Bu Kez Sürpriz Değil




Dünya Kupası 2002′de Amerika, Figo’lu, Rui Costa’lı Portekiz karşısında 3-2 kazanmış ve turnuvanın büyük bir sürprizine imza atmıştı. 12 yıl sonra dün, Amerika yine kazanabilirdi. Ama bu kez sürpriz olmayacaktı…


Kesinlikle yakın dönemin en iyi Dünya Kupası’na şahit oluyoruz. Bunun en büyük sebebi, hemen her maçın bilinmezli olması. Öyle ki, Kosta Rika dışındaki her takımın güçlü olduğu “ölüm grubundan” ilk çıkan Kosta Rika olabiliyor… Artık her takımın bir planı, fena olmayan oyuncu grubu var. Haliyle takım olmayı başarabilen, hayal gibi gözüken skorlara pek de uzak olmuyor. Dün gece Amerika da Portekiz karşısında kazanabilirdi. Ama bu, diğer örneklerde olduğu kadar sürpriz olmayacaktı.
İlk maçlarda Portekiz’in dört gol yiyerek hezimete uğramasının dışında, takım resminden de çok uzak olduğu görülmüştü. Cristiano Ronaldo’yu da bir noktadan sonra oyuna küstürecek kadar… Hücum, savunma bağlantısını etkili kuramayan, topu ayağına alanın birşeyler yapmasını bekleyen bir takım. Tıpkı bir zamanların “Portekiz Çetesi”ne tutulmuş Beşiktaş’ı gibi. Kağıt üzerinde etkili oyuncuları -hatta içlerinden biri Ballon d’Or sahibi- yazılı olsa da ortaya bir sonuç çıkmıyor.

Amerika’da ise durum tam tersiydi. Klinsmann’ın öğrencileri, tıpkı onun futbolcu günlerinde olduğu gibi tutkulu. Ama o tutkularını takım oyunu içersinde de etkili, akılcıl şekilde kullanabiliyorlar. Attıkları son golde ceza sahası çevresinde yarattıkları kalabalığı, Portekiz iki maçtır bir kere bile yapamadı. Aslında ilk golde de Jones  harika şut çıkarmış olsa da o da klasik “baskı kuran takım” golüydü. Evet, Amerika Portekiz’e karşı oyunun büyük bölümünde baskı kurmayı başardı.
Cristiano Ronaldo, “Cristiano Ronaldo’luğunu” son golün ortasını yaparken gösterdi. Normalde frikikler için hayata geçirdiği “ölü yaprak vuruşunu”, sanki bu kez asist olarak kullandı. Uzak direkte kafayı vuran Varela da Nani’nin yerine 11′e yazılmayı hak ediyor. Nani gol atmış olsa da, takriben Ronaldo’nun muhteşem golünü ofsayttayken topa dokunarak heba etmesinden bu yana lanetlendi… Bu kadar kısa sürede 10 üzerinden 8′lik bir oyuncunun, 4′lük seviyeye inmesi pek olağan şey değil!’

Bir parantez de Dempsey’e açmak gerek. Nasıl her takımın kendi içinde kilit oyuncusu varsa, Dempsey de Amerika için o… Orta sahadaki pas oyununda var, gol girişimlerindeki verkaçlarda var, gol vuruşunda var… Her takıma bir Dempsey lazım!

1 yorum:

E. C. Ozer dedi ki...

Bizdeki ergenlere..quaresmacilara.. drogbacilara, alexdesouzacilara kapak olsun... Oncelik takim olabilmekte, alanini iyi kapatmakta ve rakibe fazla bosluk birakmamakta..su ana kadar latin amerikalilar hizlari ve ari gibi calismalari sayesinde Ispanya, Italya, Ingiltereyi disari itelediler.. Afrika grubu ise yetenek ve atletikliklerine ragmen, organize olamayislari, hep ama hep yanlis tercih secimleri ( sut/pas) yuzunden yine husranla ayriliyorlar.. Aralarinda tek tuk parlayan o atletlerde genelde avrupa vitrinlerinde hep on siralarda duruyorlar.. Tweetlerimde Sn. Ozen e de bahsetmeye calistigim uzere artik - bizdeki Pedro gibi - ac ve hirsli gencleri bulmamiz lazim.. Portekiz den Brezilya dan degil, Italya dan, Almanya dan Japonya dan, Afrika dan ve Latin Amerika nin diger ulkelerinden.. Su an BJK dogru yolda 8-9 yilin hatalarini bir yilda bertaraf etmek kolay degil.. Ama herkes calisiyor..

EcO- Kuzey Amerika