Elde Var Necip


Yıllar evvel bir pozisyonda; Tümer çaprazdan paslaşarak bir duran top kullanmaya çalışmış, lakin pas attığı yere sadece Lazarov’un koşuşu, ardından boş alanı topla kat edişi ve Panik Erman’ın (Güraçar) kafasına pas atışıyla bir gol yemişti Beşiktaş. Oluşumuyla, bitireniyle; “bundan daha saçması yenmez herhalde” derken büyük konuşmuşum. Zira bugün yenilen golle maç kaybetmenin yanı sıra, komedi-futbol kliplerine güzel bir malzeme verildi. Umarım golü UEFA izlemez, alenen yeni bir 'turnuvaya almama sebebi'...


Uğur Boral için “bir gün başına bir şey gelecekse bu telaşından gelecek” diye bir cümle kurmuştum. Futbolda –hele de bir savunmacıysan- yapacağın en son şey telaş olmalı. Aslında Uğur’un tek sorunu bu; telaş ya da hızlı düşünememe… Top ona gelmeden maçı pause’lama şansı olsa, şöyle bir etrafına bakınsa, soluklansa, sonra kararını verse; fena topçu değil. Ama böyle bir şansı olmadığı için o tek sorunu, her şeyi silen büyük bir sorun haline gelebiliyor.
En başından beri çok dengede giden, pozisyon anlamında kısır geçen ve golü bulanın 1-0 değil 2-0 öne geçeceği bir maçtı. Beşiktaş için söyleyeceklerim, Antep maçı sonrasından çok farklı değil. Kompakt oyun ve önde baskı; değişmez anayasal maddeler… Bugün yine ikisi de pek yoktu; Sivasspor orta sahada top aldırmamayı daha çok başarıyordu. Beşiktaş ‘kendi yapmasını gerekeni, rakibin yaptığı’ her maçta sıkıntı yaşayacaktır. Çünkü o zaman -bugün olduğu gibi-; pozisyonlar sıfırdan başlıyor ve sadece Fernandes’in ayağına bakılıyor, Holosko’nun yetenek defosu ortaya çıkıyor, takım bütünlüğü kayboluyor, Almeida uzun topları inlere cinlere indirmeye başlıyor vesaire; çoğu maçtan bilindik hikaye…

Ama ‘neden böyle’ diyerek sızlanmaya da gerek yok, malzeme bu.  Pektemek sakatlanmasaydı; Oğuzhan’ın da var olacağı, merkezde kalabalık orta saha ile topa hâkim olup, savunma arkasına sızmayı bilen forvetle sonuca gidilebilirdi böyle maçlarda. Ancak öyle bir forvet olmadığı için, mevcut durumun yegane B Planı; 1997 model Hartson & Kitson’lı West Ham United taktiğidir. Hücumda çift uzuna dönülür ve sürekli yüksek top atılır; biri indirsin, biri vurabilsin diye.

Bugün de Samet Hoca golü yer yemez Batuhan’ı attı sahaya. Lakin formasyonda bir değişiklik olmadı; Almeida sol forvete döndü sadece. Haliyle kenarlara pek inilemedi, genellikle savunmadan Mancınık Çavuşu Toraman tarafından uzun toplar atıldı. Oysaki Almeida – Batuhan yakın kalsa; Fernandes’in kanada çekileceği bir 4-4-2’ye dönülse; daha farklı şeyler görebilirdik. Takımda en rahat adam eksilten adam olmasının dışında, içerideki iki uzuna hissederek değil 'görerek' orta yapabilecek yapıda olmasıyla Fernandes; söz konusu 4-4-2'yse eldeki en uygun kanat oyuncusudur.
Fernandes demişken. Yine çok şey yapmak isterken, hiçbir şey yapamadığı bir maçı daha geride bıraktı. Topu aldıktan sonra önünü açacak kadar çalım yapmak, yeteneğini konuşturmak; güzel şey… Ancak cephede daha rahat pozisyonda iki adamı görmüşken, bir ekstra çalıma daha girmek; fazla şey… Sonuç olarak bir önceki güzel hamlesi yok oluyor, kendini sakatlanma riskine sokuyor, Beşiktaş atağını daha da olgunlaştıracakken; pozisyon rakip kontrasına dönüşüyor. Bunu törpülemesi gerek, liderlik ‘zorlamak’ demek değildir.

Karşımızdaki Beşiktaş, bugünü sadece maddi anlamda kurtaran; saha içinde yarınlar için anlamlar taşıyan bir takım. Bu gözle bakınca gönül rahat, hatta elde var Necip… Bugün 1-0’ken bir pozisyon oldu; orta sahanın derinlerinden aldığı bir topla ‘özgüvenli şekilde’ hücuma kalkan, üstelik bunu adam eksilterek yapan, topu tam da zamanında ayağından çıkararak araya pas bırakan oydu; ‘niye topa koşmuyorsun?’ diye sitemde bulunduğu da Fernandes…

Buralarda, Necip’in alt yapı dönemlerinde ‘sol forvet’ oynayabilecek kadar topla rahat kat ettiğini, çalım özelliğinin hiç de az olmadığını bahsettikçe; halüsinasyon gördüğümü sananlar olabilir. Lakin kendine güven öyle bir şeydir ki futbolda; seni başka bir adam yapar. Özgüvensizlik, giyilen bir yetenek maskesidir aslında. Necip o maskeyi gün geçtikçe atıyor… Normalde o özgüvensizlikle baskı altında zorlama paralel pas attığı yerlerde, artık topla çıkıyor; ‘sürprizli’ atak girişimlerinde bulunabiliyor.

Samet Aybaba’nın bu konudaki pozitif etkisi, birçok galibiyete bedeldir nazarımda. Keza bugün yine maçı çevirmek için bir çaba içinde olması ve o hamleler içinde Hasan Türk’e “oyunu değiştirme ihtimali olan oyuncu” gözüyle bakması da öyle… Kadir’e de aynı şekilde. Hoca kurabiyeyi kiloyla dağıtıyor, ‘olup olmamak’; artık onların elinde…

Gece gece karabasan musallat olmasın diye Escude’nin hakkını vereyim. Bugün Enaramo gibi Street Fighter’da olsa Honda’yla kapışacak bir adamla fiziksel mücadeleye girişirken;  diğer taraftan taktiksel olarak da hep doğru yerdeydi. Oyun üstünlüğünün kurulamadığı anlarda az pozisyon verilmesinde baş etkendi. Kafayı gözü de dağıttığına göre, az biraz “kan-revan içindeki topçu” priminden nemalanır herhalde.

37 yorum:

helldoradotcom dedi ki...

6 macta 18 puan'in 10'u yitik. takim pozisyona giremiyor varsin tum takim genclerden olussun kac yazar. devre arasi olmadan kara kis deplasmanlariyla birlikte liderle fark 18 olursa kimse sasirmasin. devre arasina kadar fark 18 olmazsa da Lig bitene kadar maalesef olur!
Bari mali acidan olumlu bir yil olsa ona da raziyiz.

Pamukk dedi ki...

fernandes necipin o zekada bir pas atacağını düşünmedi de koşmadı sanırsam antremanda beraber değillermi ne.

sivoku kesersen duran top golü avantajını da yitirirsin.

~Poseidon~ dedi ki...

"mancınık çavuşu" bildiğin sesli güldüm. Ağzına sağlık.
Bence korkulacak bir şey yok.
Bakalım haftaya nasıl bir cenabetlik bizi bekler. Şu son iki haftanın özeti aşağıdaki gibi;
1- Tsubasa Golü
2- Akıllı Tv Golü

Kadir Şen dedi ki...

Bir kaç hafta önce yazdığım yorum burada yayınlanmadı. Takım hakkında olumsuz düşündüğüm için yayınlanmadı. Size hak vermiyor değilim, pozitif yazılar yazmak istiyosunuz ama Beşiktaş'ın şu halinden sonra pozitif yazı yazmak gerçekten Polyanna'cılık yapmak olur. GS derbisinde herkes Beşiktaş'ı 2. yarıdaki oyunuyla övüp göklere çıkardı. Halbuki dün akşamki oyundan pek bir farkı yoktu. O maçta sadece Fernandes ve Olcay daha etkiliydi o kadar. Maçın ilk yarısının 0-5 GS lehine sonuçlanmaması zaten mucizeydi. 2. yarıda da Beşiktaş'ta değişen bir şey yoktu, sadece Terim'in taktiksel hataları vardı.

Sevgili Cartalete; hala Beşiktaş maçlarını izlemek için kıpırtı hissediyo musun içinde ? Şu hafta sonu bir gelsin de Beşiktaş'ı izleyelim diyor musun ? Açıkçası ben artık diyemiyorum. Takımdan bu sene hiç bir umudum kalmadı. Toshack döneminden sonra tarihin en kötü Beşiktaş'ı bu. Şu an takımın diğer Anadolu takımlarından hiç bir farkı yok. Sivas, Kayseri, Belediye, Antep neyse biz de aynıyız. Hoca'ya pek bir şey diyemiyorum. Tamamen yönetimin basiretsizliğinin eseridir bu kadro. Adam Nene, Zarate'yi istedi ama Ericsson'a havadan tazminat ödeyenler 3 kuruş fazla vermemek için bu oyuncuları almadılar. Allah aşkına bu Escude çok mu gerekliydi ? Onun yerinde başka bir mevkide daha kaliteli bir oyuncu alınamaz mıydı ? Takımın santrafor'a mı daha çok ihtiyacı vardı stoper'e mi ? Belki bana kızacaksınız ama bu sene artık Beşiktaş'tan bir şey beklemeyin, geçmiş olsun.

box2boxMC dedi ki...

Holosko'nun şu halini görünce Aybaba'nın sene başında neden Hilbert'i ileride oynatmaya çalıştığını anlıyorum.

Son 3 maçtır Holosko ve Uğur Boral ikilisine kafayı takmış durumdayım ve maçları izlerken bu ikisine karşı ön yargılı izliyorum ve sağolsunlar yüzümü kara çıkarmıyorlar.

Düşünmek bile istemiyorum ama olası Fenerbahçe ve Trabzon yenilgileri bünyeyi çok sarsar.

Son olarak 5 dakkada olsa Hasan Türk performansı bana umut verdi..

Hasan Türk'ü orta sahaya monte edip şöyle bir 11 olmaz mı?

Mc Gregor

Hilbert-Sivok-Toraman-Escude

Olcay-Necip-H.Türk-Veli

Fernandes

Almeida

Bjk_KnightS dedi ki...

Bence bu maç için sadece almeida için yazı yazsak yeterli. Bir forvet bu kadar mental olarak kötü olur yaa. Ya da söyle diyelim. Kalitesizliğini başka şeylerle kapatmaya calısır ama onları da eline yüzüne bulastırır. Şöyle örnek vereyim. Pes'te become a legend diye bir secenek var. Ben kendimi genelde uzun yavas forvet yaparım. Teknikte orta ayarlarda olur. Bari sutum iyi olsun derim. Oyle durumlarda iyi gozukmek icin top kapmaya ve takım arkadaslarıma gol attırmaya calısırım cunku gol ceza sahasında topla bulusamam kolay kolay. Almeida'da oyle. Gol atamadıgı icin kanatlara iniyor. Hatta sol beke kadar geliyor. Ve bizi ceza sahasında hep 1 kisi eksik bırakıyor. Belki orada olsa cok kucuk bir ihtimalde olsa o golü atacak ama gol kacırmaktansa orada alır veririm diyor. İlk yarı pozisyonun brinde sol kanatta bir tarafta olcay, bir tarafında ugur varken kendi orta actı iceriye. Kimse yoktu dogal olarak icerde. Holosko kostu ama yetisemedi. 2.yarı da aynı sekilde oldu. Son dakikalarda doldur bosalta döndük. Doldurmayı almeida yapıyordu yine. bu kadar sacmalık olmaz yaa. Ayrıca indirdigi cogu topu da daglara taslara indiriyor. Direk rakip oyuncuya gidiyor. Batu'nun bu ozelligi almeida'dan baya iyi. İndirdigi yerde bizim oyuncu var mı diye bakıp oyle indiriyor. Ama o da kosamadıgı icin o eksigini faul yapmakla kapatmaya calısıyor. Holosko da sagda birseyer yapmaya calısıyor ama eski holosko olmadıgı icin devamlı hatalı oynuyor. Gelelim diger oyunculara.
Veli: Ben kossam zaten beni oynatıyolar diye dusunmeye baslamıs yine. Ekstra birsey yapmaya hic calısmıyor.
Necip: Süperdi. Takımın kaptanı gibiydi. Kimse birsey yapmayınca ben yapayım bari demeye basladı.
Toraman: Hocanın kıyagıyla oynamaya devam ediyor. Yanında ayagı duzgun escude varken devamlı ileriye top sisiriyor ama hicbir ise yaramıyor.
Hilbert: İleri cıkısları yine iyiydi ama cıktıgında bu mac hicbir sey yapamadı. Bunu da holosko'nun kotulugu sagladı diyebilirim cunku kanatta pas atacagı adam olmadıgı icin devamlı ortaya girmeye calısıyor.
Escude: iyiydi. oynaması lazım bu taımda sol stoper kadrosunda.
Sivok: Sol stoperde aksıyor. Toraman'ın kesik yeyip sivok'un oraya gecmesi yan toplarda etkili olmamız icin gerekli.
Aybaba: ona diyecek sözüm yok. Elinde o kadar kotu oyuncular var ki yedekten zorunlu olarak oyunu cevirmek icin kadir arı'yı sokmaya calısıyor.
Yönetim: eneramo Gekas bostayken almeida bize yeter diyen yönetimi de tebrik ediyorum. Drenthe gecen sene 5 mac kadro dısı kalmıs diye (sozlesmesine madde eklemek yerine) hic imzalamamak alkısı hakediyor. hic bosuna mali durum demesinler. Eneramo(gekas) + drenthe maliyeti almeida kadar olur. Euro 2012 sonrası yollamayı dusunseler yollarlardı almeida'yı. O zaman da cok soyledim. Cok acemiler. Uzun oldu k bakmayın. Uzun zamandır yazmıyordum. İyice doldum.

enorton dedi ki...

Bir ekleme daha yapayım. Madem elde 4 stoper var ama hiç bek yok o zaman neden 4 lü oynuyoruz? Allah'ın emri mi? Madem bu yıl yenilik yılı, devrim yılı o zaman sistemde de yenilik yapılabilir. Pek hala 3-5-2 ya da 3-4-3 oynayabilir bu takım. Uğur ve Hilbert o zaman ileri geri gidip gelsinleri ikisi de ciğerli adam...

Ekrem35 dedi ki...

maçın ilk 10 dakikasındaki necibi görünce bu çocuk bu yeteneklerini niye bunca zaman srgilememiş diye düşünüyordum, mustafa çok güzel izah etmiş. eline sağlık.

geçen sene maç öncesi yazıları da yazıyordun mustafa ama bu sene onları okuyamıyoruz. belki vaktin olmuyordur bir sebebin vardır bilemiyorum tabi ama fb maçı öncesi yazsan biz de okusak güzel güzel :) hem belki uğur getirir.

Bjk_KnightS dedi ki...

3-4-3 3-5-2 ye defans ve orta saha gayet uyum saglar ama forvet saglayamaz. elde forvet yok adam gibi. Almeida'nın zerre kafası calısmıyor. Eger biri zorla ortayı kafasına atarsa ona vuruyor. holosko desen sene basında kovdugumuz adam. Gs macında rakibin hatası ile 2 gol attı ama baska birsey yok. Eski holosko'dan eser yok. Yani onun icin o taktikleri uygulamaz bu kadro. 3lu defans, onune ugur-necip-veli(oguzhan)-hilbert seklinde 4lu orta saha, onune olcay-fernandes seklinde 2li ofansif orta saha. Onune almeida(batuhan) ama bu taktikte bile tek gol atacak adam almeida olunca cok sorun yasarız. Yani pektemek'e dua edin ki devre arası sonrası iyi dönsün.

Cartalete dedi ki...

Kadir Şen,

Onaylamadığım yorumu hatırlıyorum. Sebep olumsuz düşünmen değildi. Eğer bir fikir sunuluyorsa, o fikrin içinde "neden böyle düşünüyor?" sorusunun cevabını almalıyız bence. Mesela o yazında "Olcay'la molcayla olmaz bu işler..." gibi bir cümle vardı. Bu tarz bana -haliyle buraya- pek hitap etmiyor. Ama bugünkü yorumunda nistepet afakilikten sıyrılmış, fikrini daha açıkça ortaya koymuşsun.

Soruna gelince, evet kıpırtım hala sürüyor; geçen sene yoktu mesela o kıpırtı. Çünkü sahadaki takım benim canımı sıkıyordu. Bundan üç katı daha pahalı takım olmasına rağmen; sahada çaba ve samimiyet göremiyordum. Bu takımda görüyorum. Fernandes ve Almeida dahil...


Kaldı ki kimse sene başında bir şey vaad etmedi. Zaten Metin Ali Feyyaz döneminden sonra 6 yılda 1 şampiyonluk ortalaması var, üzerine bataklık ekonomi... Bu sene daha önemli konularda prensip konuldu. Olcay ve Oğuzhan'a verilen cüzzi paralar dışında kimseye bonservis verilmedi. Alt yapı oyuncularıyla kadro derinliği oluşturuldu falan. Şimdi bu takıma neden yeniliyor diye sallayayım?

Mevzuya bakış açımız çok farklı. Mesela ben çok istememe rağmen, yokuşa sürüldükten sonra Nene transferinden vazgeçilmesini olumlu karşılarım. "Bizde 6 milyon veririz!" denildiğinde, geçen yıldan bir farklılık görmem çünkü. Escude diyorsun da; nasıl bir alaka kurdun anlamadım. Bonservissiz gelen bir oyuncuyla, araya 6 milyon bonservis verdiği iddia edilen bir transferi aynı kefeye koymak?

Ha bu yönetim 4'lük 4 değil. Hatasız hiç değiller zaten. Mesela neden Nene, Zarate seçimlerinde tıkanılıyor? Feda yılında Serie A'dan adama bakılmaz; kurarsın scout ekibini, Slovakya'ya, Polonya'ya bakarsın.

Neyse, dediğim gibi bakış açımız farklı. O nedenle beni okurken "bu adam hala nasıl böyle düşünüyor?" demen ve o refleksle yazdığın bazı yorumların benden geçmemesi; normal şeyler...

Cartalete dedi ki...

enorton ,

Ben de uzun zamandır bunu düşünüyor hatta üzerine yazmak istiyorum. Ama Bjk Kinghts'ın dediği gibi; savunma - orta saha olarak uygun olsa da, santrafor tipleri pek uymuyor. Öyle bir sistemde topu orta sahada sıkıştırır, pres gücü de daha artar Beşiktaş'ın. Ama boşa düşen serseri topları alıp kaleye yürüyen, savunma arkasına sarkan bir forvet gerekli. Di Natale gibi :)

Cartalete dedi ki...

~Poseidon~ ,

Akıllı TV golü betimlemenle, sesli gülme eylemini gerçekleştiren bu kez ben oldum :)

Cartalete dedi ki...

box2boxMC,

Aynı şeyi ben yazıda bahsedecektim, unuttum. Samet Hoca Hasan Türk'le Necip'in gözünü korkuttuğunu söyledi ama Veli daha çok tehlikede. :) Böyle rolanti oynamaya devam ederse, Hasan formayı alır.

Kadro güzel, lakin Toraman'la Escude'nin yerini değiştirsek de olur. Bek oyuncusunun koşu alanı büyük oluyor bu sistemde, Escude ancak derindeki savunmalarda ideal bek olur. Beşiktaş'ın da derinde oynamaması gerekiyor. Toraman Konfedarasyon Kupası'nda solbekti, bir bakmak lazım bu geçiş döneminde. Aslında Ersan'ın da durumuna bir bakmak lazım...

Basar dedi ki...

Şu gençlerimize ağabeylik edecek, Şifoyla Sergen, Tümerle Sergen birlikte oynar mı tartışmalarına yeniden can verecek, Brezilyalı 35lik bir delikanlı alsak fena mı olur?

Düşünsenize bir yanda Fernandes'den diğer yanda Brezilyalı ağabeyden özel ders...Mami, Oğuzhan, Hasan, Necip...

enorton dedi ki...

Abi benim ilk yorum çıkmamış, bir dünya şey yazmıştım. Sonra ikincisine de " bir ekleme daha yapayım" diye başlamıştım :)

Cartalete dedi ki...

Valla tek o yorumun gelmişti, hata vermiş herhalde gönderirken. Blogspot rejisinden kaynaklanan bir hata olsa da özür dileriz :)

tannhauser dedi ki...

üst üste iki mağlubiyet ardından umutsuzluğa kapılmak normal ama sezon başından beklentilerimizi unutmak garip geliyor. bu akşam ali ece'nin konuşmasına denk geldim, bir iki dakika dinleyebildim. bence önemli bir tespit yaptı. beşiktaş lige girişi itibariyle, 2. ve 3. maçlarda beklentiyi bir anda yükseltti. aslında bizi bitiren biraz da bu beklentinin yükselişi oldu. bu oyuncular, bu kadar beklentinin altına girmeye hazır değiller gibisinden şeyler. biraz ben de ekleme yapmış olabilirim.

geçen seneki takımla karşılaştırmalar yapmak biraz abes bence. geçen seneki takımda hiç yoktan yarım sezon beraber oynama pratiği edinmiş oyuncular vardı ve başaramıyorlardı. bu bence şu demek, geçen sene takım dediğimiz şeyden gönderilen ve kadroya alınmayan oyuncular da olsaydı fark eden bir şey olmayacaktı. çünkü o yapı iyi bir oyuna doğru yol almıyordu. alamıyordu. fakat burada beraber oynadıkça gelişebilecek bir takım var. samet hoca geldiğinden beri, aklı mantığı geçtim, duygusal sebeplerle hoşnutsuzum ama adamın her açıklaması akıl dolu. böyle tespitler yapabilen bir teknik adam başarıya da gidebilir.

keşke beşiktaş o gol atan, kazanmaya meyyal açılışı yapmak yerine yavaş yavaş açılan, aksayan yönlerini düzelterek ilerleyen bir görüntü çizseydi. 2. ve 3. haftalardaki yanılsama gelişimimizi etkiledi diye düşünüyorum. şu ortamda fenerbahçe maçı ilginç bir hal alacak, onların ve bizim anlık durumumuzu düşünürsek o maç üzerine, kazansak da kaybetsek de, yorum yapmak vicdansızlık olacak gibi. ancak trabzon maçında bazı şeyler daha net görülebilir gibi.

necip için çok fazla şey yazmak istiyorum. o yüzden kısa keseceğim, nazar değmesin :) standardı bu maç olursa, bazı maçlarda bunun üzerine ekstra performanslar koyarsa fernandes'ten daha fazla fayda sağlayacağı aşikar. onun kadar göze batmasa da...

Cartalete dedi ki...

Aslında hoca çözümün de farkında. "Biz ancak daha fazla koşarak, alan daraltarak yarışmada kalabiliriz" ana düşüncesinde açıklamalar yapıyor sürekli. Ama sahada bu olmuyor işte, zaman lazım. Dediğin gibi; zamanla takıma makyaj yapılır. Holosko'nun yerine daha varyateli, koştuğunda top kazanma ihtimali de olan bir kenar forvet bulunur; orta saha pres gücünü 20'dkdan 50 dk'ya çıkarır falan. İhtimalde olan şeyler, yeter ki tanı konulsun, çözüm nedir bilinsin ve ona göre hareket edilsin.

Takımda neyin eksik olduğu belli, bu da bir şeydir yani :)

gogo dedi ki...

Fernandes in neden sag acikta dusunulmedigini cok merak ediyorum.hem cok rahat adam eksiltiyor hem de etkili ortalar kesebiliyor.Bide Almeida nin istekli olduguna katilmiorm cartalete.en ucta durmasi gerekrken genelde sol kanatta dolandi.ucta durdugu bi iki pozisyonda da ofsayttan cikmadi.yani kacak dovusuyor sanki..

e.t. dedi ki...

biraz uyum eksikliği, biraz form düşüklüğü biraz da kalite eksikliği -ki bunlar bence holosko ve uğur oluyor. uğurun sadece gole sebebiyet veren hareketi değil genel anlamda bir beceriksizlik problemi var bana göre-.

ki homurdanmalara da gerek yok. sezon başı kamplardan beri bu 25 kişinin kimler olacağı belliydi. 'oyuna kurtarıcı olarak kadir ari'yi alıyorsak bitmişiz' gibi düşünceler garip geliyor bana, acaba kampta tevez falan mı var sanılıyordu da bu oyuncular oyuna girince şaşılıyor.

ayrıca unutulmasın, uğur tamam kötü ama kim bu kadar berbat bir performans bekliyordu ondan? mustafanın sakatlığı. hiç düşünülmeyen holosko ilk 11 oyuncusu oldu. 3. adam erkan kaş 2. adam, 4.adam kadir 3. adam oldu.

ki drenthe'nin de diğer faktörleri göz önüne alındığında erkan kaş'tan ne derece fark yaratacaktı soru işareti.

nasıl iki sezon önce transferler sonrası 17'de 17 fantazimiz vardıysa, bu sene de bol gollü galibiyetler ve gs maçı beklentiyi aşırı derecede -şampiyonluk- yükseltti, bu da küçümsenmeyecek düzeyde bir negatif etki yaptı diye düşünüyorum.
-ki o zaman da söylenmişti, iyi ki kazanmamışız gs maçını-.

Basar dedi ki...

Takımdaki kalite eksikliğinin yanı sıra yedek oyuncu eksikliği de bulunuyor. Gençlerin hepsini aynı anda oynatamayacağımız için birkaç yedeğe ihtiyaç var.

Olcay kalitesinde birkaç oyuncumuz daha olsa işler daha pürüzsüz gider diye düşünüyorum. O zaman Holosko da yedekten oyuna girip daha patlayıcı etki gösterebilir.

İşlerin kötü gitmesi ile malesef devre arası transferi de suya battı sanırım...

Basar dedi ki...

Bir de Sivok-Escude tandemini görmek istiyorum. Topu daha iyi oyuna sokabiliriz. Hoş 2 uzun ve statik forvet ile buna ihtiyaç var mı bilemiyorum ama yinede futbol adına daha yakışıklı olacaktır.

Basar dedi ki...

Üst üste bombardıman yaptığım için özür dilerim.

Son yazdığıma bakınca takımın en büyük sorununu özetlemişim aslında!

Topu oyuna sokamayan ve geriye yaslanmayı arttıran bir stoperimiz ve çok statik oynayan santraforumuz var. Bu ikisi değişse çok şey değişir.

Not: Keşke Simao-Quaresma-Almeida-Alves yerine Braga'dan 3-4 oyuncu alsaymışız. Geçen yıl İnönü'de bizi, dün gece GS'yi paspas ettiler.

Cartalete dedi ki...

Braga da Beşiktaş gibi direkt hücum takımı zaten. Ama buna uygun, boş alanda direkt kaleye inebilen güçlü bir santraforlar var. Farkı daha çok o yaratıyor: Eder.

enorton dedi ki...

Hoca Toraman'dan vazgeçmeyeceğine göre bence onu sağ beke atıp Sivok - Escude tandemine geçilmeli. Hilbert de sağ öne gider, Holosko da kulubeye... Hilbert forvet koşularını yapabilen bir oyuncu, Holosko da daha çok sonradan girdiğinde etkili oluyor. Hasan Türk göbeğe yerleştirilip Veli kanat da denenebilir...

Bu arada Sir Denizli yine Batuhan konusunda haklı çıktı. Bu çocuktan adam olmaz, keşke olsa...

Basar dedi ki...

@ Cartalete
Elimizde Alan ve Eder'imiz yok belki ama O bölge için alternatif düşünülemez mi? Mesela bir maç Holosko veya Kadir denenemez mi ileri uçta?

Cartalete dedi ki...

Yok yine en iyisi Almeida sanırım :)

~Poseidon~ dedi ki...

Sivok Escude ikilisi biraz sanki tehlikeli gibi geliyor bana. Biraz yumuşak kalabilir bu ikili.

Geçen sene ısıran, parçalayan hafif kasap Egemen vardı. Bu sene Toraman. Kanımca Türkiye için ideal ikili bence böyle olmalı.

Bana göre formda Ersan Sivok kilisi en idealidir. Böylece toplu çıkışlar ve duran toplar konusunda da sanki daha rahat ederiz gibi geliyor. Ama Ersan'ın biraz daha zaman ihtiyacı var.

Bukan dedi ki...

Bizim takımın en büyük sorunu topu alıp gidecek Amokachi tarzı güçlü forvet bulamayışımız. Fernandes ileri top atsa ne Almeida buna koşacak kadar hızlı ve neticeye ulaştıracak kadar teknik ; ne de Holosko ilerde oynayacak kadar becerikli futbolda saha içi bazı şeyler vardır Fernandes tarzı bi oyuncu iseniz maç içinde sizi tamamlayacak bir forvet olmadığını düşünüyorsanız oyundan düşersiniz çalım atmayı dener topla mesafe kat etmeyi düşünür sonra da gerekli zamanlarda diri olmadığınız için en basit olanı bile yapamayabilirsiniz. Sivas maçında sadece serbest vuruş ve kornere giderken bile rahat 2 km mesafe kat etmiştir.Takımda duran top kullanacak orta kesecek bi adam bile yok. Drenthe ve Nene transferleri takımı bayağı üst seviyeye çıkarırmış ve nokta transferler olurmuş ama Demirören sağolsun sayesinde ne haldeyiz. Necip için ise söylenecek söz fizik açısından güçlenmiş ikili mücadelede ayakta kalıyor bu iyi bir şey

forma-aşkı dedi ki...

@enorton toraman bey,sağ bek oynamayı sevmiyormuş,orada mutsuz oluyormuş!

geçen yıldan beri yazıyorum,yine yazacağım bu takım 3-5-2 oynar.yanlız ismail yok ve uğur boral o tempoyu kaldırabilir mi,bilemiyorum.60-70'den sonra ayağını kaldıramıyor müdahale için,rakip topu sağa,sola çekince ağır çekim müdahaleleri oluyor.çok güçsüz bir görünümde şu an.

Holosko ise kötü,gerçekten çok kötü oynuyor.Sorumluluk almıyor,saklanıyor.Bu takım yapısı,bu düşünceyi kaldırmaz.

Olcay 2 maçtır kötü.Toparlanması lazım.

Almeida'nın iyi olduğu konusuna katılmıyorum.Yanlız o kadar kötüydü ki,2. lig topçusu kıvamında görünmesi bile iyi izlenimi bırakıyor.

Cartalete dedi ki...

İyi demekle, çaba gösteriyor demek arasında fark var :) Almeida bu sene daha fazla çaba gösteriyor, tıpkı ilk geldiği 3 aylık dönemde olduğu gibi. Ama yapabilecekleri şeyler bu kadar işte. Bundan iyisini beklemek, ondan yapamayacağı şeyleri beklemek olur yani.

enorton dedi ki...

Holosko sezon başı kampı geçirmedi buna rağmen bu performansı bile iyi sayılır. ama bence biraz yedek oturtmak lazım. Toraman sağ bek oynamayı sevmiyorsa ona diyecek bişeyim yok. Ben de onun stoper olmasını sevmiyorum :)

Escude gibi adama yazık oluyor. Sivok gidecek diye alındı Sivok kalınca adam kulubeye geçti, o seviyede stoper yok ülkede yazık günah böyle bir adam kulubede oturtulmaz. Sivok'u kessen bu sefer en önemli gol silahın olan duran toplardaki en önemli adamın...

Bir de bence maçlara Batuhan ile başlanmalı daha sonra Almeida girmeli. Batuhan daha çok merkezde kalıyor o sahadayken takım gole daha yakın fernandes ve olcayla yaptığı verkaçlar sayesinde... Eğer ilk yarı golü bulursak ikinci yarı açılan rakibe karşı da Almeida girsin kenarlara mı kaçar, uzaktan şut mu çeker ne yaparsa yapsın :)

cemekici dedi ki...

http://www.ntvspor.net/haber/futbol/73409/aybabanin-3-prensi

habere bak abi. temel sorunumuz bu işte.

tüm maçlarda oynayan 3 adamdan 2'si(hilbert'i ayrı tutuyorum) hata yapmaya meyilli defans oyuncusu olunca puan kayıpları kaçınılmaz oluyor.

not: toraman beşiktaş'a uzak olsun. uğur boral'ı çok severim, imzalı forması var.

Dt dedi ki...

Gol pozisyonunda Fernandes çok yanlış bir yerde pozisyon almış , daha doğrusu hareketlenmiş. Bu tip hareketleri halı saha maçında yapsan "her topu sana mı vericez bi çekil !" derler adama. Tabi bu durumdan sorumlu olan Beşiktaş'ın Fernandes'e olan kredisi.

Cartalete dedi ki...

Evet orada Fernandes de en az Uğur kadar mantık hatası yaptı. Topun peşinden koşacağına, Uğur'a pas opsiyonu verecek kadar açığa kaçmalıydı. Ha Uğur yine gözü kapalı arkaya vururdu ama ne azından suratına gelmezdi yani.

ihsan dedi ki...

Benim merak ettiğim Olcay sağ tarafa atılıp, Erkan Kaş solda denense kötü mü olur. Holosko'dan cidden olmuyor. Hele kapanan takımlara karşı çok pasif kalıyor, fazlaca top eziyor. Erkan hem adam eksiltir, hem hızlı çıkar. Onunda top ayağından çıkarırken yanlış seçim yapması var ama Holosko'ya nazaran daha düzeltilebilir bir sıkıntı.

Bu hafta Samet Hoca sürpriz aramayacaktır. Ama milli maç arasında bunun gibi değişiklikleri denemeli.

helldoradotcom dedi ki...

en yukaridan asagiya kapasitemiz budur. sinirlenmeye gerek yok. Toraman da tahminimden daha az uzun oynayip beni utandirdi. Kim kotu oynadi derseniz bence herkes elinden geleni yapti. isin en aci yani da bu zaten!