnei’in hantallık durumu rahatsızlık verecek şekilde kötü… Kendi kontrol ettiği topu bile rakip alıyor. Holosko her zaman topu aldığında adamın içinden geçmeye çalışan bir adamdı. Ama bu onun ufak bir eksisi gibi kalıyordu artılarının yanında. En büyük artısı da maça olan odağı ve hırsıydı, bu duygularını aldırmış… Formasına asılan Erdinç’le birlikte ceza sahasına girip asist yapan Holosko, maalesef ortalıkta yok ve dönmeyecek gibi. Alves, internet icat olmadan bu topraklara gelseydi “ne topçu almışız be!” dedirtebilirdi. Del Solar falan, öyleydi mesela… Kendisinden bağımsız yaşananlar gözümüzün önünde cereyan ederken, onun futbolculuğuna odaklanamadık. Ama bu çocuğun topla ilişkisi çok iyi ve en önemlisi bir sonraki hamleyi, daha topla buluşmadan düşünen bir orta saha modeli gibi… Skoru koruma adına, “alsın topu takımında tutsun” babında oyuna atılacak ilk isim olabilir ileride… Üç numara saçla da daha bir topçuya benzemiş, kesinlikle çok daha sık süre almalı.

23 yorum:

aquila dedi ki...

maçtan önce kadrolar açıklandığında büyük bir hayal kırıklığına uğradım. izlemek istediğim oyunculardan hiçbiri 11'de yoktu. carvahalin takım olma yolunda kazandırdığı bazı meziyetler dışında kendisinden teknik direktör olarak daha fazla beklentim olmayacak gibiydi. özellikle de kadrodaki her oyuncudan yararlanma konusunda. bu düşüncelerle maç başladıktan sonrada dişi kartalların performasına yoğunlaşarak sahadaki takıma konsantre olamadım.

ikinci yarıda ise tam konsantre olmuştum ki carvahalin hiç oturmamasına, sürekli oyuncuları uyarmasına takan Beşiktaşlı(!) yorumcu kendisini gösterdi. ankaragücü maçından 2 gün önce her yerde 10 maçtır yenilmeyen takımın hocası methiyelerinden, maçtan 1 gün sonra sorgulanan bir adam (her ne kadar hataları olsa da) haline gelen birinin ülkemizdeki futbolun gerçeklerinin çözdüğünü anladım. değindiğin del bosque'yi geçtim lucescu'nun 2 senede 2 farklı takımı şampiyon yapmasına rağmen beğenilmediği, akreditasyon kartını boynuna asmadığı (ne hikmetse o kural da değişti) için egosunun sorgulandığı bir yerde kadro olarak risk almamasını daha iyi anladım.

bu akşam oynanan oyunla, sahada olup bitenle hiç alakası olmayan bir yorum oldu. 'Nerede kalmıştık?' diye önümüzde bursa maçına bakabilirim artık:)

tannhauser dedi ki...

böylesine anlamsız bir maç benim adıma kırılma maçı oldu. şu anda takımda olmasını en çok istediğim iki oyuncu necip ve pektemek. geçen senenin her gün üstüne koyarak giden necip'i bu sene geçen seneki sürekliliğini gösteremiyor. ama o çok sorun değil. atlatacaktır. pektemek içinse sorun büyük. bugüne kadar, portekiz çetesi vs laflara hiç itibar etmedim ama almeida girdikten sonra hazırlanan pozisyonlar filan midemi bulandırdı. hani denilebilir ki, mustafa oyundan çıktıktan sonra oyun açıldı, o yüzden almeida'ya o pozisyonlar düştü. hayır, sadece iki tane ben hatırlıyorum. her ikisinde de mustafa kendisi hazırladı, birini simao'ya verip pozisyon aldı diğerini de fernandes'e. onlardan birinde top kendisine dönseydi...

hakem maçın seyir zevkini resmen katletti. yorumcu ve spikere katıldığım tek nokta da bu oldu. turgay demir yerine ömer üründül olsaydı keşke. hiç yoktan alves-simao değişikliği filan demezdi.

laubali oyun üzerine bir şey yazmıyorum. egemen hariç herkeste bir gariplik vardı. bu takımın on birinde her zaman iki alman olmalı.

alves'in kaçta kaçının kaç paraya geldiğini hesaplamaksızın futbolunun keyfine varmak istiyorum. o da portekizli gerçi :) zaten bu hesap kitap işinden sıtkım sıyrıldı. arkadaş takımın muhasebecisi miyim ben.del bosque'ye o kadar gitti, 30.000 atkı, 20.000 forma satılsa şu kadarını karşılarız diye hesaplamaktan bıktım. zaten demirören tüm hesapları boşa çıkarıyor.

son olarak millet sevgilisini anlatıyor ben de karımı anlatayım :) pektemek için: "hah bu atamıyorsa kimse de atamaz zaten."

Hüseyin Akartuna dedi ki...

Merhaba abi,

Bahsettiğin küfür cezası yüzünden kadınların girebildikleri maçta, kadınların küfretmesi üzerine şöyle bişiler yazdım, okumak istersen bakabilirsin.

http://hsynakartuna.blogspot.com/2012/01/mac-yazs-kadn-kadna-boyle-yapar-m.html

BenYaptımOldu dedi ki...

"İzlemeyeceğim." demiştim ama öyle bir aşk ki gene dayanamadım. Son 15 dakikasına bakayım dedim. En azından ben açtığımda bizim junior kavruk Alves saçlara "0" numarayı çakmış oynamaktaydı. 5 dk maçı izledim. Kadroya baktım ve Burak, Mehmet Akyüz ya da Tanju'yu görememenin acı tebessümünden sonra tamamen Alves'e odaklandım. Çok ama çok ümit verici. ilerisini düşünerek oynuyor senin dediğin gibi ve bu çok önemlidir oyunu okumak adına. 2 tane isabetli uzun pas attı. Tekniğine ve futboluna güveniyor en başta. şu an için rahatlıkla Fernandes'e alternatif olabilir. Ama Ferdi daha teknik ve daha seri kuşkusuz. Ama ben artık kendime söz verdim alternatif kelimesini Carlos bey bu takımda olduğu sürce kullanmayacağım. Zira o bu kelimeye bambaşka anlamlar yüklemiş. Ben ise hepinizin, hepimizin hem fikir olduğu manada kullanmıştım.. Maç mı? Souyorum o halde: şu haldeki 1- Simao mu? Burak mı? 2- saçmalayan Holosko mu? Mehmet Akyüz mü? 3- Artık cidden yorulan İsmail mi? Formayı en azından böyle maçlarda hak eden Tanju mu? Kısacası gecenin en güzel iki şeyi, hanımlarımız ve hanım kızlarımızın coşkusu ve Ferdi'nin enfes golü.. Carlos bey mi? Geçiniz efenim geçiniz..

box2boxMC dedi ki...

kadro açıklandığında herkes hayalkırıklığına uğradı sanırım ama CC gözünden bakınca bazı noktalara hak verdim. Muhtemelen CC gençlere ilk şansını vermek yerine bazılarına son şanslarını verdi. Tek tek bakarsak, Hilbert'in 6 hafta olmayacağı bir ortamda Ekrem ne kadar çok maç yaparsa iyidir bence.
Ortada Sidnei son şansını kullandı bence ve çok vasattı. Bu taraftar yavaş stoperlerin en iyi örneklerinden Ronalda ve Ferrari'yi izledikten sonra Sidnei'i kabullenmesi çok zor. Egemen tercihini anlayabiliyorum çünkü göbekteki iki adamı birden değiştirmek çok mantıklı değil.
İsmail'in oynaması Tanju'nun gidici olduğunu gösterdi sanırım.

Belli ki CC Toraman'ı Aurelio'nun yerine ortasaha alternatifi olarak düşünüyor, onuda orda görmek istedi. Tek itirazım Necip Veli ikilisiydi. Veli yerine Alves'i görmek isterdim 90 dk boyunca. Oynadığı 15 dk içinde yine olumlu sinyaller verdi. Ama yinede Alves yerine Onur'u bu takımda görmek isterdim. Necip benim için bu maçın en büyük hayalkırıklığıydı. Yine pas almamak için elinden geleni yaptı, hep rakibin arkasına saklandı.

İleride Holosko'ya son bi şans verdi sanırsam. Tamam çok iyi değildi ama Holosko bence değişik oyun tarzı ile her takımın kadrosunda olmalı. Simao'yu da form tutması için oynattı sanırsam ama bunun için bi 17 maç daha oynaması lazım, yine çok kötüydü.

Pektemek çok mu geriye geldi acaba. Sıkıştırdı sanki oyunu.

CC'ye kadro konusunda hak veriyorum ama oynanan futbol felaketti. Sanırsam bu haftasonu Bursa maçında olası bir puan kaybı bütün olumlu işlerin çöpe gitmesi yönünde önemli bir hafta olacaktır.

Dayan Carlos Reis..

Batistuta35 dedi ki...

Carvalhal sırf genç diye birine forma vermem ,şeker dağıtmam demiş de e o zaman haftalardır simaoya,almeidaya dağıttığı şeker çuvallarına ne olacak? Burak,tanju,mehmet akyüz hepsi bin pişmandır Beşiktaşa geldiklerine.Tanu falan geçen sene uefa,lig demeden sürekli oynayan biriydi keza diğerleri de şimdi anca 10 dk süre bulabildiler.Adamların 1 senesini çaldık resmen.asıl korkum q7 dönünce gene o saçma verimsiz hücüm 3lüsüne dönmesidir.

rivaldo dedi ki...

Son zamanlarda ki tribünün dünkü durumu örnek alması gerekir.Dün süper ligin en organize tribünlerinden birini izledik İnönü de.Onlar da olmasa herhalde sezonun en sıkıcı maçı olurdu.

Carvalhal, Mustafa Denizli gibi takım tamamen hedefsiz kalmadıkça genç oyunculara şans vermeyecek gibi duruyor.Zaten dünkü sözleri söyleyen bir hoca, sadece antreman performansıyla bir genç oyuncuyu sahaya sürmez.Bu yüzden A2 oyuncularını bir nebze anlarım.Ama Burak, tanju hatta Alvesin profeyonel tecrübeleri yeterince var.Bu oyunculara bu tip maçlarda bile güvenmemek onları tamamen kaybetmek olur.

Carvalhalin dün Simaoyu oyunda tutmasının, rakibi tek zorlayan oyuncu olan Pektemeği çıkarıp Almeidayı almasının bence mantıklı bir açıklaması yok.Ben Simao ve Almeidanın artık bize yarar sağlayacağını düşünmüyorum.Simao en geç sezon sonu gider zaten.Ama Almeida üzerinde ısrar edilmesinden endişe ediyorum.

Madem fırsat bulamayacaklar Atınç ve Hasanıda Rizeye verelim.(Atıncı istiyorlarmış.)Hasan zaten Rize ortasahasında forma bulur, Atınçda birkaç maç oynasa iyi olur.Bugün saat 13.00 de Anteple maçları var, Sezerle Erkan ilk 11 de olursa izlemeye çalışıcam maçı.Özellikle Sezerin Antep hücumcuları karşısında ne yapacağını merak ediyorum.

BenYaptımOldu dedi ki...

Rizespor- G.Antep maçını izledim. Biliyorsunuzdur Rizespor 3-2 yendi ve tur atladı. Süper lig takımından farksız oldukça olgun bir futbolla hem de. Sezer ve Erkan da idi gözüm. Sezer son adam gibiydi çoğu zaman ve defanstan topu ilk çıkarışlarında ağırlıklı olarak Erkan'ı görerek oyunu başlattı. Basit oynadı Sezer ama eğer yanılmıyorsam tek hatası G.Antep ikinci golünde Cenk'e o topu altı pastan vurdurmasıydı. gerçi kaleci Ramazan'da hatalı aynı şekilde. Yani alabilirdi o topu. Erkan ise ağır havaya rağmen idare etti. 2-3 tane klasik çalımı var ve Cartalete'nin dediği gibi hep yediriyor. Seneye A takımda rahatlıkla oynaar üstüne biraz daha koyarsa. En azından şu Simao'dan daha iyidir. Şu an gördüm. Oğuz Ceylan'da 1,5 seneliğine Rize'ye transfer olmuş. İnşallah orada zımba gibi oynar da onu takımda en azından denemeyen beyefendilere tokat gibi bir cevap verir.. Gözüm daha da fazla Rize maçlarında olacak artık..

Cartalete dedi ki...

Kaçırdım Rize maçını, ama Oğuz da oraya gittikten sonra daha Rize maçı kaçırmak namümkün... :) Yalnız bonservisiyle verildi diye söylenti var, öyle bir zırvalık yapmayız umarım.

Rize çok güzel takım gerçekten. Bugün sonlarına yetiştim, Erkan oyunu iyi öldürüyordu. Hani severiz sayarız ama Holosko'dan bu konuda daha iyi. Hem daha öldürüyor topu, hem daha iyi sürüyor.

BenYaptımOldu dedi ki...

Evet o zırvalık yapılmış. Bonservisiyle verilmiş. Bundan dolayı dedim ya oynayacağı futbolla "tokat" gibi çarpsın muhtelif suratlara. Yemen bey orada kafasındaki ve kafamızdaki takımı yavaş yavaş kuruyor. Düşünsene bir de kupada Rizespor ile eşleşmişiz :D:D

Cartalete dedi ki...

Yapılmamış :) Kiralık gitmiş Oğuz. Çok güzel oldu, yakın zamanda Sezer gibi 11 adamı olur orada.

rivaldo dedi ki...

Ben anlamadım bu durumu.Oğuzun sözleşmesi 1,5 yıl sonra bitiyor ve 1,5 yıllık imzalamış rizeyle.Sözleşme yenilemişlerdir herhalde.Rize güzel takım oldu, Cumali de muhtemelen ilk alternatif olarak kadroda olacak.Bu yaşta bir takımla zirveye oynamaları kariyerleri açısından da önemli.Mesela furkan bu yönden daha şanssız.Aynı şekilde Volkan da her hazırık maçında gol attığı halde hocanın koltuğu sallandığı için kadroya giremiyor.

BenYaptımOldu dedi ki...

Çok keyiflendim şimdi.Demek ki kaynaklarımı tekrar sorgulamam gerekecek :) Oğuz'u canlı izlemiş biri olarak ondaki Dani Alves'liği görenlerden biriyim. 1990 doğumlu. Daha 22 yaşında. Bu sene inşallah sıçrama yapacak ve gelecek seneden itibaren 10 sene sağ bek sorunumuz kalmayacak. Ama şaka bir yana ciddi ciddi Rizespor'u istiyorum kurada. :)

BenYaptımOldu dedi ki...

Sevgili Mustafa, Oğuz'un kiralık gittiğine emin misin? Anlaşmanın ayrıntılarına dair bilgileri paylaşırsan sevinirim. Neden mi sordum? Ciddi ciddi bonservisle verdiler diyenler var..

Cartalete dedi ki...

Anlaşmanın ayrıntıları nedir abi, kap yaptın iyice bizi. :) Kendisini tanıyan birine sordum, eminim. Herhalde 1.5 yıllık kiralama olayı kafa karıştırmış. Bu sürede çıkış yaparsa, nasıl olsa uzatırız diye düşünmüşlerdir herhalde.

enorton dedi ki...

Q7 de dönmüyormuş galiba... Zaten 2 hafta sakat denildi 2 ay oldu ortalıkta yok. Bişeyler döndüğü belliydi. Kendisi bilir. Yolu açık olsun, bari giderayak iyi bir bonservis kazandırsaydı kulube...

BenYaptımOldu dedi ki...

enorton; Kardeşim hemen gaza gelme. Haber kaynağın sakın satılmış meydanın çığırtkanları olmasın? Bu duygusallıkla karışık galeyan sendromu biz Beşiktaşlılara özellikle son dönemlerde epeyce musallat olan bir sorun olmaya başladı. Merak etme pazartesi geliyor Quaresma ve sağlık kontrolünden geçecek..

Cartalete dedi ki...

Bence de, bir şey kesin sonuçlanana ya da net ortaya çıkana kadar; üzerine yorum yapmamak lazım.

Batistuta35 dedi ki...

yorum yapmayalım ,gaza gelmeyelim tamam da bunlar sakatlanınca neden direk ülkelerine uçarlar ki? Hani portekiz sporcu sağlığı,tedavisinde falan önde olan bi ülke de değil ki bildiğim kadarıyla.almanya veya italya olsa anlaşılır arkadaş madem sakatsın otur istanbulda tedavini ol. 2 hafta sakat dendi adama ne olduğunu kimse bilmiyor,gecenin 1'inde de sokakta gasp ediliyor.tuhaf işler bunlar

Cartalete dedi ki...

Ben şu "geri dönmek istemiyor" mevzusu üzerine, bilmeden peşin hükümlü olmayalım dedim.
Yoksa, her sakatlık zamanında bahane edip, ekstradan tatil yaptığı aşikar. Geçen sene de durum böyleydi.

ilave dedi ki...

pazar 13:30 da trtsporda rize maçı gözüküyor. ilgililere duyurulur.

Batistuta35 dedi ki...

Sana demedim ben abi zaten genel bi eleştiri o.Adam kaç zamandır yok ne yönetim durumunu biliyor ne de hoca.

BenYaptımOldu dedi ki...

Rizespor maçını izledim. Akhisar sahada daha ne yaptığını bilen bir yapıdaydı. Sağbek Emrah daha genç olsa kesin almalıyız derdim. Aslında Gs-Ts de de oynamışlığı var ama demek ki futbolu çok sevmedi, idare etmeyi tercih etti. Ama olgun zamanında da hala etkili. Ama bunda Rizespor'un hocası Hüseyin Kalpar'ın büyük hatası vardı. Murat Hacıoğlu gibi o mevkiyle hiç alakası olmayan adamı resmen solbek oynattı. Haliyle de Emrah orayı kalbura çevirdi. Resmen intihar kısacası. Rizespor enteresan bir takım. Dikkatli bir defansı - ancak sağ ve sol bekleri iyi değil- ayağa iyi top yapan bir orta sahası - Busquetimsi bir Arnavut Zeqiri ve çok beğendiğim Mehmet Al- ve delici ve hava toplarında etkili ikilisi ( Jallow- Bikoko) var ama deplasmanlarda yoklar. Kendi sahalarındaki coşku deplasmanlarda yok. Bundan dolayı aslında süper lig takımlarıdnan farksız futbolu sadece kendi sahalarında görüyoruz maalesef. İlerde bu sıkıntı yaratabilir. Bizimkilere gelince Sezer FM ağzıyla belirtmek gerekirse 6.5 puana bağlamış durumda. Altına da inmiyor yukarıya da çıkmıyor. Güven veriyor ama sanki biraz daha çeviklik idmanı yapması lazım, bugün birebirlik bir durum olmamasına rağmen bir iki pozisyonda ağırklaşmış gibime geldi. belki de hasta falandır bilemiyorum. Erkan ise son dakikalarda oyuna girdi. Hüseyin hoca onu ilk11 değil de ikinci yarılarda duruma göre düşündüğünü belli etti. Oysa sanki tamamlayıcı forvet- kanat olarak daha fazla süre almalı. Akhisar daha disiplinli ve rakibin açıklarını daha iyi analiz etmiş ve haklı bir galibiyet aldılar.. Oğuz'un sanıyorum daha lisansı yetişmemiş.. Kadroda yoktu..