Hırvatistan'da Tek Gerçek: Ante Rebic




Hırvatistan, bağımsızlığını ilan ettiğinden bu yana topraklarının forvet yetiştirmek için son derece elverişli olduğunu çoğu zaman kanıtlıyor. Alpay’ın sevgili arkadaşı Vlaovic, Suker, Boksic, Olic, Petric, Mandzukic gibi isimlerin taşıdığı bayrak yere düşmeyeceğe benziyor. Geçtiğimiz yaz ülkemizde Hırvatistan U-20 Milli Takımı’yla boy gösteren genç forvetler de buna işaretti; özellikle RNK Split’te dikkatleri çeken ve Ağustos ayında Fiorentina’ya transfer olan Ante Rebic… Hırvatistan turnuvada hayal kırıklığı yaşatmış olabilirdi ama Rebic, o turnuvada öne çıkmayı başarmıştı. Zira biz de FourFourTwo olarak Ağustos 2013 sayısında kendisini “U20′nin Parlayan Yıldızları” yazısında anmıştık…

Aradan bir yıl geçti, artık sahne çok daha büyüktü: Dünya Kupası! Ama Ante Rebic için aynı senaryo işledi. Hırvatistan hakem hatasıyla mağlup başladığı turnuvada, Meksika karşısında bu kez hakem yanlışlarını arkasına almasına rağmen çok net yenildi. Ve yine sahanın en çok parıldayan ismi, oyuna hep sonradan dahil olan Ante Rebic oldu. Damakta tat bırakan yetenekleri bir yana, isyankarlığıyla farkını ortaya koydu. Zaten öyle bir oyuncunun, böylesine kötü bir maçta “kırmızı kartın” ötesinde norma bir sona yürümesi, pek yakışmazdı…

Nasıl ki Filip Holosko’ya, rakibinin içinden geçmeye çalıştığı için “Casper” lakabı takıldıysa, Ante Rebic için de “hakiki Casper” diyebiliriz. Çünkü bu çocuk, karşısındaki rakibi toptan hiç uzaklaşmadan o kadar ince çalımlıyor ki neredeyse içinden geçmiş gibi bir görüntü veriyor! Topla hızlandığı anda durdurulması çok güçleşen Rebic, her iki ayağıyla da muhteşem gol vuruşları yapabiliyor. Zira Türkiye’de attığı her iki gol de birbirinden güzeldi. Dünya Kupası’nda da yakaladığı her fırsatta iyi vuruşlar yaptı. Özellikle pas zamanlamaları, yaşına göre fazlasıyla olgundu. Ante Rebic… Bu ismi asla unutmayın!

Hiç yorum yok: