Ferrari, Nihat ve 10.5 numaralar sakat bilindiği üzere. Yusuf ve Kaş da son maçta 18' alınmayarak inceden "silindi" Denizli'nin gözünde. Beşiktaş'ın bu eksiklerle nasıl bir oluşum içine gireceği merak konusu. Kaldı ki, herkesin hazır olduğu bir ortamda da "Mustafa Denizli faktörü" sebebiyle yine her 11 merak konusu olabiliyordu. Bunu da Denizli'nin "kararsızlığına" bağlıyorum ben. İsim benzerliğinin yanında, bu kararsızlık özelliğiyle de kendisiyle adaş oluyorum. O nedenle iyi anlarım bu durumu. Bir tarafta gerçekler, diğer tarafta kendi prensibin, kendi teorin... Gerçek: 4-3-3'lü Beşiktaş'ın 3 ortasahayla oynaması, beklerinden en azından birinin savunmacı olması. Denizli'nin teorisi ve prensibi: 10.5'lu 4-3-3 ve iki ofansif bek.10.5 numara olarak tabir edilen Tabata ve Tello'nun sakat olmasıyla, en azından ortasahada Denizli'nin hamle yönü "gerçekçiliğe" kayacaktır. Beşiktaş'ın bu saatten sonra, Fink ve Ernst'in üzerine Necip'in sırıtmaması, Uğur'un hazır gözükmesiyle, 3 ortasahayla oynamasından başka çaresi kalmamıştır. Ferrari'nin sakatlığı sonucu, Toraman'ın stoper mevkisinde sabit kalacağı da bir gerçek. O zaman kara yavaş yavaş gözükmeye başlıyor...
Eskişehir maçındaki takımın son halini gözümüzün önüne getirip, Tello'nun yerine kadrodan bir "sol forvet" bakarak bir sonuca varabiliriz, önümüzdeki Beşiktaş'ın maçlara nasıl çıkacağı konusunda... Ekrem ve Serdar Özkan'dan başka kenar forvet kalmamıştır elde. İbrahim Kaş'ın silinmesinden sonra, Ekrem'in sağbekte "banko" gibi durduğunu düşünürsek, en mantıklı kadro şu şekilde çıkıyor;
İşte Beşiktaş'ın geçen sene Türkiye Kupası'nın büyük bölümünde oynadığı "gerçek 4-3-3" dizilişi. Bu tarz bir takımın ben beraberlik dahi aldığını hatırlamıyorum. Sakatlıklara hayrolsun denemez ama, eğrisi doğrusuna gelecek gibi duruyor Mustafa Denizli adına... Takım çok eksik gözükürken, aslında tam rayına oturmak üzere...Ama tabi bir de işin "Mustafa Denizli'nin tuhaf hikayesi" bölümü var. Taktik ve oyuncu seçimi meselesine düz mantıkla yaklaşmak fazla gerçekçi olmuyor hocamız sayesinde. Ben işin o tarafını da düşünerek bir "Denizli jimnastiği" yaptım...
Mustafa Denizli'nin, geçen sene bir çok maçta Nobre'yi oynatmak uğruna, Bobo'yu sol forvette oynattığını görmüştük. Bu kez birini oynatmak için değil ama "Serdar Özkan'ı oynatmamak" bâbında bir Bobo - Nobre - Holosko üçlüsü görebiliriz ileride...
Bu durumda tıpkı geçen sezon bir kaç maçta olduğu gibi hem Bobo'nun performasını, hem de takımın topsuz oyun balansını bozacaktır...Bir diğer hamle de şöyle olabilir; "Ekrem'i sol forvet oynatsak, kimi sağ bek yapıcam bu sefer?" diye düşünür hoca...İbrahim Kaş dediği anda, Kasımpaşa gözünün önüne gelir, giden iki puanın havada durduğuna şahit olur... O anda bir ışık yanar : RIDVAN!!
"Madem 3 ortasahayla oynuyorum, Rıdvan gibi bir sağ bekin bağlarını koparır salarım sahaya" diyebilir... Böylelikle Ekrem'i hep görmek istediği sol forvet bölgesine monte eder...;
Bu 11'e de itirazım olmamakla birlikte, "Serdar'ın kaybettiği öz güvenine rağmen" oyumu ilk kadroya atıyorum... Bobo'nun sol forvet olduğu kadroyu "aman hocam!!" dercesine hazırladım...Farkındaysanız Yusuf'u hiç değerlendirmeye almadım. Kasımpaşa maçında yine 11'de başlama ve sonunu getirememe olayından sonra "yeter" demiştir Denizli ve son maçta 18'e almamıştır. Bunun paralelinde, yarın yapılacak tecrübelilerin imza törerinde de kadro dışıdır kendisi...
Hiç değerlendirmeye girmemiş, küçük bir ihtimal daha var... O da İsmail Köybaşı'nın sol önde oynaması mı dersiniz?... O da olabilir...
Ama bildiğim bir şey var; "Beşiktaş daha doğru oynayacak" dedirten eksiklerin toplam bonservis bedeli 20 milyon Euro. Yine bir yerlerde yanlış mı yaptık acaba??































