Tadilat Var

 
Asist öncesi atılan paslar vardır bazen. Topa öyle dokunulur ki, golü atacak adam bile ofsayttan kurtarılır. Gökhan Töre’nin son maçta Almeida’ya yaptığı gibi… Bu çocuk, sadece yetenekleriyle, delicilik özellikleriyle değil; terse attığı uzun topları, ufuk açan paslarıyla da Beşiktaş sisteminin olmazsa olmazı. O yokken ya da biraz formsuzken, Beşiktaş daha “tahmin edilebilir” bir takım oluyor. Ve evet, kalan üç maçta Gökhan Töre yok… Üstelik onu kağıt üstünde yedekleyecek gibi görünen Kerim Frei da öyle. Haliyle, Beşiktaş’ın mevcut sistemi bu şartlar altında zor çalışır. Delici kanat oyuncusu olmadan 4-2-3-1 oynamak… “Rocky 7’yi çekelim ama Sylvester Stallone oynamasın” demek gibi bir şey bu. Ya da Sezai Aydın’ın seslendirmediği Slyvester Stallone gibi… Olmaz yani.

Bu durumda Slaven Bilic’in kalan üç maç öncesinde ufak bir tadilat yapması gerekecek takımına. “Biz olsak ne yapardık?” sorusunaysa, kendimce cevap vermeye çalışacağım. Öncelikle elde kalan ve takımın rengini değiştiren adamları yazmak lazım tahtaya: Oğuzhan Özyakup ve kutsal bıyık Almeida… Şu an Beşiktaş’ın elindeki formda kaliteli oyuncular bunlar. Takımın iyi olmasıyla birlikte parlayabilecek oyuncular: Motta, Atiba, Veli, Olcay, Necip… Bir de Manuel Fernandes var elde. En verimsiz olduğu zamanda da sadece rakip orta sahanın oklarını üzerine çekmesi ve Oğuzhan’a rahat alan bırakmasıyla bile yazılır bir şekilde tahtaya. Ama öyle bir yere yazmak lazım ki onu, “istemese bile” bir şekilde takıma katkısı olabilsin.

Almeida son haftalarda gol de atıyor olmasına rağmen, asıl olarak etrafını parlatan bir adam. Ve artık Beşiktaş’ın onu bir ikinci forvetle beslemesi gerekiyor. Onun dilinden en iyi anlayan, ıska geçtiği kafa toplarını bile arka direk koşularıyla değerlendiren, duvar olarak kullanıp tek vuruşla skor yapan, kabul etmek gerekir ki Beşiktaş’ın her zaman gole en yakın adamı olan Olcay Şahan, o ikinci forvet olabilir. Zaten Almanya’da da forvetin arkasındaki serbest adam rolünde oynayabiliyordu. Sol tarafa ise… Evet, Fernandes. Onun “istemese bile bir şekilde katkısı olacağı bölge” orası… Çünkü orada, tek bir çalımı bile kendisini tehlikeli bölgeye atıyor. Sol ayağından çıkardığı ortaları da en az sağı kadar dengeli. Zaten oyun içindeki asistlerinin neredeyse hepsi orada… Sağa yakın orta sahada ise Oğuzhan. Onun yapabileceklerini anlatmaya gerek yok. Sahada olsun yeter, o işini bilir.

İtalya’da hala çoğu takım üçlü savunma oynuyor.  "İtalya da lig mi" diyecek olursanız; yeri geliyor, Guardiola da üçlü oynatabiliyor. Ayıp değil yani… Nitekim Mancini de geçiş dönemini üçlü savunmayla atlatmaya karar verdi, arada Juventus’u yendi. Çok iyi beklerin yok ama elinde “iyi koşan” oyuncuların varsa, üçlü savunma oynarsın. Motta ve Necip, iyi koşarlar. Arkalarında kademe varken, taktik savunmadan çok enerjileriyle büyük katkı sağlarlar. Bir zamanlar İbrahim Üzülmez ve Kaan Dobra’nın yaptığı gibi… Ayrıca her ikisi de önünde boş alan bulduklarında topla çabuk kat ederler. Ve evet, birinin önünde Fernandes, diğerinin önünde Oğuzhan varsa, bol bol açık alan bulacakları kesindir.

Ayrıca Beşiktaş’ın stoperleri de fizik, sertlik açısından “ben buradayım” diye bağıran stoper değiller. Kimi maçlarda gol yenmemesinin sebebi, Bursa deplasmanındaki Beşiktaş görüntüsünden çekinip, pek hücuma çıkmayan takımların eseri. Yoksa, atmak isteyen yine atıyor… Üçlü savunma, o tip defoları da ortadan kaldırabilir. Ersan zaten donanımsal olarak sol stoper. Atiba’nın da akordu sağ stoper olacak şekilde ayarlanır, olur biter. Zaten kendisi, askerliği karargahta yapmak için her şeye “ben yaparım” diye atlayacak bir tip. Ama her zaman işe yaramıyor. Ben, muhabere için “ben yaparım!” diyince kendimi sınır karakolunda görevlendirilmiş şekilde bulmuştum.

Bir teknik direktörün asıl fark yaratması gereken şey, kadro içinde keşfe çıkması ve yeni planlar keşfetmesidir. En kötü ikinci plan bile, sıkışılmış tek plana nazaran güzeldir.

41 yorum:

cochise dedi ki...

3-4 haftadır ben de 3'lü savunmayı düşünüyorum. Sadece yukarıda yazdıklarından değil ek olarak 1 yanı iyi diğer yanı çok defolu savunma oyuncularının defolarını da kapatmaya yardımcı olur ki bizim savunmacıların hemen hepsi bu tanıma uyuyor. 3'lünün kritik noktası kenarlar; motta solu götürür ama sağ tarafı bilemiyorum (gerçi lucescu da bilememişti; kaan dobrayla ağırlıkla idare etmişti ama herkesi de ara ara oynatmıştı orada). ama denenmezse çok şaşarım açıkçası.

turkkant dedi ki...

Pratikte olması çok zor olsa da, teorik olarak yaratıcı bir yazı olmuş. Özellikle Necip'in sağ kanat, Atiba'nın sağ stoper fikri hiç fena fikirler değil. Biliç bunu yüzde yüz denemez, ama fikir cimnastiği açısından güzel fikirler.

Tek katılmadığım Gökhan Töre'nin vazgeçilmezliği. Ben senden farklı düşünüyorum. Bence çok tahmin edilebilir bir oyuncu. Kas hafızası çok belirgin. Üç maçını seyreden biri hangi durumda ne yapacağını kolayca tahmin eder: dribling yaparken içeri çek diklemesine beke ara pas ya da ters uzak köşeye orta. Ötesi pek yok maalesef. Şut pek yok. Gol koşusu hiç yok, topu hep ayağına bekleyenlerden... Ters kanat ortalarında arka direk forvet koşuları da yok.

Bir örnek vereyim, Fener'e attığımız ilk golde, Olcay'ın zekası Gökhan'ınkine üstün geldi. Olcay çok bilinçli (ve önceden pek yapmadığı için tahmini zor) iki üç kombin hareket yaptı. Aynı pozisyona Töre'yi koyun, böyle bir durumda böyle bilinçli bir zeka hayatta üretemez. Keza yapması gerektiği ile ilgili ne teorik ne de pratik bir hazırlığı olduğunu da sanmıyorum. Töre kas yeteneği olarak Olcay'dan yetenekli bir oyuncu. Ama IQ'lerini ölçseler muhtemelen bir 10 puan düşük çıkar.

Övünç dedi ki...

Olcay ve Töre'nin stilleri çok farklı biri kanat biri uzak forvet.

Olcay dribling ve ikili mücadelelerde ayakta kalma gibi konularda Gökhan'ın yanına yaklaşamaz.

İleri top taşıma konusunda ben de ciddi eksiklik hissedeceğimizi düşünüyorum.

Kerim aslında birebir yedeği olmasına rağmen o da Töre kadar etkili olamazdı.

Burada bir taktiksel değişikliğe ihtiyaç var kesinlikle ama dediğin kadar rasyonel bir değişiklik yerine az ççok Biliç'i tanıdıysak sağ kanada Holosko ile çıkar.

Bence sağ açığa Ferdi ile çıksak en ideal seneryoyu yakalayacağız ama hiç sanmıyorum.

Cartalete dedi ki...

Zaten delici kanat oyuncuların ne yapacakları bellidir, ama gününde oldukları zaman tahmin edilse bile her seferinde aynı hareketi yedirirler. Övünç'ün dediği gibi, Olcay tamamlayıcı forvet ama o defansın dengesini dağıtmak için bir de Töre modeli lazım. Kerim de şu an o seviyede değil o yüzden "kağıt üzerinde" ibaresini koydum yazıya. Yani bence Kerim sakat olmasaydı bile farklı bir plan gerekirdi.

Söylenene göre Necip'in önde deneyecekmiş hoca.

Bu arada Kasımpaşa'da da Babel yokmuş, o işi dengeledi.

Ugur Tekeli dedi ki...

Ya allah aşkına şu ligi pafla oynasınlar gidip takımı hollanda da kartalland falan diye bir takım kurulsun a takımla orada oynayalım yemin ediyorum hollandaya maca giderim. Nasıl olsa burada da şampiyon falan olamiyoruz. Hollanda dan uefa ya falan katılıp türk takımlarını yenelim de liglerinin ne iğrenç birşey olduğunu anlarlar belki. Böyle bir şerefsizlik olmaz ben tükendim artık yeter. Ruhum çürüdü yaa.

beagle dedi ki...

Peşinen normal bir hakem yönetimi ile bu maçı kazanırdık ama olaya kendi açımızdan doğru yaklaşmak için ilk 82 dakikaya bakmak lazım.

Geçen konuda bir arkadaş bloglardakiler konuşuyor, moral bozuyor yeniliyoruz gibi ilginç bir teori sürmüştü. Bugün maçı izleyip de hala aynı hayal dünyasında değildir inşallah. 89 takımı iki sezon önceden beri en iyi, en atletik, en tehlikeli takım gibi sıfatlara sahipti. Gordon'la çok iyi çalıştıkları, ünlü Cooper testi sonuçları falan gazetelerde çıkardı. Bugünkü takım ikinci yarı maç bitsin duasına çıkıyor. Sahada bir sürü yalancı yıldız var ve bunların zarar verme süresi, olmayacak duaya amin diyenler yüzünden uzuyor.

İkinci yarıyı izleyince futbolculardan önce Biliç ile vedalaşma gereği göründü. 1-0 iken gol geliyorum diyor, taktik veya oyuncu değişimi yok. 1-1 tık yok. Arkadaş sen Beşiktaş'ın başındasın. Fark yememeye mi çıktın Kasımpaşa karşısına? O zaman başardın bravo.

Sivok'un Halil Çolak ile geçirgenlik testi, Motta'nın dağa taşa ortaları, Fernandez'in uyuması, Necip'in ortada bir işe yaramaması, ortada kendimizi boğan oyuncu kalabalığı ve forvette kanattan orta, topla ceza alanına girme, ön direk, fırsatçılık gibi bir sürü işin asla yapılamaması bu takımdan bir cacık olmazı söyletiyor.

Birisine bu kadar müsamaha göstereceksek hakeden kişi Gençlerbirliği'ni kümede tutmakla meşgul. Aybaba'ya kızdığımız 10 şeyin 9'unu yapan Biliç'in kalmasının bir gereği göremiyorum. İstikrar arayacaksak Ersun Yanal gibi 1 senelik kontrat ile gelecek bir hoca ile performans ile istikrara bakalım.

Ugur Tekeli dedi ki...

Biliç ile de bu iş olmaz.net

Cartalete dedi ki...

Donk'un elindeki topu, oyundaki topa vurması penaltı, kural hatası.
Bir oyuncuya fiziken müdahale olduğunda o maç oynanmaz.

Şu maç bu şekilde tescil edilirse, hakikaten bu ülkede futbol üzerine kafa yormaya gerek yok.

Ve evet, maalesef Bilic'in de teslimiyetçiliği can sıkıcı.

Basar dedi ki...

Biliç yetersizmiş... Arkadaş şu lige dünyanın en iyi 5 hocasını getirip kosorsiyum kursan fayda etmez.

Ayrıca, Biliç kötü bir hıca değil. Takım takır takır top oynayabiliyor. Bunu 90 dakikaya yayacak bir plan ve adam gibi yedek oyunculara ihtiyacı var.

Lig TV'mi iptal ettirdiğim içinuzun süre yorum yapamayacağım ama Beşiktaş Biliç'i gönderirse çok büyük hata etmiş olur.

Son olarak, eski genelkurmay başkanının terörizmden mahkum olduğu bir ülkede, sahaya giren kasımpaşalının Beşiktaşlı olmasına şaşırmadım.

tannhauser dedi ki...

şu maçın ardından, hala yok bir önceki postta şöyle dendi, böyle dendi. ben olumsuz konuştum ama haklıyım diyen beşiktaşlılar var. midem bulanıyor. tamam arkadaş, siz haklısınız. beşiktaş iğrenç, bilic dandik. hakem on numara, futbol ortamımız süper. her şeyin içine beşiktaş ediyor.

haydi bana eyvallah.

beagle dedi ki...

Belliki laf bana. Ayıp ise soz sahibine ait. Bolca emedur öneriyorum.

Önceki konuda Nicki gorunmeyen Unknown un takım bloglar yuzunden yeniliyor ithamı buralarda okuyup yazan herkese idi.

Eskiden tribünde maçı kurtarmak için insanları korkutarak destek sağlamaya çalışan arkadaslari hatirladim nedense. O zaman da hersey superdi, suç morali bozulup, taş tribüne çökmüş liselilerindi. O çocuklar erken çökmese 25 şampiyonluğumuz vardı kesin.

Cartalete dedi ki...

Arkadaşlar şu ruh halinde girilen ikili diyaloglar sadece kalp kırar, gerek yok.

Onun dışında, Unknown (aslında arkadaşımızın nicki bu, kayıtlı olmayan kullanıcılara yorum alanı çoktandır kapalı) dediği şeyi hatırlıyorum. Bahsettiği şey totem değildi aslında, bir ruh haline dem vurmaktı. Beşiktaşıların peşinen kabullenmişçilik akımına tutulduğu, başka büyüklerde öyle bir şeyin olmadığı. Aslında haklı. Gerçi benim de o tip kötümser bloglara girmem şaşırttı, normalde iyiserliğimle eleştrilirdim. 4-1’lik Kiev rövanşına maç önün yazmış adamdım zira. Neyse.
Anlatılmak istenen, taraftar olarak “büyük takım” havasını kaybetmemiz. Ama bunu sağlayacak şey de takım, kulüp. En basit örneğini bugün gördük. Sahada bir oyuncun dayak yiyorsa, üzerine sen iki adam eksik kalıyorsan, o maçı hakem tamamlasa da sen tamamlamayacaksın. Ne olacak ki? Ligden mi silecekler, silsinler…

tannhauser dedi ki...

@beagle: maçın öfkesiyle ipin ucunu biraz fazla kaçırmışım. ifade etmek istediklerimin arkasında olmakla beraber ifade biçimimden dolayı özür dilerim.

Barreto dedi ki...

Dünkü maç ve olanlar tam bir saçmalık.

Meselenin iki yönü var: (1)yapının Beşiktaş'ı dışlaması,
(2)saha içerisinde takımın yetersiz performansı.

İlki sistemsel(systemic) bir problem ve Beşiktaş'ın yıllarca kötü yönetilmesi sonucu kendi hatalarımızla geldiğimiz, ve bugün iyice belirginleşimiş durum. Endüstriyel futbola geçiş beceriksizliğimiz FB-GS ikilisine dayalı lig sistemini iyice dayatır halde geldi. Maalesef biz çanak tutmaya bugün itibariyle devam ediyoruz. Hiç kimse bize sempatiyle bakmıyor. Kendi iş adamlarımız, hakemler, federasyon, basın ve siyaset. Bunu akşamdan sabaha çözemeyiz. 15 senede biriken tortuyu 1 senede temizleyemeyiz. Bu sistemik sorun ile ilgili sayfalarca şey yazılabilir.
İkinci mesele ise Biliç projesinin çuvallaması ile alakalı. Maalesef haftalardır, son vuruşlardaki beceriksizlik ile kabus ikinci yarılar sorunu çözülemedi. 1-2 hafta sürse neyse. Nerdeyse sezonun üçte biri bu sorunları yaşayarak geçti. Maalesef Biliç bu sorunu çözecek alternatifleri üretmedi/üretemedi. Sakat ve cezalılar hariç hep aynı ilk 11, hep aynı oyuna başlama senaryosu hep aynı bitiş. Üstelik Aybaba sonrası takıntıya dönüşen bir inançla Biliç'e destek olma arzusu varken. Çok üzgün bir şekilde yazıyorum, Beşiktaş'ta Kaleci Tolga ve devam eden stat inşaatı dışında hiç bir şey göremiyorum. Yeterince güçlü olamayan yönetim bakalım nasıl bir reaksiyon gösterecek...

turkkant dedi ki...

Öykü biraz nerem düzgün ki hikayesine çıkıyor.

Sıralamaya koysam Biliç'i suçlular listesinde en alta alırdım. En başa yönetimi koyardım, Allah aşkına şu cümle kurmayı bilmeyen Ahmet Kavalcı futbol şubesi sorumlusu bu takımda. Aslında başka söze gerek yok. Bunların yapacağı takım planlamasından ne hayır gelir? Önder Özen'le beraber çok kötü bir transfer planlaması yaptılar. Şu Serdar Kurtuluş'u her maç izlemek bile ayrı bir kahır.

Ardından yetmedi, zaten stat yok, taraftar olaya el attı, stat kapama, sahaya girme, oyuncuya saldırma derken zaten kırılgan takıma yapmadığını bırakmadı. Daha Türkiye'ye dün gelmiş bir hocanın bu kadar çok olumsuzluktan düzgün bir şey çıkartması çok zor. Zaten hali de, kenardan beyaz havluyu bekleyen boksöre dönmüş durumda.

Ha Biliç'in de kafasına pek oksijen gitmiyor artık. Bu maç ikinci yarıyı öyle seyretmesi ya da Oğuzhan yerine Fernandes'i çıkartıp olası bir olayı önlemesi filan... Ama benzer kaotik şark ortamında Del Bosque ve Lucescu gibi iki üst seviye hoca da yapamamıştı, Biliç'ten daha ne bekliyoruz ki?

Fernandes konusunda da bir şey söylemek istiyorum. Buradaki arkadaşlar bu yazdıklarını hatırlasınlar. Çünkü 15 senedir aynı hikaye tekrar ediliyor. Sergen-Tümer-Guti-Quaresma-Fernandes, hep aynı hikaye tekrarlandı. Hep ruhsuz yaftası yapıştırdık, adamlar küstü, sonunda eski öykülere baktığımızda olaylardan daha çok zarar gören hep Beşiktaş oldu. Bakın iki seneye aynı öykü Oğuzhan'da da yaşanacak. Biraz da çuvaldızı kendimize batırmamız lazım.

Ağustos'ta ben Del Bosque senesine çok benzer bir sezon geçireceğimizi tahmin etmiştim. Ben 10. haftada havlu atarız yazmıştım, İlk 4 haftaki sürpriz form beni yanılttı. 15. hafta havlu attık.

Bundan sonra ne olur? Maç bence tekrar oynanmaz. Hakemin açıklaması makul, 2-3 saniye geç çaldım düdüğü, raporda böyle yazıyormuş, bir şey diyemezsin. O sahaya atlama olayının siyasi bir plan olma ihtimali gayet olası. Başkan çıkar, "Beşiktaş çok büyük camiadır, ayağınızı denk alın, önümüzü kesiyorlar vvs vs..." klişelerinden oluşan goygoyunu yapar. (Başka da yapabileceği bir şey yok. Akılsız Demirören gibi paf takımıyla çıkacağız mı desin?) Haftaya RTE stadında taraftar artık güvenlik ne derece izin verirse (biraz da alkol ve maçın gidişatına göre) olay çıkarır. Belki sahaya girerler, belki başbakana söverler. 3-5 maç daha kapatılırız. Kasımpaşa stat sözleşmesini fes eder. Hepimiz ligtv'lerimizi iptal ederiz... Hayat devam eder...

Basar dedi ki...

@turkkant

Lig TV iptalinde geç kalmışsınız. :)

Unknown dedi ki...

abi bi saniye. unknown benim. nikim farfallone. ekşi sözlüktede aynı nikle yazıyorum. gizlenmiş filan değilim. unknown olmamın sebebi nik olayını hala çözememem. yoksa burayı sürekli okuyorum, çok nadir yorum yapıyorum. bloga saldırmadım, kimseye hakaret etmedim.işyerinde bloglara kota var, yazdığım uzun yorumlar hemen çöp oluyor. gizlenmiş filan değilim. blogdakilere sataşmış değilim ben. kötümsersiniz, hemen gemileri yakıyorsunuz, bu kadar analitik olacağınıza daha çok taraftar gibi düşünün dedim o kadar. akşam elimi ve vurduğum plastik taburenin göbeğini parçaladım 1-2 olunca. çünkü bilice oyuncu değiştir diye 25 dakika bağırdım, anca ikinciyi yiyince değiştirdi. kahrımdan ölüyorum, ikinci yarılarda oynanan oyunlara anlam veremiyorum. ama bilic'i gönder butonuna basamıyorum kusura bakmayın. daha önce gönderildiğini gördüğüm 15 hocadan sonra da birşey değişmedi. akşam yönetim bilimi ve değişim yönetimi ışığında daha detaylı yazacağım, neden biliç gitmesin'i. madem girdik bu topa.

Cartalete dedi ki...

Bu işlerin neden hemen değişmediği, sonuç vermediğini anlatan bir yazı.

http://www.fourfourtwo.com.tr/2013/12/13/hey-hans-dogru-yolda-miyiz/

Şuanda Beşiktaş'ın ne yapmak istediği, hangi yolda olduğu, bu kadar zaman içersinde belli olmaz. O yüzden elbette ki bekleyeceğiz.

turkkant dedi ki...

Yazı güzel de, Beşiktaş'ın Dortmund modelini uyguladığı yazarın hayal dünyasından ibaret.

- Bu sene bonservise ortalama bir Demirören senesi kadar para harcandı. 15 m. euro civarı.

- Geçen seneki oyuncu maaşlarını aşağı çekme projesi rafa kaldırıldı. K. Frei gibi, Ömer Şişmanoğlu gibi kendini hiçbir mecrada ispatlamamış isimler Veli-Necip-Oğuzhan'ın 2-3 katı maaşlara imza attılar.

Yani aslında fazla söze gerek yok. Sezer-Eneramo-Serdar Kurtuluş'u transfer eden bir kulübün rasyonel bir planlaması (adamlar bir kere genç değil!) olduğu düşünülemez.

Fikret Orman öyle büyük bir devrim yapacak vizyonda, zekada ya da karakterde bir insan değil. Sadece Demirören'le olan ilişkisine bakıp bile bunu söyleyebiliriz.

Önder Özen imaj olarak öyle bir görüntü veriyordu. Ama o da batmanın kıyısından dönmüş Beşiktaş'ta 19 yaşında bir çocuğa 8 milyon euro gömerek bendeki tüm güvenirliğini kaybetti.

beagle dedi ki...

@tannhauser
Tamam önemli değil. Maç gerginliği ile olur. Karşı fikirler olmasa tartışmanın anlamı olmazdı.

Yalnız tanımladığın "ben haklıyım" mevzusuna katılmıyorum. O şekilde bir şey yazmadım. Kasımpaşa'ya karşı 1 kaleci 4 defans 2 önlibero ile oynayıp bir de doğru dürüst hiçbir hamle yapmadan yenilmeyi kabul edemiyorum. Genel planlamada Orman'ın bariz hataları olduğunu, Özen'in ise daha iyisini yapabileceğini düşünüyorum ama maç kadrosuna, değişikliklere karışmıyorlar. Eldeki kadronun kullanımı, maçlardaki gidişatın yönetimi, devre arası etkisi gibi bir sürü açıdan hoca sınıfta kalıyor. Bence acil çeki düzen vermezse Özen'i de epey zor durumda bırakacak. Seçmek zorunda kalacaksak menejerimizin devamı çok daha önemli.

tannhauser dedi ki...

bilic'in bu hamlesizliği benim de sinirlerimi bozuyor. yukarıda unknown (farfallone)'nin yaptığı gibi ben de oyuncu değiştir diye tepinip duruyorum. tamam bu negatif bir hadise ancak gerçekleştirdiği doğrular da var ve bu doğrular üzerinde durmaya değer. sene başında önder özen ya olmuş ya da olmaya adar bir teknik direktör demişti. olmaya aday bir teknik direktör geldi (bunu yine özen ifade etmişti). olmaya aday, belli yanlışlardan dönecek anlamına da geliyor sanırım. ben bu anlamda bilic'ten umutluyum. doğrularını savunuyor, yanlışlarını da düzelteceğine dair inanç taşıyorum. futbolun dışında bir şeyler oluyor. buna kimsenin itirazı olacağını sanmıyorum. artık siyaset mi, demirören tff'si mi yoksa sadece şansızlık mı bilemiyorum. ancak futbolun dışında şeyler oluyor işte. bunlarla da beraber düşünmemiz gerektiğini ifade etmeye çalışıyorum.

devre arasında ve ertesi transfer sezonunda yapılacak iyileştirmelerle, bilic'in de bu sene kendini biraz daha geliştirmesiyle, ertesi sene çok iyi olacağımızı düşünüyorum. ve tekrar ediyorum: 90 dakikalar içinde kısa bir süre oynamayı başarabildiğimiz dinamik ve konsantre oyunu 60 dakika oynayabilecek kapasiteye ulaşabilirse bu takım en azından bu ligde karşısında duracak başka takım yok.

Övünç dedi ki...

Abi ben sanki çok memnunmuşum dediklerimden de yazıyormuşum gibi bir noktaya geldim ekşibeşiktaş'ta şu yazdıklarınızı 2 hafta önce FB maçında yazdığım için.

Neyse mevzubahis durum çözülene kadar yani o maç Beşiktaş adına tescil edilene kadar konuşmamayı tercih ederim ama bu su üstünde görünen problemlerimizi bir anda yok etmeyecek maalesef.

Sene başından bekliyorduk zaten etkili ön alan presine Beşiktaş'ın ayağa topla çıkamamasını.Çok da süpriz olmadı.Son bir kaç haftadır iyice Samet Aybaba'nın Beşiktaş'ını görüyoruz sahada birebir aynı kurgu var.Tek fark oyuncuların bir kısmı daha kaliteli.Oyun iştahı , çok adamla dikine tek pas , bek stoper şişirmeleri , hücumu bir şekilde tamama erdiremediğimiz için run gun'a dönüp erken motor kapatmamız filan tam anlamıyla Aybaba'nın el emeği göz nuru sistemi ...

Unknown dedi ki...

@Beagle, blog yazarları yüzünden kaybettiğimizi iddia etmedim, ki itham bi kenarda dursun. Kahvede de aynı, işyerinde de, blogda da, ekşisözlükte de. Beşiktaş taraftarı yıllar içinde özgüvenini kaybetmiş. Favoriyken bile tedirgin. Gol atıyoruz, sevinmeye tırsıyoruz, ya şimdi kursağımızda kalırsa diye. Tekrar ediyorum, aynı koşullarda juve maçına biz çıksak, buralarda ben dahil, zaten grupta rezil top oynadık, madrid'den on tane yedik, juveyi mi yenecez diye ah vah ederdik. Tüm camia bu halde. Yönetim de takım da maçlara böyle hazırlanıyoruz. Medya da bizi öyle baskı altına alıyor ki, iyice eziliyoruz. Bana göre bu sezon oynadığımız gs ve fener maçlarının ikisinde de favori biz olmalıydık. Ama gs maçı öncesinde rakibe çok saygı duyduk, yok yaralı aslanmış zart zurt. Heriflerin top oynamaya mecali yoktu, iki sıfır yaptığımız anda biteceklerdi. Bruma ve drogba dışında top oynayanı yoktu. Ne yaptı ettik yenildik drogba'ya top şişirme dışında taktiği olmayan adamlara. Fener maçı ayrı alem. İkiinci yarının başında on dakika daha ilk yarı sonu oyununda ısrar etsek o maç da bitmişti.
Neyse, tüm camianın silkinip, her maç öncesi bi kere, koyar geçeriz havasına girmasi gerek. İnanmasan da kükre be birader, rakipler düşünsün.

Unknown dedi ki...

Gelelim biliç'e, özen'e ve orman'a.

Orman eneramo ve sezer transferlerini yapmamış olsaydı, bu sezon başı bütçe ve oyuncu profili olarak hem ara çözümler, hem de yatırımlar söyleme uygun olacaktı. Kiralık töre'nin verimi gayet iyi. Atiba da iyi bir ara çözüm. Şişmanoğlu (burada bilic kırık not aldı) gol katkısı için mantıklı yatırım. Gelişme göstermesi için muhammetin üzerinde durulması, pedro franco (bu iş sarpa sardı ama umarım özen haklı çıkar) ve kerim frei'e yatırım bence doğru. Sezer ve eneramo maalesef yanlıştı ve gereksiz maliyete yol açtı. Futbolda yatırımlarda isabet sağlamak ya da geri dönüşü zamanında almak çok zor. Mali durumu sıkışık kulüplerde bu daha çok sücan yakıyor.

Bilic bana dün bir tabueyle elimde yaraya mal olsa da, terzic, özen gibi bir ekiple ikinci yarı problemini çözecek kapasitesi olduğuna inanıyorum. İlk yarılarda oynanan futbol rakipleri, ikinci yarılarda oynanan ise biz taraftarları aptallaştırıyor. Devre arası yaraya anca pansuman yapılır. Yeni bir sezın başı tranfer ve kamp imkanı, takımın mental ve fiziksel kapasitesini %20-25 arttırma imkanı demek. Tek şartla, o da aynı teknik ekiple. Her sezon sil baştan yapıyoruz çünkü ingilizce tabirlerle durumumuz, exhausted, deperate ve frustrated. Tahammülümüz yok sabretmeye. Hiç bir yönetici, hele de eleman başına maliyetin milyon eurolarla ölçüldüğü ve eleman seçiminde isabet oranının yüksek olamadığı bir sektörde, düşük bütçeyle ve kısa vadede hayalindeki ekibi kuramaz. Ben 38 yaşında, hayatı yönetim bilimi okumakla ve insan yönetmekle geçmiş, 30 yıllık beşiktaşlı olarak diyorum ki, bir hocaya en az 4 transfer dönemi vermeden aydınlığa çıkamayız. Carvalhal, aybaba ve tayfur yanlış adamlardı bu şansı vermek için. Ama del bosque, tigana, schuster gayet de potansiyelli adamlardı. Bilicin çok eksiği var, ama öğreneceğinden eminim, tıpkı özen gibi, tıpkı orman gibi. Alın size öğrenen organizasyon. Yeter ki orman hemen su koyvermesin. O su koyvermesin istiyorsak biz de su koyvermeyeceğiz. Hatta biz zorlayacağız ekipte ısrar etmesi için.

Temmuzdan beri banka hesabına yeni haciz gelmeyen beşiktaş için umut beslemek hakkım. KArtal yuvasından çıkmak bilmiyorum bu yıl. Benzer heyecanı çok beşiktaşlıda görüyorum. Seneye kongre üyesiyim. maçların ikinci yarılarında da rakipler aptal edecek, 89'un takım beşiktaş takımda bugün oymayanlardan ve cooper restlerinden hareketle ufukta görünmüyor olabilir. Ben o takımı futbol direktörünün ve hocanın zihniyetinde, maçların ilk yarısındaki baş döndürücü tek pas oyununda ve üç dört pasta ulaşılan gollerde, her mecrada karşılaştığım beşiktaşlılar'ın gülümsemesinde görüyorum. Blog okuruyum, ekşi sözlük yazarıyım ama önce taraftarım, taraftarın ilk işi umut etmektir.

Unknown dedi ki...

Vay anasını her yer imla hatası olmuş, affınıza sığınırım. İşte bunlar hep tablet.

Bu blog gibi bloglara yazan, buraları okuyan beşiktaşlıların sayısı umarım her geçen gün artar. Cartalete gençler hakkında hakkaten çok iyimser. Benim iddiam da o, iyimser olmak her türlü kötümser olmaktan iyi.

Burada fikren farklılıklar olacaktır, ben beşiktaş formalı birini gördüm mü kardeşimi görmüş gibi olurum. Beagle ya da başka bir arkadaş daha önce yazdıklarımdan alınmışsa kusura bakmasın. Ben hayal dünyasında yaşamaya devam edeceğim, çünkü benim hayalimde üst üste beş kere şampiyon olacak, avrupa'da kupa alacak bir beşiktaş var.
Saygılar

beagle dedi ki...

Farfallone dostum, bu anlatımınla sorun yok. Hepimiz kazanmak favori olmak istiyoruz da, çalışmayana ekmek yok.

Önce planlama doğru çalışacak. Yalnız süper lig şampiyonu olmak batmış bütçe ile Özen'in 1 senede başarabileceği bir iş olmazsa normaldir. Enkazın çoğu YD'den birazı Orman ilk gaz döneminden.

Niye iki senedir 10 kişi kalmış takımları yenemiyoruz? Korkudan mı? Yoksa top yapabilen, doğru koşabilen, savunma hamlesi yapabilen adam sayısının azlığından mı?

Sahada 11 kişilik kontenjan var ve koyduğun adamlar muhakkak bir işi iyi yapacak. Beşiktaş da yerinin sorumluluğunu adam gibi yapan herhalde bir tek Tolga var.

Mucizeler olmadığı zaman istatiki "beklenen değer" galip gelir. takımımızdaki oyuncu grubunun kaç gol atmasını beklersiniz? kaç maçı gol yemeden bitirebiliriz (hele tolga sakatlansa savunma kaç maçı kaleciye pek iş bırakmadan bitirebilir?) 70-80 gol beklentili FB kadrosu, 65-70 beklentisi GS kadrosu, 45-55 beklentili BJK kadrosu. Bu hesaplara toplam oyuncu miktarından değil 11 oyunculu sisteme göre bakmak lazım. Biz zaten Almeida merkezli, Fernandez destekli 4-3-3 ile sezona yenik başladık.

Savunmacılarımızın değil 90 dakikayı, 15 dakikayı baskı altında çıkarması mümkün değil.

Peki bu sene geçen yıldan biraz daha iyi gibiyiz fark ne? Holosko yerine Gökhan Töre ve Atiba girişleri ile "top tutma" yeteneğimiz bir miktar arttı. topu çevirdiğimiz Almeida'nın ve Olcay'ın aktif oldukları 15-20 dakikalık sürede maçlarda iyiyiz. Başka hiç bir numaramız yok.

Bir futbol takımı rakip ceza alanı kenarlarını hiç kullanamadan, ceza alanında çoğalmadan, topla ceza alanına girmeden, ön direğe giden forveti olmadan, savunma arkası çapraz koşu atmadan, yakından uzaktan şut atmadan nasıl favori olur? Nasıl şampiyon olur?

Maçın sonlarında ceza alanına orta sayıları Beşiktaş 13 Kasımpaşa 31 idi. Maçı kaybedebilirsin, çok maç kaybettik. Ama bu ligde sıradan bir maçta bu kadar ezilemeyiz, ezilmeyi kabul edemeyiz, bu takımı bu şekilde oynatan sorumludur, bu ayıbı temizlemelidir. Hiç bir değişiklik yapmazsa da ağır eleştiriler alması çok doğaldır.

EC dedi ki...

http://www.ntvspor.net/video-galeri/spor-servisi-16-aralik-2013

mantikli yorumlar burada.. En basta nokta konuyor zaten eger kurallar BJK ye de esit uygulaniyorsa: sahadaki oyuncu, hakem vb fiziksel mudahale aliyorsa saha disi etkenler tarafindan, oyun orada durur. Nokta.

Selamlar

ECO- Kanada

nkonrat dedi ki...

TFF Futbol Müsabaka Talimatı'ndan ( Madde 24/1)

"ç) Bu talimatın 21. maddesinin 2. fıkrasında belirtildiği şekilde sahaların içinde ve dışında kendi seyircileri tarafından herhangi bir bölgenin emniyet ve güvenliğini, hakemlerin, futbolcuların, idareci ve görevlilerin veya müsabakayı izleyen diğer kişilerin can güvenliğini zedeleyecek derecede ciddi olaylar meydana gelmesi halinde, anılan maddede yer alan yaptırımlara ek olarak; bir sezonda olayları meydana getiren taraftarların kulübüne ilk ihlalde hükmen mağlubiyet kararı verilebilir. Aynı ihlalin bir sezonda ikinci defa meydana gelmesi halinde hükmen mağlubiyet kararı verilebilir. Bu yaptırımların uygulanması halinde ayrıca mevcut puanlarından galibiyet halinde verilen kadar puan silinir.

Aynı ihlalin bir sezonda üçüncü kez meydana getirilmesi halinde, ikinci ihlalin yaptırımlarına ek olarak, takımın sezon sonuna kadar yapacağı müsabakaların iptal edilmesine ve devam eden sezonda da bir alt lige indirilmelerine veya alt lig bulunmaması halinde bir sezon süreyle lige alınmamasına karar verilebilir."

Sahaya girme heveslisi "taraftar"ları neyin motive ettiğini düşünürken ister istemez bu talimatta yazılan yaptırımlar geliyor insanın aklına.


http://www.tff.org/Resources/TFF/Documents/TALIMATLAR/Futbol-Musabaka-Talimati-06-08-2013-.pdf

gökhan dedi ki...

evet, bilic önder özen'in potansiyeli olan hoca tanımına uyuyor ama şöyle bir problem var. bilic bu potansiyelini milli takım çalıştırırken belli etmişti. şahsen bir kulüp takımıyla potansiyelini belli etmiş bir teknik direktörü tercih ederdim. sonuçta kulüp çalıştırmakla milli takım çalıştırmak bambaşka şeyler. üst düzey liglerin orta sıra takımlarında beklentileri aşmış, ya da bizim ligin standartlarına yakın liglerde kupa kaldırmış bir teknik direktör beklentim vardı. ha, önder özen de bunun farkındadır muhtemelen. ben bu yüzden bilic tercihinin biraz da mecburiyetten yapıldığını düşünüyorum. yani hedef başkaydı ama kimseyle anlaşılamadığı için tam da o sırada boşa çıkan bilic'e gidildi gibi geliyor bana.

peki bilic'ten şikayetçi miyim? pek değil. çalıştığına, özveri gösterdiğine inanıyorum. çünkü hemen her maçta a planı tuttu. maç içerisindeki hamlelerde sıkıntı var ama burada kadro zaafiyetini de görmek lazım. sezon başında tromso maçı kötü giderken oğuzhan'ı oyuna alıp atiba'yı beke atmıştı. yine trabzon maçında oyun tıkanmışken gökhan töre'yi alıp maçı kazandırmıştı. yani kenarda oyuna etki edecek adam olduğunda doğru hamleleri yapıyor. son kasımpaşa maçında veli hamlesi gelebilirdi ama geri kalan maçlarda elde oyunun gidişatını değiştirecek adam yoktu.

tabi teknik direktör ve sportif direktörü ayırt etmek lazım. mart ayında sekizinci isek kimse bilic'i tutamaz. zaten teknik direktörlere uzun süre sabredilmeli muhabbeti bana saçma gelir. baktın olmuyor, keseceksin biletini. ama önder özen öyle değil. 6 ayda neyi değiştirecek ki? sambade gelip 3 ayda müthiş kaleciler mi yetiştirecek? fikret orman aptal değilse en az 2-3 yıl daha devam eder önder özen ile. yok 2 mağlubiyet sonunda kovacaksa çok fena bozuşuruz.

Cartalete dedi ki...

Hiç konuşasım yoktu da, Lig Radyo'da biraz kustum şu son maç hakkında bir şeyler.

http://www.mixcloud.com/mdcartalete/lig-radyo-hf1-17122013/

Basar dedi ki...

Hangisi sensin? Açılışı yapan mı?

Övünç dedi ki...

@cartalete

Bana da çok enteresan geliyor ya , herkes Donk'un pozisyonunu konuşuyor ama asıl mesele taraftarın sahaya girmesinden sonra maçın tatil edilmemesi.Asıl kural hatası olan o.

Aslında diğerinin de savuşturulabilirliği yok zira çok net topu fırlattıktan sonra düdük çalıyor hakem.Ama duyulmuyor daha önce düdük çalmış gibi saçmalıklara başvurabilirler.

Cartalete dedi ki...

Basar, diğeri.

Övünç,

Bana da öyle geliyor maalesef.

asvalttaicenler dedi ki...

Pektemek'in devre arasinda Cenk Tosun'la takas edilecegi haberleri var umarim gerkceklesir.. Cogunluk gibi ben de artik Pektemek'ten umidi kesmis bulunmaktayim.. Transferin devre arasinda gerceklesmemesi durumunda Tosun sezon sonu bedava geliyor zira sozlesmesi sona erecek.. Mustafa Dogan bir programda Cenk Tosun'un "iyi Besiktasli" oldugunu agzindan kacirmisti.. Hatta bir donem performansinin dususunu Besiktas'a transferinin cok yaklasmisken gerceklesmemesinin neden oldugunu dusunenler var.. Belki Sergen belki Ilhan Mansiz veya Tumer'den dolayidir bilmiyorum fakat Besiktas'ta her zaman gercek Besiktasli futbolcularin oynamasini istemisimdir.. Biraz dikkat edersen formanin uzerlerine daha bir yakisitigini fark edersin.. Hersey bir yana Cenk aradigimiz yerli golcu olabilir..

Su Eneramo ve Holosko'yu satip Pedro'yu kiralik verip yerlerine "lider stoper" bulabilirsek dadindan yinmez ki Lescott hali hazirda konusuluyor aman diyim! Lescott ismi tamam heyecan veriyor fakat Bilic'in uygulamaya calistigi hatlari birbirine yakin tutup onde pres sisteminde hallac pamugu gibi atarlar.. Adam bir kere suratli degil ikincisi hantal (bir Lugano gibi atik degil) ucuncusu lider ozellikli stoperden daha cok yanci stoper, Man City'de Kompany ve Kolo Toure'nin Milli takimda Terry'nin onunde carpisan cengaver stoper.. Bize ise daha cok yukarida saydigimiz gibi Terry, Kompany tarzi defans hattinin lideri yanindaki stoperi yoneten en dipteki adam lazim..

du, levande dedi ki...

tottenham'dan younes kaboul'u alsak? sözleşmesi de bitiyormuş az bi bonservis bedeline biter herhalde. sakatlığı var mı bilmiyorum ama bu sezon forma şansı da bulamamış pek. gerçi şimdi villas-boas'ın yerine gelecek teknik direktörün ilk tercihi olabilir belki belli olmaz. ama alınabilse fiziğiyle falan bi bruno alves etkisi yapabilir sanki.

asvalttaicenler dedi ki...

@du, levande
Younes Kaboul Gokhan Cam'dan beter, bir hafta var uc hafta yok.. Bize acikcasi Lugano gibi kart cezalari disinda mac kacirmayan stoper lazim.. Yap boz stoper ikililerinden gina geldi artik!

Bu sezon sozlesmesi elinde olupta transfer edebilecegimiz cok oyuncu yok en azindan Avrupada, Diego, Sagna falan var da bize gelmez.. Yine umidimiz Guney Amerika gibi gozukuyor.. Yanlis hatirlamiyosam Bobo'yu Zago tavsiye etmisti, onu da Shaktar'a yardimci antrenor olarak kaptirdik, Zago bir sekilde bu teknik ekipte yer bulmaliydi, en azindan Guney Amerikadan sorumlu scout olarak..

tannhauser dedi ki...

yok abi, tekniktir, taktiktir, oyuncu performansıdır. bunlar bitmiştir artık. pfdk kararlarının ardından, beşiktaş'ın bu ligde olmasının hiçbir anlamı yoktur. eğer başkanın bir gücü, bir yaptırımı olacaksa çıksın hakkımızı arasın. yoksa da öyle kuru-sıkı açıklama yapmaya zahmet etmesin hiç, beşiktaş'ın en değerli varlığı olan emeğine bu derece aleni saldırıların olduğu bir ortamda ligde kalmanın hiçbir anlamı olmadığını düşünüyorum. satıp savsınlar tüm takımı, altyapıdan gelen çocuklarla oynayıp küme düşelim.

2004'te samsun maçından ve bence çok daha büyük bir skandal olan fenerbahçe'nin tekrar maçı ve ilgili maçta maçın orjinal tarihinde kadrosunda bulunmayan futbolcuları oynatması bile beni bu derece çileden çıkarmamıştı. bir takıma bu kadar ağır bir yanlış kaç kez yapılabilir. daha bir çoğunu görebilirsiniz ama operasyonel bir şekilde gerçekleştirilen böylesi faaliyeti 14-15 yaşında beşiktaşlılar şimdiden ikinci kez görüyorlar. tüm bu yapılanlara, yıldırım demirören gibi bir adam tarafından yıllarca yönetilmesine rağmen yıkılmayan beşiktaş ne kadar büyük bir camia olmalı.

box2boxMC dedi ki...

Cenk Tosun - Pektemek takası bana da mantıklı gelmeye başladı. Tosun ilk transfer olduğu fırtına sezondan sonra 2 sezon kayıpları oynadı ama bu sezon Sergen efekti midir nedir, çoşmuş durumda. her golü ayrı bir yetenek.

Pektemek'i de çok sevsemde artık olmayacak gibi bu iş. Büyük takım futbolcusu eşiğine atlayamadı bi türlü. Hayırlısı diyelim..

Övünç dedi ki...

Şöyle bir şey var temsilci el kitabında :

"Oyunculara yapılacak münferit fiili saldırı sonucu oyuncu önemli bir darbe almamış ise, hakem gerekli
emniyet tedbirlerini aldırdıktan sonra müsabakayı başlatır. Ancak, bu fiili saldırı sonucu oyuncuların
yaralanmaları, tartaklanmaları ve oyuna devam edemeyecek duruma gelmeleri halinde, hakem müsabakayı
tatil etmelidir"

Pektemek-Tosun takası kiralık olmadığı sürece saçmalık olur.Pektemek'in iyi kötü bir piyasası var özellikle Rusya'da en kötü 2-3'e gideri var verbat durumda olmasına rağmen milli takıma da çağrılıyor.

Cenk'in kontratı bitiyor zaten sene sonu bedava gelecek.İlla ki takas istiyorlarsa bence Eneramo verilir.

Bizim derdimiz Almeida'yı yedeklemekse bunu Cenk'in sorunsuz kabul edeceğini de pek zannetmiyorum.Zaten sistemsel bir değişiklik olmassa
Almeida'nın alternatifi Cenk olmaz bence.

beagle dedi ki...

Biz tek santraforlu bir sistem oynayabilecek kadar zengin bir klüp değiliz.

Fenerbahçe ileri hattında bizim alım gücümüz dışında 3 adam var. Galatasaray da ise Drogba para kadar başka eksiklerden de konu dışı seviyede.
Şu anki halimizle 25-30 gollük bir forvet alamayacağımız, berbat moralimizle de genç yetiştiremeyeceğimiz ortada.
Takım planlamasının derhal 13-15 gol atabilecek iki adamlı forvete dönmesi gerekli. Tabi orta saha bir azalacağı için bu kişiler eli belinde, çok ağır, limitli kondüsyonlu adamlar olmamalı. İki forvetli bir yapıda görmeden Mustafa pektemek'i elden çıkarmak çok salakça olur. Daha iyi golcü olduğunu düşündüğüm Ömer, Mustafa'dan daha eksik bir futbolcu. Keşke Elmander, Baros tarzı, tecrübeli ve 3-5 yılı daha olan bir adam bulup yanına koysak Mustafa'yı. Geçen yıl sonunda Olcay ve Oğuzhanla oynadığı tek paslı, kollektif forvet oyununu unutmayın. Tek santrafor oynamaz o tamam. Ama baştan da belliydi.

gundelikci dedi ki...

@turkkant
Young-Pyo Lee, Patrick Owomoyela, Mohamed Zidan, Bajram Sadrijaj, Bajram Sadrijaj
bir bakışta dortmund'un yapılanmasının başladığı 08/09 sezonunun bonservisli, bonservizsiz verim alamadığı ve genel bonservis üzerinden zarar ettiği oyuncular. bakılsa yıllar içinde daha da fazlası çıkar, çıkacaktır. planlama böylesi yüksek değişkenlerin olduğu yerde eksisiz işleyemez ve ısrarla 6 ayda sonuç vermez. ha şunlar neden yapılmadı, bir planlamanın içine nasıl dahil edilmez denecek şeyler olabilir ama salt "bunla, şunla" olmaz demek olayı basite indirgemek.

bence samet aybaba'nın "run n gun"ında hiç sorun yok hatta sıkıcı tp çevirme oyunundan daha çok severim kişisel olarak. fakat samet aybaba ısrarla takıma bir savunma taktiği yerleştirmemiş, bunun yerine nihayetinde ikinci yarıda liberoyu ikileyerek kendini dinamitlemişti. bu sene başında taktik savunma anlamında takım gerçekten güzel yerleşiordu ve rakip takıma gerçek pozisyonlar vermeden maç tamamlıyordu. oyuncuların beyanlarından da taktik çalışmaların ağırlığını işitiyoruz, demek ki savunma zaafiyetinin üzerine gidiliyor. kadro istikrarı sağlansa belki farklı olabilirdi ama her şekilde çalışarak düzelebilir bir sorun. hilbert'i falan aradığım yok ama serdar fena elde patladı, her maç bir golü var elemanın, bir acil çare bulunmalı oraya, veysel sarı eskişehir'de iyi belki, ama beşiktaşta nasıl olur bilemiyorum. sezon sonu sözleşmesi bitiyor.