Plan, Tutku ve Direnç


Vahid Halilhodzic’in Cezayir’i, grubun ilk maçı Belçika karşısında oldukça sıkı bir savunma futbolu oynamış ve sanki turnuvanın geri kalanında da “başka bir plandan yoksun kalacaklarının” izlemini vermişti. Ancak Güney Kore karşısında bu kez farklı bir çehreye bürünen takım, kendisine gerekli olan galibiyeti almıştı. Üstelik koparırcasına! Cezayir, sıradan bir savunma takımı değildi. Gücünün farkındaydı, ne yaptıklarını biliyorlardı…
“1982′deki Almanya-Avusturya maçını unutmadık” diyordu Vahid Halilhodzic. Rusya maçının öncesinde, artık hiçbir skorun kendilerini ilgilendirmeyeceği biliyordu. Ve takımını buna göre motive etmişti.
İhtiyacımız olan şeyi başarmaktan gurur duyuyorum. Cezayir kahramanca bir maç oynadı ve son 16′ya kalmayı sonuna kadar hak etti. Bu sonuç, son üç yıldır yaptıklarımızın, çalışmalarımızın bir ödülü!

Aslında her şey son cümlede saklı. Çoğumuz için Cezayir bir imkansızı başardı, ama onlar için bu zafer çok olasıydı. Takımın yapısına uygun, her maça göre bir planları vardı. Her oyuncuyu en iyi şekilde nasıl kullanacaklarını biliyorlardı. Takımın en değerli oyuncusu Feghouli, sistemin gerçek bir kaptanıydı örneğin. Her atak başlangıcı ondan soruluyordu. Hele ki Güney Kore maçındaki futbolu, bu turnuvanın en etkileyici bireysel performanslarından biriydi. Savunma, top rakibe geçtiği anda oldukça sıkı şekilde alan kapatıyordu. Hücumda ise yapılan şey, Slimani’nin patlayıcı özelliğine sarılmaktı…

Üç yıldır üzerlerinde çalıştıkları planları vardı, attıkları her golden sonra gözlerindeki parıltıdan belli olan tutkuları… Son olarak da en büyük silahları, fiziki güçleri ve dirençleri. Bir takıma “iyi takım” diyebilmemiz için başka ne olabilirdi ki?

1 yorum:

Nurettin İnce dedi ki...

Kardeşim fft' deki yazını okudum. Yazının sonunda belirttiğin gibi aranguiz'in penaltısı muhteşemdi. Maçı izlerken topa öyle dik dik gelip abanınca bir an için topu stad dışına mı attı acaba diye düşünmedim değil, sadece kaleci değil ekran başında benim gibilerin de fotoğrafını çekti açıkçası..
Şu sıcak yaz günlerinde oruçtan çok beşiktaşın transfer çalışmaları zorluyor beni. Ezanı bekler gibi transfer haberi bekliyorum. Ortalıkta saçma sapan öyle isimler dolaşıyor ki bir an önce hayırlısıyla az hasarla atlatsak şu transfer dönemini diyorum..
Benim şili'de dikkatimi çekip araştırdığım bir kaç topçu var ama ikisi tam bizde ki ihtiyacı karşılayabilir aslında. Sol beke Eugenio mena ve Charles aranguiz. Mena 88 li mottayla yaşıt aranguiz 89 lu. ikisininde bonservisi brezilya kuluplerinde ve dünya kupası sonrası değerleri biraz yükselmiş olabilir ama sonuçta bir diego da değil yani bunları da alamayacak kadar kötü durumda değiliz herhalde..
Eğer beşiktaşta ulaşabileceğin yetkili birileri varsa seçeneklerin arasına bu iksini de eklesinler en azından araştırıp değerlendirsinler...

http://www.yarisaha.com/charles-aranguiz-prens/

http://www.yarisaha.com/rapor-eugenio-mena/