Lentini konusunu açarken, diğer transfer rekorları da gözüme ilişiyordu... Bundan tam 10 yıl önce, Hernan Crespo'nun transfer rekoru kırarak Lazio'ya geçişini hatırladım... Futbolun ne kadar hızlı geliştiğini ve değiştiğini anlamak, sırf bu örnekle bile mümkün oluyor sanırım... Crespo, bugün yine 10 yaş gençleşmiş dahi olsa, o parayı eder miydi? Parma'dan Lazio'ya geçerken bugünkü değerle; 44 milyon Euro'ya mal olan bu forvet oyuncusu, bugün en fazla "büyüyen futbol ekonomisine rağmen" 20 milyon falan ederdi diye tahmin ediyorum. Modern futbolda artık iyi kafa vuruşları, gol vuruşları yapan "uzun santraforların", statik oyun anlaşıylarını değiştirmedikçe fazla revaçta olamadıklarını görüyoruz... Kaldı ki; bu tip santraforların belki de en iyi örneklerinden bir isim, bugün halen dünya futbolunda boy gösteriyor: Huntelaar... Ancak kendisi Real Madrid macerasından sonra, "modern futbolu en geriden takip eden takımlar arasında bulunan" Milan'da da tutunamadı... Oysaki, 10 yıl öncesine baktığımızda "transfer rekoru kırabilecek" bir isimdir Huntelaar. Cezasahası içinde ve çevresinde "buldu mu atan", iki ayağıyla gol vuruşu yapabilen, harika kafa vuruşları olan, sırtı dönük oynayabilen bir oyuncu... Belki O'nun kadar iyi gol vuruşları yapamayan, fakat O'ndan çok daha hareketli bir isim olan Dzeco için, bugün Milan kesenin ağzını açmış durumda... Çünkü artık modern futbolun en büyük gereksinimi "hareketli futboldur". Belki, gol vuruşları iyi olan statik bir adamla yakalanan pozisyonların %80'i gol olur, ama "hareketli bir santraforla" yakalanan pozisyonların sayısı 3 iken 7-8 olacaktır...
Modern futbolla ısıtılıp, tekrar önümüze konan 4-3-3 sisteminde "kenar forvet" denen bir mevki ortaya çıkarak; hem tedavülden kalkan "kendini topsuz oyun ve fizik olarak geliştirememiş" 10 numaraları kurtarıyor, hem de Aguero, Alexis Sanchez, Stoch gibi, 10 yıl öncesine kadar "bu boyda forvet mi olur?" denip, kapının önüne koyulacak adamları fazlasıyla değerli kılmaya başlıyordu... Örneğin Di Natale'nin de, "yılların eskitemediği Serie A forvetlerinden biri" olmasına rağmen, ciddi anlamda adını duyurması, ancak son dönemlerde mümkün oldu.... Bunun sebebi de, yine modernleşen futbol ve buna uyan Udinese'nin, sağlıklı bir 4-3-3 sistemi kurup, Di Natale'yi "sol forvet" oynatmaya başlamasıdır... Aslında Di Natale hep aynıydı... Ha keza yine İtalya'dan Frencesco Tavano ve Tiribocchi gibi isimler de, 10 yaş genç olsalar çok büyük piyasa yapacakları yerde, bugün "kaliteli ayaklarını" sergileme imkanı bulamamaları sebebiyle, gerekli ilgiyi futbol hayatları boyunca tadamamışlardır... Bunların yanında Krasic, Pepe, Vela gibi "normalde sıradan bir kanat oyuncusu" olabilecek oyuncuların, "kenar forvet" tabiriyle çok daha farklı tipte oyuncular olarak karşımıza çıkabiliyorlar, yine modern futbolun 4-3-3'ü sayesinde...

Bugün "uzak forvet", "kanat forvet" ya da "kenar forvet" olarak tabir edilen bölgenin, ne kadar büyük önem taşıdığını Dünya Kupası'nda da sıklıkla görüyoruz. Hemen her maçda, o pozisyonda oynayan oyuncuların "fark yaratmasıyla" skorlar değişiyor... Örneğin; Uruguay, Suarez'in muthiş "kenar forvet" oyunuyla G. Afrika'yı 3'lemiştir. Keza, Ronaldo ilk maçta daha çok "santrafor gibi" kalmasıyla etkisiz gözükmüşken, Kore karşısında daha bir "kenar forvet" tadında sahada oluşuyla, kendisinden 7'ye giden maçta büyük bir verim alınmıştır... Yine David Villa, Torres'in orta forvet oynamasını değerlendirip, "sol kenar forvet" oynadığı maçta, Honduras'ı tek başına sürklase etmiştir...
Buradan bizim "özkaynaktan" bir isime gelelim... "Eğer içlerinden biri, gelecekte çok büyük bir yıldız olacaksa, bana göre bu isim Ali Kuçik'tir..." Bu sözler 3 yıl önce Beşiktaş Paf Takımı'nı çalıştıran Fikret Hoca'ya aitti... Ali Kuçik de, önceleri bilindik bir "kanat oyuncusuydu"... Ancak, sonraları Batuhan'ın etrafında oynayan bir "gezgin forvet" rolünü alınca, Fikret Hoca'yı haklı çıkartacak, asıl önemli noktaları belirdi... Ali, iyi bir "kanat oyuncusu" olmasının yanına, son dönemlerde iyi de bir "golcü" sıfatını ekleyince, ortaya modern bir kenar forvet örneği çıkmış oldu...
Buradaki maç özetlerinde, Ali'nin özellikleri hakkında fikir sahibi olunabilir. Kendisini canlı izlemiş biri olarak da söyleyebilirim ki; süratli ve teknik oluşunun yanında, çok iyi gol vuruşları yapan ve 1.79'luk boyuyla "sürpriz" koşularla kafa gollerinde de eksik kalmayan, fizik olarak A takıma hazır gözüken bir oyuncudur. Örnek vermek gerekirse; Arjantin'den bolcana çıkan kenar forvetlere benziyor kendisi; Aguero, Lavezzi gibi... Schuster'in bu tip oyuncuları, ayaklarına ters kanatta değerlendirmeyi sevdiğini söyleyebilirim. Hatta, Robinho'yu "sol forvet" olarak oynatmaya O başlamış, kendisinden en büyük verimi alma başarısının yanında, bugün halen Dunga'nın O'nu aynı bölgede oynattığını düşünürsek, Brezilya milli takımı için de iyi bir referans oluşturmuştur... Kenar forvet konusunda alternatif sıkıntısı yaşanacağı muhtemeldir ve o nedenle Ali Kuçik'in kampla götürülüp, önümüzdeki sezon için de "kadro oyuncusu olarak" düşünülmesi gerekir... Zaten kendisini bir iki hazırlık maçında gördüğü taktirde, Schuster'in de Ali Kuçik'i çok tutacağına eminim...
2013 yılına kadar Beşiktaş'ta olduğunu ve 1991 doğumlu olduğunu hatırlatarak, konuyu noktalayayım...